Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

Şeytan’ın Avukatı (1997) – Şeytan İçin Çalıştığını Bilemezdi (PART 1)

Şeytanın Avukatı, dünyaya şekil ve yön veren kişilerin ya da gizli örgütlerin dünyanın milenyum sonrası geleceğine bakışını yansıtıyor. Film aynı zamanda tüm semavi dinlerin Şeytan’a yönelik duruşlarını da sorguluyor. Semavi dinlerin şeytan hakkında söyledikleri karşısında Şeytan’ın kendisini nasıl savunduğunu gösteriyor. Diğer taraftan Şeytan ve insan arasında geçmesi muhtemel bir hesaplaşmayı bence çok başarılı bir kurguyla aktarıyor.

Şeytan’ın Avukatı oyunculuk ve senaryo açısından ulaşılması zor bir zirvede duruyor. Bu filmi seyrettikten sonra Al Pacino’nun oyunculuğuna hayran kalmayan var mıdır bilemiyorum.

Filmin Konusu

Filmde bir tarafta insan kılığında Amerika’nın belki de en büyük avukatlık şirketinin yöneticisi olan Şeytan’ı görüyoruz. Diğer taraftaysa girdiği hiçbir davayı kaybetmeyen başarılı, yetenekli ve azimli genç bir savcıyı… Şeytan bu savcıya reddedemeyeceği kadar büyük rakamlar teklif ediyor ve onu kendi şirketinde avukat olarak işe alıyor. Küçük bir bölgeden New York’a taşından bu avukat ve eşi için hayal bile edemeyecekleri karmaşık ve karanlık günler başlamak üzeredir.

Yazının bundan sonrası tamamen spoiler içermektedir.

Şeytan’ın Oğlu

Sonradan öğrendiğimiz gibi Kevin, Milton’ın yani Şeytan’ın oğlu. Milton; Kevin’ın annesinin söylediğinin aksine onları sonradan bulmadı… En baştan beri Kevin’ı hayatının her alanında gözlemliyordu. Dikkat ederseniz Milton tanışma sahnesinde memnun oldum, diyen Kevin’e cevap vermiyor çünkü onu zaten tanıyor.

Şeytan, Kevin’ı şirketine davet etmek için olgunlaşmasını ve daha da çok kibirlenmesini bekliyordu. Şeytan aslında inanılmaz sabırlı bir yaratık. Bunca yıl onu davet etmek için beklemesine rağmen Kevin New York’a geldiğinde doğrudan onun karşısına çıkmıyor. Onu uzaktan gözlemlemeye devam ediyor. Lüks hayatı ucundan bile olsa tattıktan sonra onun karşısına çıkıyor. Milton’ın böyle davranma nedeni kendi deyimiyle karşısındakini nezaket göstererek öldürmek… Şeytan’ın ya da onun yolunu takip eden insanların, ele geçirmek istediği kişilerde deneyeceği ilk şey budur. İnsanlara makam, para ve itibar vaat ederek ve tüm bunları tattırarak onları avuçlarına almak…

Böylece Kevin’ın karşısına daha etkileyici ve daha güçlü bir şekilde çıkıyor. Karizmasını yükseltiyor ve elini güçlendiriyor. Bak ben güçlüyüm, benim tarafıma geçersen tüm bunlara kavuşacaksın, mesajını veriyor.

Kevin’ın Eğitimi

Az önce söylediğim gibi Şeytan sabırlı ve de zeki. Hatta hiçbir insanının onun kadar sabırlı olabilmesi mümkün değil desek yanlış olmaz. Bilindiği gibi Şeytan, Kevin ve kız kardeşi Christabella’nın ilerde şirketin başına geçmesini istiyor (Şeytan’ın Kevin’dan istediği bir şey daha var ama onu ilerde konuşacağız.). Milton’un davet sonrasında çatı katında ilk kez başbaşa kalan bu ikiliyi gördüğünde onlara şöyle seslenme nedeni bu: “Hukuk şirketinin geleceğini görüyorum.” Şirkette masa etrafında gerçekleşen tanışma sahnesinde Kevin’ın Christabella’dan etkilendiğini gördüğünde attığı gülümsemeyi de kaçırmayalım.

Ancak Kevin’ın şirketin başına geçebilmesi için Şeytan’ı anlaması ve tam olarak onun gibi olması ya da tamamen ona katılması gerekiyor. İşte bu nedenle Milton, Kevin’ı adeta bir öğretmen gibi o fark etmeden şeytani bir zekayla ilmek ilmek işlemeye ve etkilemeye başlıyor. O aslında Kevin’ı değiştirmiyor. Onun içinde var olan potansiyeli açığa çıkarıyor. Kevin ve Milton arasında büyük bir uyum var. Bu her konuda böyle. Örneğin Milton çatı sahnesinde bu muhteşem manzara karşısında Kevin’a ne hissettiğini soruyor. Kevin bunu huzur verici olarak nitelediğinde Milton’ın cevabı şu oluyor: “Aynen benim hissettiklerim…”

(Milton’ın Kevin’a verdiği bu eğitimle ilgili filmde o kadar çok konuşma ve sahne var ki.. Hepsine değinmek imkansız… Sadece birkaç örnek veriyorum. Aslında bu ikilinin karşılaşmasından finaldeki konuşmaya kadar her şey Kevin için bir test ya da bir eğitim…)

