Lost Highway (1997) – Kayıp Otoban Film Analizi

Kayıp Otoban; gerçeklik ve düşselliğin birbirine karıştığı, zamansal algının altüst olduğu ve hatta geçmiş ve geleceğin iç içe geçtiği, karakterlerin kişilik bölünmeleri yaşayarak farklı bedenlerde karşımıza çıktığı bir sürrealist yapım ya da kısaca klasik bir David Lynch filmi… Kayıp Otoban, renklere yoğun anlamsal göndermeler yapılması ve ana karakterlerin farklı kişiliklerle başka hikâyelerde karşımıza çıkması gibi noktalar açısından Mulholland Drive filmi ile inanılmaz benzerliklere sahip. Bunlara yeri geldikçe değinmeyi düşünüyorum.

Eğer aradığınız şey somut ya da yalın gerçeklik barındıran realist filmlerse ve bir filmi anlamak için kafa yormayı sevmiyorsanız Lost Highway’ın size göre bir film olmadığı uyarısını en baştan yapmak gerekiyor.  

Bu incelemeyi yaparken sizin filmi seyretmiş ve filmde ne olduğunu anlamaya çalışan bir seyirci olduğunuzu kabul ediyorum. Dolayısıyla film analizine filmin konusu, mekânları ya da karakterleri gibi unsurları geçerek doğrudan hem de kitabın tam ortasından başlıyoruz.

Lost Highway (1997) – Kayıp Otoban Fragman / Trailer İzle

Kayıp Otoban filminde bilinçli bir tercih olarak bazı noktaların yorumu seyirciye bırakılmış. Bu nedenle film analizi yaparken bazı noktalarda seçenekler yani olasılıklardan kaçamıyoruz. İlerleyen paragraflarda ne söylemek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Açılış sahnesi ve “Dick Laurent (Lorant) is dead.” sesi.

Filmin açılış sahnesini dikkatle seyrettiğimizde Fred’in küçük karanlık hücresinde sigara içtiği anlaşılıyor. İlerleyen sahnelerde birkaç kez şahit olacağımız ve gardiyanların kaldığı bölüme ait olan otomatik kapının açılma sesi duyuluyor. Hemen ardından da Fred’in yüzüne vuran ışıkla birlikte hücresi aydınlanıyor. Ancak bu andan yani aydınlanmadan itibaren Fred’i artık kendi evinde ve yatak odasındaki aynaya bakarken görüyoruz. Sigara içerken ellerinin titrediği ve yüzünün oldukça endişeli olduğu görülüyor. Burada bir parantez açarak Mulholland Drive ile Kayıp Otoban arasındaki benzerliğe dikkat çekmek istiyorum. Mulholland Drive filminde mavi ve kırmızı renklere anlamlar yüklendiğini; mavi rengin hayal dünyasını; kırmızı rengin ise gerçekliği temsil ettiğini görmüştük. Kayıp Otoban’da siyah ve kırmızı renklerin yoğun olarak kullanıldığı göze çarpıyor. Bu filmde kırmızı renk gerçekliği, siyah renkler ise sahteliği simgeliyor. Bu ayrıntı ve gerçeklik ve hayalin ince çizgisini ayırma konusunda bize çok yardımcı olacak. Filmin açılış sahnesinde Fred’in yüzü kıpkırmızı. Muhtemelen hapishanede gece algısı oluşturmak için belli bir saatte kırmızı ışık veriliyor. Ancak birkaç saniye sonra kırmızılık yok oluyor ve Fred’i daha sonra yatak odası olduğunu anlayacağımız odada görüyoruz. Bu arada aynada görülen kırmızılık da odanın gerçekliğine ince bir dokunuş. Çünkü Fred’in bulunduğu yatak odası gerçeklikte var. Fred ayağa kalkarken ekranın kararması yaşanılan olayın yani cihazdan duyduğu sesin gerçek olmadığına bir gönderme. Kararma sahnelerini filmin pek çok yerinde göreceğiz. Örneğin Alice bekleme yaptığı sırada ışıkların kapanarak her şeyin karardığını söyleyecek.

Kapı zili çaldığı zaman Fred’in bakışlarının yukarıya doğru olduğunu fark edebilirsiniz. Fred sandalyede oturuyor ve bu bakışın açısını düşündüğümüzde kapı diafonunun oldukça yukarıda olması gerekiyor. Ama Fred ayağa kalktığında diafonun aşağıda yer aldığı görülüyor. Bunun nedeni her şeyi hücresinden hayal eden Fred’in gerçekliği kurgularken basit hatalar yapması.

Dick Lorant öldü, sesinin sahibi filmin sonlarında göreceğimiz gibi Fred’in kendisi. Bu sahne filmde zamanların iç içe geçtiğinin ve düz bir zamansal akış beklemenin ne kadar hatalı olacağının kanıtı. Fred’in bu kurguyu hapishane odasından yaptığını ve her şeyin onun zihninde yaşandığını unutmamak gerekiyor. Filmin başında biz onu henüz tanımasak da Fred’in zihni Dick Lorant’ın kim olduğunu zaten biliyor. Dolayısıyla bu ses Fred’in onun ölmesini ne kadar istediğini gösteriyor. Dick Lorant filmin sonlarında gizemli adam tarafından öldürülecek ancak tüm bunların gerçekliğini adım adım sorgulayacağız.

Fred’ın duyduğu siren sesinin anlamı nedir?

Fred’in zihni ilerde yaşayacağı polis kovalamacasını hatırlıyor ve endişe ile yola bakıyor. İlk baktığı yer ve son baktığı yer ilerde yaşanacak kovalamacanın yönüyle aynı. Fred’in zihni bu kurguda dedektiflerin onu kovaladığı sahneyi doğru hatırlıyor.

Fred’in Yaşadığı Derin Travma

Bu sahnede Fred’ın saksafon koyduğu kılıfın rengi ve karısının kıyafeti kırmızı ancak odada siyah renkler hakim. İkili arasında bu konuşmanın gerçekten yaşanıp yaşanmadığını net olarak söyleme imkanımız yok. Ancak bu konuşma sayesinde Fred’in, karısına yönelik kuşkularının olduğunu öğreniyoruz. Renee kulübe gelmek istemediğini ve evde kitap okumak istediğini söylese de Fred’in buna inanmadığı açıkça görülüyor. Fred’in karısına güvenmemesi ve onun kendisini aldattığını düşünmesi filmin üzerine kurgulandığı en temel iki psikolojik durumdan bir tanesi. Diğerini ilerde göreceğiz. Fred hiçbir zaman tam olarak Renee’ye sahip olamıyor. Peter kurgusu boyunca Alice’e sahip olmaya çalışmasının temelinde bu var. Alice karısını temsil ediyor ve kendisine asla sahip olamayacağını söylediği anda Peter’in tekrar Fred’e dönüşmesi onun yaşadığı derin travmanın bir etkisi. 

Fred’in ne kadar çaresiz olduğu bu diyalogdan anlaşılıyor. Renee’ye “Hala seni güldürmeyi başarabiliyorum.” demesine karşılık Renee gülmeyi sevdiğini belirtiyor. Aslında Renee “beni güldüren sen değilsin, gülmeyi sevdiğim için gülüyorum.” demek istiyor. Fred’in yaşadığı korkunun ne kadar derin olduğu anlaşılabiliyor.

Fred’in saksafon çalarken kendinden geçtiğine ve işini çok iyi yaptığına dikkat edelim. Aynen Peter gibi. Peter da işini çok iyi yapan bir araba tamircisi.

Telefon Sahnesi

Fred karısının ne yaptığını kontrol etmek için ona telefon açıyor. Bu sahnede kırmızı tonların ağır bastığını görebilirsiniz. Büyük olasılıkla böyle bir olay hiç yaşanmadı ve bu Fred’in zihninde kurguladığı bir sahne.

Telefon ikinci kez çaldığında ekranda Fred’in saksafonunu da görüyoruz. Saksafon yerinden hiç alınmamış ve öylece duruyor.  Sahnelerin birisinde kırmızı diğerinde ise siyah tonlar hakim. Gerçek olan siyahlığın hakim olduğu sahne ve saksafon yerinde duruyor. Bu da bize bu telefon sahnesinin hiç yaşanmadığını ve Fred’in bize yaşanmış gibi aktardığını gösteriyor. Fred bilinçaltında, karısının kendisini aldattığı düşüncesini çok derinlemesine yaşıyor.

Fred eve geldiğinde karısının derin bir uykuda olduğunu görüyor. Bu sahnede kırmızı ve siyah renkler yoğun olarak kullanılıyor. Yastıklar siyah, yatak örtüsü kırmızı.

Fred’in arkasındaki perde kırmızı ama hemen yan taraf siyah. Bu durum Fred’in gerçeklikle hayal arasında gidip geldiğinin bir göstergesi. Karısına yönelik beslediği derin şüphe asla peşini bırakmıyor.

Zarfın içerisinden kaset çıktığında Renee’nin çok gerildiği; kasetin içerisinden evin görüntüsü çıktığında ise çok rahatladığı görülüyor. Renee’nin bu kadar gerilmesinin nedeni kasetin eskiden oynadığı porno filmlere ait bir görüntü olduğunu düşünmesi. 

Renee’nin eski hayatı Fred için büyük bir gizem. Bunu arabada yaptıkları konuşmadan da anlayabiliyoruz. Renee burada bir işten bahsediyor ama işin ne olduğunu söylemiyor.

Peter ilerde Alice ile konuşurken ona bu işin porno filmlerde oynama teklifi olup olmadığını soruyor. Ama Fred bu düşüncesinde haklı çıkmıyor. Belki Fred karısının kendisini aldattığına yönelik düşüncesinde de yanılıyordu. Bunu irdelemeye devam edeceğiz. Bu sahnede Renee’nin kıyafetinin siyah olması bize bu sahnenin gerçekliğini sorgulamamız için ayrıca bir neden sunuyor. Bu arada Fred’in kasete bakmak için çok hevesli olmadığını gözden kaçırmayalım. Onun zihnindeki en büyük korkusu karısının kendisini aldatması ve bu kasette buna dair bir görüntü çıkabilme olasılığı var. Fred aslında kasete bakmamak için karısına yalan söyleme şansı veriyor ama karısı bunu değerlendirmiyor ve Fred kasete bakmak zorunda kalıyor.

Televizyonun yerde kartonların üzerinde durması da çok dikkat çekici. Bu kadar düzenli bir evde televizyon neden yerde? Üstelik çevresinde ne elektrik ne de VHS kaset oynatıcısının kabloları var. Eğer bunlar duvarın içinden geçiyorsa neden televizyon için bir masa ayarlanmamış ve oldukça paspal bir halde yere bırakılmış? Bu soruyu şöyle cevaplayabiliriz:

Fred’in karısını çok sevdiğini ve onu kaybetme korkusu yaşadığını biliyoruz. Onu kaybetmesine neden olan görüntüyü bu televizyonda izleyecek. Bu nedenle televizyona evde bir eğreti gibi duruyor ve Fred onun hiç var olmamasını diliyor. Zihninde ona bu kadar kötü bir yer verme nedeni bu. İlerde çölde göreceğimiz kulübenin içinin dağınık ve pis olma nedeni de aynı. Kulübe ona gerçekleri hatırlatıyor aynen televizyon gibi. Ancak televizyon gerçek ve Fred ne kadar kaçsa da onu hapishaneye düşüren görüntüleri bu televizyondan izleyecek. Televizyonun altındaki kırmızı kutu da televizyonun gerçekliğine bir gönderme.

Renee kasetin içinden evin görüntüsü çıkınca rahatlıyor ve “Emlakçı göndermiş olmalı!” diyor. İngilizce cümlede must kalıbını kullanıyor. Yani olasılık bırakmadan kesinlikle emlakçı göndermiş demek istiyor. Ancak Fred buna karşılık sadece BELKİ, diyerek korkularının derinliğini bir kez daha gösteriyor.

Bu sahnede yine Fred’in hayal gücünü görmekteyiz. Renee kulübe hiç gelmemesine rağmen o yine de zihninde onun kulüpten bir adamla dışarıya çıkarak onu aldattığını kurguluyor. Bu sahnede arka planın tamamen siyah olması bir tesadüf değil. Bu sahnenin gerçek olmadığını gösteren bir ayrıntı. Bu arada yönetmen kırmızı perdeyi özellikle gösteriyor. Bu yatak odası ve ikilinin iletişim kurmayı becerememeleri bir gerçek. Ancak Fred’in siyah bir yastığa başını koyarak kurguladığı sahne gerçek değil. Renee’nin onu hiç aldatmadığı olasılığı daha da güçleniyor. Fred’in karısını tatmin edemediğini Renee’nin onun omuzuna elini koyarak “Önemli değil” dediği an anlıyoruz. Fred bu durum karşısında çok utanıyor ve psikolojik bir çöküntü yaşıyor.

Fred’in rüyası ne anlama geliyor?

Fred’in rüyası öncelikle rüya içinde bir rüyaydı. Fred büyük olasılıkla karısını tatmin edemediği sahne sonrasında uyudu ve karısına gördüğü rüyayı anlattığı sahne de bir rüyaydı. Çünkü rüyayı anlatmaya başladığı sahnenin sonunda uyandığı görülüyor. Rüyasında karısı ona sesleniyor ama Fred onu evin içerisinde bulamıyor. Fred’in onu kaybetme ve sahip olamama korkusunun yine zirve yaptığı anlardan bir tanesi. Yatakta başkasının yattığını söylüyor ama ekranda görülen kişi karısı. Fred’in korkusu o kadar derin ki karısını görmesine rağmen hala onu kaybetme korkusunu dizginleyemiyor.

Gizemli Adam Kim?

Gizemli Adam; Fred’in negatif duygularının beden bulmuş hali. Fred’in, karısına yönelik kuşkuları, kendi cinsel yetersizliği ile birleşiyor ve gün geçtikçe güçlenerek onu hasta ediyor. Dikkat ederseniz Fred gizemli adamı ilk kez başarısız bir cinsel birliktelikten sonra gördü. Gizemli adam burada Fred’in endişe ve korkusunu temsil ediyordu. Fred aslında cinsel yetersizliğinin gizli kalmasını istiyor. Bu, karısının kendisini aldatma korkusu ile eşdeğer bir korku. Kameranın yatak odalarını çekme nedeni de bu korku. Kamera evin en mahrem odasına girerek Fred’in yetersizliğinin başkaları tarafından bilinebileceğini ona hatırlatıyor. Gizemli adam partideki buluşmada Fred’in endişe ve güvensizliğini simgelerken filmin sonlarına doğru gizemli adamın ona bıçağı uzattığı sahnede ise onun nefret ve intikam duygusunu simgeliyor. Gizemli adama daha epeyce değinmeyi planlıyorum. Şu an bilmeniz gereken şeyler onun gerçek olmadığı, Fred’i gerçekliğe çağıran ve onun bastırılmış negatif duygularının hayat bulduğu kişi olduğu.

İkinci kaseti bulan Renee kasedi artık çok önemsemiyor. Bu arada Renee’nin neden sürekli yukarıya baktığını ve duyduğu köpek sesinin kimin köpeğine ait olduğunu ilerde konuşacağız. Şu an konu dağılmasın diye bunlara değinmeden geçiyorum.