Eğitimle alakalı örneklere geçmeden önce şunu belirteyim. Kevin, Şeytan’ın ilk oğlu değil aynen ilk denemesi olmadığı gibi… Milton daha önce sayısını bilemediğimiz kadar çocuğu denemede bulunmuş. Ancak istediği sonucu hiçbirisinde alamadığını biliyoruz. Belki diğerleri de yetenekliydi ama onların altından kalkamadığı şey baskı oldu. Milton bu sahnede işte tam olarak bundan bahsediyor: “Baskı her şeyi değiştirir.” Baskı gören kişilerin farklı tepkiler vereceğini söylerken aslında geçmişte yaşadığı deneyimlerden ve başarısız olan çocuklarını kastediyor. Milton, Kevin’ı üzerindeki baskıyı adım adım artıyor ve korkunç bir hale getiriyor. Sonrasında da onun nasıl tepki vereceğini gözlemliyor. Şu sahnede Kevin’ın yaşadığı baskıyı bir hayal edin. Bir tarafta eşi çıldırmak üzere… Diğer tarafta birkaç gün önce konuştuğu avukat öldürülüyor. Diğer tarafta mahkemede en güvendiği şahidin yalancı olduğunu anlıyor. Bu kadar ağır bir baskı normal bir insanı delirtmeye yeter bile. Ancak Kevin belli kararlar alarak savaşmaya devam edecek.

Şimdi Şeytan’ın adım adım Kevin’ı nasıl yetiştirdiğine birkaç örnek üzerinden bakalım.

Bu Senin Tek Zaafın

Bu sahnede Milton, Kevin’a onun tek zaafını söylüyor: Dış görünüş. Aslında dış görünüşü hava atmayı seven Kevin’ın zevkini yansıtıyor. Ama Milton onu uyarıyor. Ne kadar iyi olursan ol sessiz ve derinden git. Kendini küçük ve zararsız göster. Milton burada Kevin’ın henüz anlayamadığı muhteşem bir örnek veriyor. Ondan kendisine bakmasını istiyor ve şöyle ekliyor: “Evrenin efendisi olduğum hayatta aklına gelmez, öyle değil mi?” Yani Şeytan, oğluna öğrettiği bu yöntemleri o kadar muhteşem uyguluyor ki onun kim olduğunu hiç kimse anlayamıyor bile.

Moyez’in yanındaki çocuğun Kevin’ın ayakkabısıyla dalga geçme nedeni bu. Ayakkabı ortam için fazla iyi. Diğer taraftan Kevin ilk tanıştıklarında Milton’ın ayakkabısına dikkat etmişti. Büyük olasılıkla ayakkabısını çok sade bulmuştu.

Milton gösterişli araçlar kullanmak yerine diğer insanlar gibi metroyu kullanıyor. Bunu Kevin’a özellikle gösteriyor ve onun nasıl olması gerektiğini kendisine öğretiyor.

Moyez Davası Neden Kevin’a verildi?

Şirkette Kevin’a verilen ilk dava Moyez davası. Milton davayı özellikle Kevin’ın almasını istiyor. Peki, neden? Kevin dava görüntülerini görür görmez bunun bir test olduğunu anlıyor. Ancak Kevin, Milton’un amacını anlayamıyor. Milton onu Moyez’in yanına göndererek onun tabularını yıkmayı amaçlıyor. Büyüye inanmanız onun etkisini artırır. Aynı olay İskelet Anahtarı filminde de işlenmişti. Milton, bu dava sayesinde Kevin’ın normalde duyduğu zaman saçmalık olarak niteleyeceği şeyleri görmesini ve onlara inanmasını sağladı. Adam ona “Biz kana yatırım yaparız. Bunu manevi bir nakit olarak gör…” dedi. Bu Kevin’ın belki hayat boyu ilk kez duyduğu bir deyimdi. Yaşadığı şaşkınlığı yüzünden okuyabilirsiniz. Sonrasında Moyez dava savcısına büyü yaptı. Kevin onun ne yaptığını anlamıyor ve bir anlam veremiyor. Ama dava sırasında büyünün işe yaradığını savcının öksürmekten konuşamadığını gördüğü anda Moyez’e attığı bakışlar onun için bir devrim. Milton bu davayı Kevin’ın gözlerini diğer boyuta, metafizik ya da spiral dünyaya açmak için kullandı.

(Milton’ın Kevin üzerinde uyguladığı eğitimin örnekleri çok fazla… Her sahneyi analiz etmek yazıyı çok fazla uzatır. Bu yüzden buna bir nokta koyarak bir başka konuya geçelim.)

Milton Kevin’ın Eşiyle Neden Uğraştı?

Çünkü onun varlığı Milton için bir engeldi. O bu ikilinin (Kevin ve Christabella) çocuk yapmasını istiyor. Ancak Kevin’ın evli olması ve başkasını sevmesi bu duruma engel teşkil ediyor. İşte bu nedenle Milton adım adım bu ikilinin arasını açıyor. New York’a gelmeden önce harika bir ilişkiye sahip bu ikili adım adım birbirinden uzaklaşıyor.

Davete gittikleri sırada Mary Ann asansörde kocasına şöyle söylemişti: “Beni orada yalnız bırakmayacağına söz ver.” Ancak bu ikili asansörden iner inmez öyle bir kıskaca alındı ki bırakın davette birlikte olmayı eve bile beraber gidemediler. Eve geç vakitlerde dönen Kevin’a Mary Ann’in tepkisi gerçekten büyük oldu.

Mary Ann artık kocasını evde göremez oldu. Dert yandığı arkadaşına eskiye olan özlemini şu sözlerle dile getiriyor: “Eskiden dairemizde küçük bir ofisimiz vardı. Bir