İkinci kasette yatak odasının gözetlenmesi aslında Fred’in en derin iki korkusundan birisinin başkaları tarafından bilinme olasılığını gösteriyor. Şu an bilmesek de ilerde bu filmi çeken kişinin gizemli adam olduğunu anlayacağız.

Dedektiflerin ne kadar pasif kaldıklarını, doğru düzgün hiçbir karar alamadıklarını, evi bile tam olarak inceleyemediklerini eminim fark ettiniz. Dedektifler Fred’in kurgusunda onun çaresizliğini ve gerçeklerden kaçma isteğini simgeliyorlar. Fred gerçeklerden nefret ediyor ve bilinmesini istemiyor. Dolayısıyla dedektiflerin becerikli olması onun son isteyeceği şey. Hatırlarsanız Mulholland Drive filmindeki kiralık katil de beceriksiz birisiydi ve bu becerisizlik aslında Rita’yı öldürmesi için onu tutan Beti’nin bilinçaltındaki korkuyu yansıtıyordu. Kayıp Otoban’da göreceğimiz tüm dedektiflerin beceriksizliğinin altında da aynı sebep yatmakta.

Dedektiflerin Fred’in yatak odasının küçüklüğünü yadırgamaları ve Fred’in bu sırada utangaç davranmasının nedeni de aynı korku. Fred zihnindeki bu kurguda cinsel hayatındaki başarısızlığın duyulmasından çok korkuyor ve aynı zamanda utanıyor.

Dedektiflerle konuşan Fred filmde izlediğimiz hiçbir şeyin göründüğü gibi olmayabileceği mesajını veriyor. “Her şeyi kendi kurguladığı gibi hatırlamayı” sevdiğini söylüyor. Video kameralardan bu yüzden hoşlanmıyor. Onlar gerçekleri olduğu gibi kaydederler ve Fred’i yalancı çıkarabilirler. Film boyunca Fred’in zihnindeki kurguyu izlediğimizi düşününce seyrettiğimiz her şeyin gerçeklikte yaşananlardan farklı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak gerçekte neler yaşandığını asla bilemeyeceğiz ve seyrettiklerimizi kabullenmek zorunda kalacağız.

Bu noktada her şeyi kameraya alan gizemli adam daha da bir önem kazanıyor. Bu adam Fred’i gerçekliğe çağıran ve neyi nasıl hatırlarsa hatırlasın gerçeklikten kaçamayacağını ona hissettiren bir kişilik. Filmin sonunda ona kendi isminin ne olduğunu sorması, Fred’in cevaptan kaçarak arabasına binmesi ama adamın onu kamerayla takip etmesi hep bu yüzden. İstediğin kadar kaçabilirsin; ama her şeyi kameraya aldım ve eninde sonunda onlarla yüzleşeceksin.

Fred’in zihni her ne kadar kurgu ile meşgul olsa ve hapishanenin dışına çıksa da bu sahnede bize zihninde bir yerlerin her şeyin farkında olduğu izlenimini veriyor. Fred hapishane odasına geldiğinde de yukarıya dikkatle bakmıştı aynen bu sahnede baktığı gibi.

Çılgın ev partisi ve Andy

Andy’nin filmin sonunda da göreceğimiz büyük evinde çılgın bir parti düzenlemesi ve Fred’in burada gizemli adamla ilk kez konuşması onun korkularının ve şüphelerinin dikey bir şekilde yükseldiğini gösteriyor.

Bu kısa partide öğrendiklerimiz aslında çok önemli.

1. Renee Fred’i içki almaya gönderiyor. Burada yine yorumu bize bırakılan bir sahne var. Karısı Fred’i bilerek mi uzaklaştırdı yoksa bu sadece masum bir istek miydi?  Bunu tam olarak bilemeyeceğiz.

2. Gizemli adamın telefonla kendisini aratması ve Fred’in evinde olduğunu ona söylemesi ve bundan haklı çıkması. Gizemli adamın Fred’in negatif duygularının beden giymiş hali olduğunu söylemiştim. Bu sahnede gizemli adam onu iyice paranoyak hale getiriyor. Birilerinin evine girdiğini, karısıyla birlikte olduğunu ve onun cinsel yetersizliğini başkalarının da bildiğini ona hatırlatıyor.

Gizemli adam “Evime nasıl girdin?” sorusuna “Beni sen davet ettin” diye cevap veriyor. Yani Fred karısından şüphelenme olayını kendisi kurguladı ve kendisi büyüttü. Bu şüpheyi zihnindeki yanlış anlamalarla o kadar büyüttü ki sonunda geldi ve evinin içine yatak odasına kadar girdi.

3. Gizemli adamın Dick Lorant’ın arkadaşı olduğunu öğreniyoruz. Dick Lorant’ın filmin sonunda Fred’in eşiyle birlikte olan adam olduğunu öğreneceğiz. Dick kelimesinin argo bir anlam taşıdığını da burada belirtmek gerekiyor.

4. Fred, Dick Lorant’ın öldüğünü söylüyor ama Andy onun ölmüş olamayacağını söyleyerek Fred’in aklını karıştırıyor. Burada filmdeki zaman algısının düz ilerlemediğini, Fred’in zihninin ona geçmiş ve geleceği karıştırarak sunduğunu görüyoruz. Bir sonraki kurguda Dick Lorant ölmemiş olarak karşımıza çıkacak. Ancak filmin sonunda yine gerçekliğe dönüş yapıldığınıda Dick Lorant’ın Fred’in eşiyle birlikte olan kişi olduğunu göreceğiz. Dick Lorant diye bir karakterin gerçekten olup olmadığı noktasında soru işaretleri filmin sonunda ne yazık ki kalkmıyor. Bu büyük olasılıkla Fred’e travma yaşatan büyük şüphesinin vücut bulmuş hali. Yani karısının onu aldattığı birisi olmalıydı ve bu öncelikle Andy gibi görünüyordu. Ama sonra Dick Lorant oluverdi.

Parti, filmde bu ana kadar birikmiş gizemlerin bir kısmının çözüldüğü ve başka gizemlerin karşımıza çıktığı bir tür gerçeklik toplantısı sanki… Bu arada gizemli adamın siyah giyindiğini gözden kaçırmayalım. Siyah bu film için realist olmayan durumları, yerleri ve kişileri simgelemek için kullanılıyor.

Parti sonrasındaki araba sahnesinde yine Fred’in şüphelerine tanık oluyoruz. Bu kez karısına Andy ile nasıl tanıştıklarını ve önerdiği işin ne olduğunu soruyor. Renee ise hatırlamıyorum diyerek geçiştiriyor. Fred’in zihninin bu konuşmayı Alice’e soru sorarak sürdüğünü göreceğiz. Alice, Andy’nin teklif ettiği işin ne olduğunu söylemeden Peter, porno filmlerinde oyunculuk mu diye soruveriyor. Ancak yanılıyor. Teklif ettiği iş daha farklıydı.

Fred partiden sonra eve geldiğinde filmin en gizemli anlarından birisi yaşanıyor. Eve yaklaştıklarında Fred içeride birisinin olduğu şüphesiyle karısına dışarıda beklemesini söyleyerek eve giriyor ve evi kontrol etmek istiyor. Burada yaşanan ilginç bir telefon sahnesi var.

Fred evde birileri var mı diye kontrol ederken telefon çalıyor. Burada kırmızılıktan siyaha hızlı bir geçiş yapılıyor. Telefon 2 kez çalıyor ve Fred bu sırada kısa süreli bir şok geçiriyor. Sizce arayan kişi kim? Arayan kişi tam olarak kendisi. Partide gizemli adam Fred’e o anda Fred’in evinde olduğunu söylemişti ve ona telefonu uzatarak evi aramasını istemişti. Telefon 2 kez çaldı ve sonrasında açıldı. Adam gerçekten de evdeydi. Fred bu sahnede kendi evindeki gizemli adamın kendisi olduğunu anlamaya başlıyor.

Fred’in elbise dolabını kapatırken çıkan ses hapishanedeki memurun rutin kontrolü sırasında çıkan sesle aynı. Hapishanedeki bu sesi Fred’in Peter’a dönüştüğü sahnede duymuştuk. Memur pencereden bakmış ve çok şaşırmıştı. Şimdi yine aynı sesi duyduk ve bu kez de bir dönüşüm ya da farkındalık ortaya çıktı.

Fred baştan aşağıya siyah giyiniyor ve yürüyerek siyahlığın içinde kayboluyor. Sonra kendisini aynaya bakıyorken buluyoruz. Aynaya sanki kendisini ilk kez görüyor gibi tuhaf bakıyor. Az sonra diğer odada yürüyen iki gölge görüyoruz. Bu an artık Fred’in dönüşümünü tamamladığı ve gizemli adamın kendisi olduğunu kabullendiği an. Gölgeler yatak odasına doğru ilerliyor. Sonrasında ne olduğunu III. kasetten öğreniyoruz. Hatırlarsanız Fred filmin sonunda Mr.Eddy’i öldürürken, gizemli adamla işbirliği yapmıştı. Burada da aynısı oluyor ve Fred negatif ve kötü duygularını temsil eden gizemli adam kişiliği ile karısını öldürüyor. Fred bu geceyi gerçekten hatırlamıyor; çünkü III. kaseti izlerken ve polis sorgusunda yaşadığı şoku görebiliyoruz.

Fred III. kaseti izlerken yine yukarıya bakıyor o anda hapishane odasının yukarısındaki fan ya da ışığın çıkardığı mekanik sesi duyuyoruz. Fred’in zihni nadir de olsa zihnindeki kurgudan dışarıya çıkarak gerçek mekanını algılayabiliyor ama bu sadece bir anlık bir durum. Hatırlarsanız Fred’in karısı II. kaseti merdivenlerden alırken de yukarıya bakmıştı.

Hapishane sahneleri muhtemelen filmdeki tek gerçek sahneler. Fred ölüme mahkûm edildi ve son günlerinde kendi zihninde daha önce yaşanılan her şeyi ama her şeyi tekrar kurgulamayı tercih etti. Kendi sözleriyle söylersek: Yaşanılan şeylerin onun hatırladığı gibi yaşanılması gerekmiyor. Zihni belki cinayetin haklılığını göstermek ve sahip olamadığı karısını elde edebilmek gibi nedenlerle II. kurguyu tasarlamaya başladı.

Peter’ın ilk kez göründüğü ve Fred’in yerini Peter’a bıraktığı sahne. Burada Peter’in neredeyse dağıldığını ve anormal biçimde titrediğini görüyoruz. Yüzü elektriğe çarpılmış gibi şişiyor. Bu sahnenin aynısını filmin sonunda kovalamaca sahnesinde görüyoruz. Bu durum Fred’in filmin sonunda elektriğe verildiğine dair yapılan yorumların doğru olmadığını gösteriyor. Fred kurguladığı hayatında, eşini kaybettiği ve artık çıkış yolu bulamayarak gerçekliği kabul etmek zorunda kaldığı anda başka bir kişiliğe bürünüyor. Böylece kameralardan yani gerçeklikten kaçabiliyor. Filmin sonunda da yaptığı şey tam olarak bu.

Hapishane müdürünün Fred’in hücresine bakmaya geldiği anda dikkatimizi çeken bir nokta var. Memur Mack ve hapishane müdürünün konuştuğu yer, daha önce gördüğümüz memurların hücreleri gözlemlediği yer. Bu kısmın tamamen değiştiği ve eski düzenin kalmadığı görülüyor. Bunun nedeni artık Fred’in kurgusunu izliyor oluşumuz. Fred büyük olasılıkla bu kısmı ayrıntılı olarak hiç görmedi ve bu şekilde hayal etti. Eğer bu kısmı görmüş olsaydı zihni burayı aynı kendi evi ya da diğer mekânlar gibi gerçeğin birebir kopyası olarak tasarlayacaktı.

Fred II. kurgusunda neden bir yatak üzerinde değil de yeşil bir bahçede kendine geliyor? Bunun nedeni büyük olasılıkla uzun süredir tek başına hücrede yaşayan Fred’in yeşilliği ve açık havayı çok özlemesi. Bu zihni kurguyu bu şekilde tasarlıyor. Uyandıktan sonra etrafı nasıl süzdüğüne ve ilk kez görüyor gibi baktığına dikkat edin.

Fred, bir önceki kurgusunda havlayan köpeğin kime ait olduğunu sormuştu. Yakınlardan gelen bu havlama sesinin sahibi işte bu köpek. Peter’in minik havuza dikkatle bakma nedeni ise daha önceki kurguda yaşadığı havuz partisi… Filmin sonunda havuzlu villaya tekrar gidecek. Bu minik havuz ona oldukça önemli anların yaşandığı anları hatırlatıyor.

Peter’in anne ve babasının bu kadar pasif olması ve olaylara neredeyse hiç müdahale etmemesi ilginç değil mi? Aynen dedektifler gibi. Sanki hiçbir şeye karışmayan sadece gözlem yapan figüranlardan farksızlar. Bunun nedeni Fred’in Peter kurgusunda istediği gibi olmak üzere bir tasarım yapması. Özgürce yaşayan, kendisine güvenen, harika bir cinsel yaşamı olan, kızların peşinden koştuğu erkeksi bir kişilik. Anne ve babanın ona müdahale ederek hayatı zorlaştırması onun arzu ettiği bir şey değil. Onlar kurguda varlar ama aslında yok gibiler. Zaten telefon sahnesinden sonra ikisinin birden yok olması onların ne kadar etkisiz eleman olduklarının bir kanıtı. O sahneyi ilerde konuşacağız.

Mr. Eddy’nin ilk kurgudaki Dick Lorant olduğunu öğreniyoruz. Korumalarla dolaşan, porno film sektörü işinde çalışan ve oldukça kaba saba bir adam olan Mr. Eddy filmde erkekliği temsil eden bir karakter. İlk kurguda karısını aldatan kişi olarak karşımıza çıkacak ve Andy onu öldürerek bir çeşit intikam alacak.

Arabanın içerisinde Mr. Eddy’nin Peter’a bir kaset uzatarak “Porno sever misin?” diye soruyor ve Peter bundan hoşlanmadığını söylüyor. Bu durumun karısının geçmişiyle doğrudan ilgisi var. Fred’in bilinçaltı karısının bu sektörde çalıştığını düşünüyor ve bundan hoşlanmıyor. Bunu otel odasında Alice’a sorduğu sorudan anlıyoruz.

Peter aynaya bakıyor ve Fred’in hücresinde başını sallarken oluşan yara izlerinin kaybolduğunu görüyor. Bu durumda Fred’in Peter karakterini özümsediğini ve o zihnini o karakter olduğuna ikna ettiğini söyleyebiliriz.

Peter’ın araba tamiri sırasında duyduğu müzik Fred’in filmin başında çalmış olduğu saksafon… Bu ses Peter’ı o kadar rahatsız ediyor ki kalbini tutuyor. Yeni kimliğine alışan ve onu benimseyen Peter’in eskiye ait hiçbir şeye tahammülü yok. Bu yüzden radyoyu hemen kapatıyor.

Alice ve Peter’ın tanışma anı… Fred, Peter asla sahip olamadığı ve tatmin edemediği eşini ikinci kurgusunda ilk kez görüyor. Mr. Eddy’nin ikisinin arasına nasıl girdiğine ve birbirlerini görmelerini nasıl engellediğine dikkat edin. Fred’in zihni onu bu şekilde kodlamış çünkü Fred’e göre karısının kendisini aldattığı kişi mr. Eddy yani Dick Lorant.

Bu arada mr. Eddy’nin tüm arabalarının siyah olduğu dikkatimizden kaçmıyor. Bu durum mr. Eddy’nin gerçek olmayan bir karakter olduğunu gösteren bir ayrıntı. Bu sahnede siyah arabanın içinde duran Alice’ın arka tarafında görülen kırmızı duvar; Alice’in yani Fred’in eşinin gerçekliğini simgeliyor.

Fondaki müzik “This magic moment so diffirent and so new” sözleriyle bu anın ne kadar özel olduğunu gösteriyor. Fred karısıyla hem de tam istediği şekilde yeniden tanışıyor. Aslında karısıyla doğru düzgün bir iletişim bile kuramazken bu kurguda Alice karakteri onun peşinde geliyor ve Peter’a ilgi gösteriyor. Her şey Fred’in olmasını istediği gibi. Alice onun için garaja kadar geliyor ve onu elde etmek için çabalıyor. Daha önce karısından “Önemli değil…” cümlesini duyan ve onu tatmin edemeyen Fred bu kez Alice’den “Daha fazlasını istiyorum!” sözlerini duyuyor. Ama Fred’in korkuları o kadar derin ki bu sihirli kurgu bile onun istediği gibi gitmeyecek.

Daha önceki araba sahnesinde Fred ve Renee hem bedensel hem de zihinsel olarak birbirine çok uzaklardı. Ama bu sahnede ne kadar yakın olduklarını ve Alice’in ona ne kadar yaklaştığını görüyoruz. Her şey harika gidiyor.

Telefon konuşması Peter’in rüyasının ilk kez yıkılmaya başladığı ve olayların akışının değiştiği an. Alice, Mr. Eddy’nin bir şeylerden şüphelendiğini söylüyor. Hem Peter’ın hem de Alice’in göründüğü sahnelerde siyah renk oldukça ön planda. Bu ayrıntı, filmde yer alan bu konuşmanın hayal ürünü olduğunu gösteriyor.

Bu sahnede Peter yalnız başına ve donuk bir yüzle sanki hapishanedeki odasında oturuyor. Duvarda yürüyen böcekler, lambada uçuşan sinekler görüyor. Aynı zamanda siyahlık içerisinde Alice’in yüzü beliriyor. Peter Etrafa bakarken görüntü bulanıklaşıyor ve titriyor. İşte bu sahnede Peter’ın daha doğrusu Fred’in ikinci kurgusu yıkılmaya ve çökmeye başlıyor.

Fred korkuyla odadan çıkıyor ve kız arkadaşı ile buluşuyor. Onunla birlikte olurken yüzündeki endişe ifadesi onun tekrar Fred olmaktan ne kadar korktuğunu gösteriyor. Kız arkadaşını tatmin edebiliyor. Eğer Fred olsaydı bu asla gerçekleşmezdi.

Bu ana kadar olaylara hiçbir şekilde müdahale etmeyen anne ve babası birden Peter’la bir konuşma gerçekleştiriyor. Alice’in telefonuyla yıkılma sürecine giren kurgusu yıkıma bir adım daha yaklaşıyor. Fred’in zihninin unuttuğu ve II. kurgusunda yer vermediği gizemli adam bu sahnede kendini belli etmeye başlıyor. Gizemli adam elindeki kamera ile gerçekliği simgeliyor. Peter ise gerçeklerden kaçmaya çalışıyor. Ancak bunu başaramayacak.

Anne ve babası polisin aradığını ve o gece neler olduğunu hakkında sorular sorduklarını söylüyor. Dikkat ederseniz Peter’in kız arkadaşı da ona aynı gece hakkında bir şeyler söylemişti ama Peter hatırlamadığı söyleyerek geçiştirmişti. Şimdi durum daha da ciddi.

Babası Peter’a “O geceyle ilgili polislere hiçbir şey söylemeyeceklerini” söyledikten sonra annesi “O gece seni gördük Peter” diyor. Bu Fred’in iç sesi ve karısını öldürdüğü gece kastediliyor. Ancak Fred’in savunma mekanizması hemen devreye giriyor ve anne babası “Eve geldiğinde yanında bir adam olduğunu” söylüyorlar.Peter’ın bana neden bir şey söylemediniz, sorusuna her ikisi de susarak cevap veriyorlar. Fred’in kurgusundan ibaret olan anne ve baba bu konuşmalarıyla Peter’ın zihninin gerçeklerle yüzleşme vaktinin yaklaştığını haber veriyorlar.

Bana ne oldu sorusuna hem annesi hem de babası hiç konuşmadan gözyaşları ile cevap veriyorlar. Gerçeklerden ne kadar kaçsa ve karısını öldürdüğünü kabullenmese de Fred’ın zihni neler olduğunu çok iyi biliyor. Bu sahnede Peter’in birkaç saniyelik görüntüyle o geceyi hatırladığını görüyoruz.

Bu arada Peter’ı otoban kenarındayken gördüğümüz bu sahne tekrar araya giriyor. Bu sahnenin anlamı ne olabilir? Burada Fred’in zihni Peter kurgusunun gerçekliğinden çıkarak Fred olduğunu hatırlama yönünde bir adım atıyor. Ancak Fred bu kurgudan çıkmak da istemiyor. İşte hem anne babası hem de Peter’in sevgilisinin ona seslenme nedeni bu. Kurgudan çıkmaması için çaba sarf ediyorlar.

Mr. Eddy bu sahnede Peter’i resmen tehdit ediyor. Mr. Eddy’nin durumdan sadece şüphelendiği ve emin olmadığını; aksi takdirde tavrının farklı olacağını söyleyebiliriz.

Alice, Peter’ı ararken gözlerinin yaşlı olduğu görülüyor. Peter ile bir otelde buluşmak istiyor. Artık geriye dönemeyecekleri ve sırların ya da gerçeklerin bir kısmının ortaya döküleceği an geldi.

Alice ne yapacaklarını bilmediği söylüyor ama biraz sonra yaptığı planı en ince ayrıntısına kadar Peter’a anlatınca onun her şeyi planladığını ve Peter’ı da bu yüzden kullandığını anlıyoruz. Alice Peter’a eve nasıl gelmesi gerektiğini, adresi, evin ayrıntılarını, saat kaçta gelmesi gerektiğini, arka kapının açık olacağını, gelince ne yapacağını ve daha başka ayrıntıları bir çırpıda anlatıverdi. Peter henüz kullanıldığının farkına varmadı ama bunu fark etmesi uzun vermeyecek.

Otel konuşmasında Fred’in zihninin Andy’yi, Mr. Eddy için çalışan ve onun için porno film çeken birisi olarak kurguladığını öğreniyoruz. Halbuki ilk kurguda yani havuz partisinin olduğu yerde bunu öğrenememiştik.

Daha önce arabada Fred ve karısı arasında geçen konuşmanın burada tamamlandığını görüyoruz. Gerçekte nasıl olduğunu asla bilemeyeceğiz ama bu sahnede Fred bize zihninde olayı nasıl tasarladığını gösteriyor. Fred, onun porno işinde çalıştığını düşünüyor ama Alice bunun öyle olmadığını anlatıyor.

Alice, Mr. Eddy’nin karşısına çıkmadan önce her şeyin karardığını söylüyor. Karanlık yani her yeri kaplayan siyahlık bize bundan sonraki yaşanacakların gerçekte yaşanmadığını düşündürüyor. Bu sahnede Mr. Eddy’nin oturduğu yer ve perdeler kırmızı renkli. Ancak dikkat ederseniz halının kırmızılığı Alice’in olduğu yere ulaşmıyor. Alice’in tüm kıyafetleri siyah. Bu arada tüm bunların Fred’in zihninde kurgulandığını unutmayalım. Fred’in zihni ve kurgusu mr. Eddy’nin gerçekliğine inansa da Alice’in böyle bir olay yaşadığına hala inanmıyor ya da inanmak istemiyor. Bu odaya gelmeden önce Alice’in “Birden her yer karardı.” demesinin anlamı bu. Fred’in zihninin filmin sonlarında Alice ya da  karısı Renee için aslında neler kurguladığını göreceğiz. Şu an gerçeklikten uzak olduğu için zihni hala gerçekliğe direnmeye devam ediyor ve korkularıyla yüzleşmek istemiyor. Bu sahnede Alice ile kaçma planları yapma aşamasında ve hala onun kendisini sevdiğini düşünüyor.

Mr. Eddy’nin adamının Alice’in kafasına silah dayaması, Peter’in inanmak istediği şey. Yani Alice’in bu işi gönüllü yapmadığına inanmak istiyor. Daha önceki sahnelerde telefonda Alice’in Eddy’den “Mr. Eddy” diye bahsetmesinin nedeni de bu. Fred, Alice ile onu bağdaştırmak istemiyor ve araya bir resmilik katıyor. Bu sahneye geri dönelim. Her şeye rağmen Peter olayı sorgulamaya devam ediyor. Ona  neden sadece çıkıp gitmediğini soruyor. Alice cevap vermeyince onun bundan hoşlandığını anlıyor. Peter’ın Alice rüyası adım adım çökmeye devam ediyor.

 Bu arada bu sahnede yanan şömineyi filmin başlarında Fred’in rüyasında görmüştük. Bu da bize zamanın doğrusal akmadığını gösteren ipuçlarından birisi. Fred’in korkuları ve şüpheleri gerçekten çok derin.

Peter’ın kız arkadaşı Sheila’nın onunla kavga ettiği ve kaçıp gittiği bu sahnede görüntünün neden karardığını merak ettiniz mi? Bu, ikinci kez oluyor. Daha önce Alice’in telefonundan sonra da aynı şey olmuştu. Bunun nedeni Fred’in kendisinin olamadığı kişi olarak kurguladığı Peter’ın bir başarısızlık daha alması. Rüya çöküyor ve Fred’in gerçeklerle yüzleşme vakti yaklaşıyor.

Peter’in babası ümitsizce Sheil’yı sakinleştirmeye çalışsa da başaramıyor ve kız uzaklaşıyor. Fred’in kurgusu bir darbe daha alıyor ama az sonraki telefon çok daha ağır bir darbe olacak.

Peter’ı arayan Mr. Eddy’nin artık ilişkiyi öğrendiğini ve soğukkanlı bir şekilde onunla oynadığını görüyoruz. Gizemli adam ikinci kurguda bu sahnede ilk kez ortaya çıkıyor. Gizemli adam Peter’ı gerçekliğe çağıran ve onu kurgudan uyandıran gerçekleri temsil ediyor. Bu sahnede Peter’a gerçekleri Mr. Eddy’nin değil onun söylemesi bu yüzden.

Bu sahnede Peter’a gerçekleri Mr. Eddy’nin değil onun söylemesi bu yüzden.

Gizemli adamın şu cümlesi ona hapishanede olduğu gerçeğini hatırlatıyor: “… bir insan ölüme mahkum edildiğinde onu kaçamayacağı bir yere koyarlar… ”

Telefon sahnesinin sonunda Peter’in anne ve babası kayboluyorlar. Çünkü artık kurguda onlara ihtiyaç kalmadı. Kız arkadaşı Şila ile birlikte artık onlar da yok oldular. 

Fred’in zihni artık bu dünyanın kurgu olduğunu fark ediyor ancak Peter’in direnme ve her şeyi yoluna koyma çabaları devam edecek.

Peter evi gördüğünde kısa bir şaşkınlık yaşıyor. Çünkü zihni bu evi daha önce eşiyle birlikte katıldığı partiden hatırlıyor.

Peter’in eve girdiği anda büyük ekranda Alice’in porno filmde oynadığı bir sahneyi görüyor. Bu, Peter’in şu ana kadar yaşadığı en büyük şok. Çünkü Alice’in ona yalan söylediğini anlıyor. Bu ayrıca Fred’in korkularının ne kadar derin olduğunu ve aslında karısına güvenmediğini ve onun geçmişi hakkında ne düşündüğünü açıkça gördüğümüz bir an.

Alice’in gerçek yüzünü ilk kez gösteriyor… Soğukkanlılıkla ve hiçbir şey olmamış gibi yürüyerek geliyor. Peter bir şok geçiriyor ama Alice’in yüzünde tepki bile yok.

Andy, Peter’ın üzerine atladığında ve kaza ile öldüğünde Alice’in “Onu biz değil, sen öldürdün!” demesi Peter’a bir şok daha yaşatıyor. Artık her şey o kadar kötü gidiyor ki Peter olanlara inanamıyor. Peter telaşla Alice’in yüzüne bakıyor ve ne yapacağız, diye soruyor. Alice inanılmaz derecede sakin ve hiçbir şeyi umursamıyor. Planı tıkır tıkır işliyor ve rol yapma gereği bile duymuyor. Peter tamamen avucunun içinde.

Alice inanılmaz bir soğukkanlılıkla yerde ölü bir halde yatan Anddy’nin takılarını çıkarırken görüntü bir kez daha bulanıklaşıyor. Peter yaşadığı şoklarla kurgudan kopmak ve gerçekliğe uyanmak üzere. Bu sırada gördüğü resimde Alice’in yanında karısını da bulunuyor. Bu fotoğraf Fred’in zihninin kurguya direnme çabası. Alice’in var olduğuna ve onunla oradan kaçarak her şeyden kurtulacaklarına inanmak istiyor. Aynı fotoğrafa dedektiflerin baktığı sahnede Alice’in orada olmadığını göreceğiz. Eğer Peter fotoğrafı bu şekilde yani Alice’in olmadığı haliyle görseydi o an tüm kurgusu çökecekti. Ancak Fred’in zihni her şeye rağmen direnmeye çalışıyor ve gerçekliğe dönmek istemiyor.

Peter burada gerçeklikten kopuyor ve kendisini bir otel koridorunda görüyor. Daha sonra bu otelin Lost Highway oteli olduğunu öğreneceğiz. Yirmi beş numara kendisinin kaldığı ve 26 numara da karısının bulunduğu otel.

Peter odayı açtığında ilişkiye giren bir çift görüyor ve kadın ona “Neden diye sormak mı istiyorsun?” diyor. Peter’in yüzü ve odanın için kıpkırmızı dolayısıyla bu sahnenin gerçeklikte yaşanmış olma olasılığı yüksek. Buradaki iki kişinin daha sonra Mr. Eddy ve karısı olduğunu göreceğiz.

Peter 26. Numaralı odanın kapısını kapatıyor ve her şey normale dönüyor. Peter kurgusuna devam etmek istiyor ve bunu başarıyor.

Alice değerli eşyaları koyduğu çantanın içerisinden bir silah çıkarıyor ve onu Peter’a doğrultuyor. Peter yaşadığı şokun etkisi ile ağzını bile açamıyor. Ancak Alice çok zeki ve henüz Peter’la işi bitmedi. Bu yüzden silahı ona teslim ediyor ve bir kez daha Peter’ın güvenini kazanıyor.

Peter’ın Alice ile tanıştığında yaşadıkları araba sahnesini bu sahneyi yan yana düşünelim. Bir rüyanın nasıl çöktüğünü, Peter’ın her şeyi nasıl eline yüzüne bulaştırdığını net bir şekilde görebiliyoruz. Peter dehşet içinde ve nereye gittiklerini bile bilmiyor. Alice ise tam aksine çok rahat ve yüzünde en küçük bir endişe belirtisi bile yok. Çöl yalnızlığın ve bir yönden de ölü toprakların, hayatın olmadığı bir yerin adı. Aynen hapishane gibi toplumdan soyutlanmış bir mekâna gidiyorlar.

Gizemli adamın yaşadığı bu kulübenin havaya uçtuğu görülüyor. Ancak onlar gelmeden eski haline geliyor. Bu sahne ne anlama geliyor?

Kulübe sıradan bir mekân değil. Alice onun içine girerek ortadan kayboluyor. Gizemli adam onun içinden çıkıyor ve Fred’e gerçekliği hatırlaması için can alıcı soruyu yani “ya senin adın ne?” sorusunu burada soruyor. Yani burası Fred’in kurgusunun çöktüğü yer ve bu mekanın var olmasını istemiyor. Bu nedenle onlar henüz oraya gelmeden oranın hava uçması onun zihninin bir kurgusu. Böylece gerçeklerden kaçabilecekti. Ancak başaramayacak çünkü kulübe eski haline geliyor. Fred ya da Peter ne kadar kaçarsa kaçsın gerçeklerle yüzleşecek.

Peter arabadan inmek istemiyor çünkü Fred’in zihni burada gerçeklerle yüzleşeceğini hissediyor.

Evin bu kadar dağınık ve bakımsız olmasının nedeni Fred’in bu mekandan hoşlanmıyor olması. Gizemli adamın yaşadığı, kurgunun çökeceği ve gerçeklerin yüzüne vurulacağı bu yerin onun için hiçbir cazibesi yok.

Bu soru yani Neden beni seçtin, sorusu Peter’in bittiği an aslında. Alice’in onu sevmediğini ve onu sadece kullandığını anlıyor ve ürkek bir sesle neden onu seçtiğini soruyor. Peter’i avuçlarının içine alan Alice ise hala dürüst davranmıyor ve beni hala istiyorsun değil mi diye sorarak soruya cevap vermekten kaçıyor. Kaçmasının nedeni ona daha çok acı çektirmek. Az sonra söyleyeceği “Bana asla sahip olamayacaksın” cümlesini şimdi de söyleyebilirdi. Ancak Peter’in yani Fred’in eşine ve Alice’a karşı tüm korkuları cinsellik üzerinde yoğunlaşıyor. Onu tatmin edememe durumu onu derinden yaralıyor. İşte tam da bu nedenle Alice ona can alıcı ve onun kurgusunu tamamen çökertecek cümlesini ilişki sırasında söylemeyi tercih ediyor. Peter ise kurgudan uyanmak istemiyor ve her şeyi kabullenmeye hazır.

Alice’a tam üç kez seni istiyorum diyor ama Alice artık son darbeyi vurma anının geldiğini fark ederek çok kararlı ve net bir ses tonuyla bana asla sahip olamayacaksın, diyerek ondan uzaklaşıyor. Bu cümle Peter’ın bittiği ve tükendiği an. Ne yaparsa yapsın; nasıl bir karakter kurgularsa kurgulasın gerçeklerden kaçamamış ve Alice’ı kaybetmiştir. Alice kulübeye girer ve gözden kaybolur. Bu onu gördüğümüz son sahne.

Peter ayağa kalktığında artık Fred olarak görünür. Çünkü Peter kurgusunun artık devam etme şansı kalmaz. Kız arkadaşı, anne, babası ve Alice onu terk etmiş ve Fred hayallerinden büyük bir yenilgi alarak uyanır.

Gizemli adamın arabada görülmesi; gerçeklerin onun peşini asla bırakmayacağını ve bunlarla artık yüzleşeceğini simgeler. Çünkü gizemli adamın her göründüğü sahnede Fred gerçeklerin şokunu yaşadı ve hayalleri adım adım yıkıldı.

Ancak Fred’in zihni hala direnmeye devam eder. İçinde son bir ümit kırıntısı kalmıştır. Ya Alice kulübede onu bekliyorsa? Ama kulübede onu bekleyen kişi Alice değil, gizemli adamdır.

Fred, tüm kurgusu ve hayalleri çökmesine rağmen direnmeyi tercih eder ve gizemli adama Alice nerede, diye sorar.

Gizemli adam  sert bir ses tonuyla gerçekleri Fred’in yüzüne vurmaya başlar.

Onun adı Alice değer, Renee…

Bu sahnede gizemli adamın kamerayı eline alarak ya senin adın ne diye sorması, Fred’in yüzüne gerçekleri vurmak için yapılmış bir hareket. Fred kameralardan nefret eder çünkü onlar gerçeği olduğu gibi kaydeder. Ama Fred yaşanılanları kendi düşündüğü gibi hatırlamayı tercih ediyor. Kamera aslında onun oyunlarını ve kurgularını alt üst eden en önemli unsur.

Fred cevap vermez ve kameradan yani gerçeklerden kaçar. Gizemli adam arabaya kadar onu takip eder; arabaya yaklaşınca ona elini uzatır. Bu haraketler Fred’e gerçeklerin onu takip edeceğini onlardan sonsuza kadar kaçamayacağını hatırlatır.

Fred’i tekrar kayıp otobanda arabasıyla yol alırken görürüz ama bu kez tıpkı hücresinde olduğu gibi yalnızdır. Yanında hiç kimsesi kalmamıştır. Fred’in Peter kurgusundan uyandığını ve artık direnmeyi bıraktığını anlıyoruz. Çünkü az sonra göreceklerimiz tamamen Fred’in geçmişine yönelik anlatımlar.

Yol onu Lost Highway oteline çıkarır. 26 numarada ne olduğunu görmek üzereyiz. Fred’in karısı Renee odada Mr. Eddy ile birliktedir ve her şey Fred’in ilk kurgusundan 180 derece farklıdır. Fred, Peter olduğu kurgusunda bir tür mafya olan mr. Eddy’yi metresiyle aldatırken şimdi mr. Eddy yani Dick Lorant’ın onu karısı ile aldattığını görüyoruz.

Bu aldatma sahnesinin gerçek olup olmadığını asla bilemeyeceğiz. Çünkü bu Fred’in zihinsel bir kurgusu ve karısını öldürdüğü için bilinci hala onu haklı çıkarmak için uğraşmaktadır.

Onları birlikte basmaya cesaret edememesinin nedeni karısına olan sevgisidir. Karısı ayrıldıktan sonra Mr. Eddy’i arabanın bagajına koyarak öldürmek üzere onu çöle götürür. Az önce karısını pencereden izleyen Fred’i bu kez gizemli adam pencereden izlemektedir.

Gizemli adam Fred’e bıçağı uzatarak onun kavgayı kazanmasını sağlar. Gizemli adam bu sahnede Fred’in intikam duygularını temsil etmektedir.

Fred ve Gizemli adam artık birlikte hareket ederler. Yani Fred direnmeyi kesmiş ve gerçekleri kabullenmiştir. Boğazı kesilen mr. Eddy’nin bu kadar uzun süre ölmeden konuşabilmesi, video kayıtlarını izlemesi bize bu sahnedeki kurgunun gerçek olmadığı göstermektedir.

Gizemli adamın Dick Lorant’a izlettiği görüntüler aslında Fred’in korkularıdır. Karısının porno filmlerde oynadığını, Dick Lorant ile yakın ilişkisi olduğunu ve Andy’nin de her şeyi bildiğini görüyoruz.

Dick Lorant’in izlediği video bir anda geleceği ve bulundukları anı aynı anda göstermeye başlıyor. Silah henüz ateşlenmeden videodan silah sesi duyuluyor ve ekranda gizemli adamın kamerayı almak için uzanması görülüyor. İlginç şey kameranın tam olarak Dick Lorant’ın bakışlarıyla aynı açıda olması ve onun gördüklerini yansıtması. Bu da bize videoda seyrettiklerimizin gerçekte Fred’in değil Dick Lorant’ın anıları olduğunu gösteriyor. Yani Fred bu son sahnede bile karısının geçmişi hakkında tam olarak emin olamıyor; ondan asla vazgeçemiyor.

Fred’in zihni filmin sonuna kadar karısını öldürmek de dahil olmak üzere cinayet işlediğini asla kabul etmedi. Dick Lorant’a ateş eden de Fred’in hayali karakteri gizemli adamdı. Onu öldürdükten sonra ortadan kaybolması artık kurguda bir anlamı kalmamasından kaynaklanıyor. Tüm pis işler ve cinayetler bitti. Fred karısını öldürdüğünü zaten hatırlamıyor. Andy’i öldüren Peterdı. Fred kendi kurgusunda hiç kimseyi öldürdüğünü kabul etmiyor.

Filmin son sahnelerinde her iki kurgunun birleştiğini; zamanın ise filmin en başına döndüğünü görüyoruz. Tüm bunları Fred’in zihninde yaşandığı için geçmiş ve geleceğin birlikte görülmesi çok sıradışı bir durum değil.

Resimde sadece Renee’nin olması, Alice’in resimden silinmesi bize Peter kurgusunun bittiğini düşündürse de her iki kurgunun hala birlikte devam ettiğini söyleyebiliriz. Fred, Alice’in gerçek olmadığını ve onu kullandığını kabullendi. Ama hemen arkada Andy’nin cesedinin yer alması, tüm dedektiflerin olay yerini incelemesi, fotoğrafta Renee’nin Dick Lorant ve Andy ile poz vermiş olması, evde Alice’in parmak izleri bulunması gerekirken Peter’in parmak izlerinin bulunması, Dick Lorant’ın cesedinin hala çölde durması bize Fred’in Alice’den vazgeçtiğini ama hala her iki kurguyu da sürdürdüğünü gösteriyor. Aksi olsaydı Peter kurgusuna ait her şeyin silinmesi gerekiyordu.

Fred’in son sahnede hala Peter’in kıyafetini giydiğini görüyoruz. Kendisini hala Peter olarak düşünüyor ve kurgudan vazgeçmiş değil. Evde Fred’in olduğunu düşünerek ona Dick Lorant’in öldüğünü haber veriyor. Yani film başa sarıyor.

Polisler sirenleri açarak onu kovalamaya başlıyorlar. Muhtemelen Fred de balkona geçerek aşağıya bakacak ama hiç kimseyi göremeyecek.

Peki, şimdi ne olacak? Film otobandaki kovalamacayla son bulur. Kovalamaca gündüz başlamasına rağmen hava karardığında da devam eder. İşte tam bu sırada Fred görünümlü Peter tekrar bir dönüşüm geçirir. Zihni başka bir kurguya geçer; çünkü artık Peter ya da Fred olarak devam etme şansı kalmamıştır.

Son sahnenin Fred’in elektrikli sandalyede idam edilme anı olduğunu düşünenler olabilir. Ancak Fred’in Peter’a dönüştüğü sahneyi tekrar izlerseniz bu sahne ile birebir aynı olduğunu görebilirsiniz. Bu bir idam sahnesi değil; Fred’in tamamen başka bir kurguya geçtiği an.

Son olarak bu muhteşem film hakkındaki bazı kısa notlarımı paylaşmak istiyorum. Kim ne derse desin Kayıp Otoban muhteşem detaylarla süslenmiş bir başyapıt.

Film Hakkında Kısa Notlar

Kayıp otobanda Fred de dahil olmak üzere tüm kişiliklerin bölündüğünü, farklı karakterlere büründüğünü izledik. Bölünmeyen ve kendi gibi kalan tek karakter gizemli adamdı ve onun görevi Fred’e gerçekleri hatırlatmaktı.

Fred’in karısının onu aldatıp aldatmadığını net olarak bilemeyiz. Çünkü izlediğimiz her şey Fred’in kurgusu. Gerçekler bambaşka olabilir. Benim filmi analiz ettikten sonraki düşüncem Fred’in karısının onu aldatmadığı yönünde. Bu durumda Fred onu neden öldürdü, diye sorabilirsiniz. Fred film boyunca bizi karısının ihanetinden dolayı onu öldürdüğüne ikna etmeye çalışıyor. Ama bizi tam olarak ikna edemiyor. Fred, karısını tatmin etmekten oldukça uzak… Karısının bunu başkalarına anlatmasından ölesiye korkuyor. Bu korku paranoyaya dönüşüyor. Onu öldürme nedeni bu. Diğeri bilinçaltı savunma mekanizması.

Filmde net olarak bildiğimiz tek gerçeklik Fred’in karısını öldürdüğü ve hapishanede ölümü beklediği. Diğer her şey bir kurgu ve gerçeklik yüzdesini bilemeyiz. Aynen “Stay” filminde olduğu gibi.

Fred son otoban sahnesine kadar PETER olmaktan vazgeçmiyor. Her şey tamamen sona erdiği anda bir diğer kurguya geçiyor.

Filmin son sahnesinin elektrikli sandalyedeki görüntü olma olasılığı çok zayıf. Otoban bitmiyor; yol devam ediyor. Fred bu sahnede bir başka kurguya geçiş yapıyor.

Filmde siyah renkler gerçekliği, kırmızı renkler ise hayali temsil ediyor. Bu durum filmin tamamında kullanılmış. İncelemede tüm sahnelere değinmedim. Ama filmi bu gözle bir daha izleyebilirsiniz.

Fred’in zihni Gizemli adamı var ederek tüm pis işleri ona yaptırıyor. Karısının öldüğü gece evde iki gölge geziyor. Fred film boyunca hiçbir cinayeti üslenmiyor; hep başkalarının üzerine atıyor.

Alice, Peter’ı asla sevmedi. Ona bir yılan gibi yaklaştı ve porno film dünyasından kaçma planını uygulayabilmek için onu kullandı.

Fred’in gerçeklere tahammülü yoktur. Kameralardan kaçma istediğinin temel nedeni bu.

Hem Renee hem de Alice, Fred’i sevmiyor. Renee’nin Fred’a hiçbir zaman açılmadığını, onunla hep yüzeysel konuşmalar yaptığını görüyoruz. Fred bunun farkında ve Alice karakterinin Peter’i kullanıp atmasının nedeni bu (Fred’in derin korku ve şüpheleri)…

Fred karısını ölesiye seviyor ve ona aşık. Ona aşık olmasaydı Peter, Alice’in peşinden gitmezdi.

Dedektiflerin beceriksizliği Fred’in bir kurgusu. Dedektifler gerçeğin peşinde. Fred ise gerçeği saklamak istiyor. Bu nedenle dedektifler becerikli olamazlardı. Tıpkı pasif anne ve baba gibi. Sadece olmaları gerektiği için varlar.

Kayıp Otoban (1997) Filmi Tek Parça Full HD Nasıl İzlenir?

Lost Highway Filmi türkçe dublaj ve türkçe alt yazılı seçenekleri ile Google Play Filmler platformunda yayınlanmıştır. Google Play Filmler web sitesi veya mobil uygulaması üzerinden üye bilgileriniz ile giriş yaparak kesintisiz olarak seyredebilirsiniz.

  1. Bu güzel filmi daha yeni izleme fırsatım oldu. Filmde kaçırdığım detaylar ve anlamlandıramadığım noktalar olmuştu. Sizin bu ayrıntılı film analizinizden sonra her şey yerine oturdu. Birkaç siteye bakmama rağmen istediğim verimi alamadım. Böyle güzel bir analizi sunduğunuz için size teşekkür ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir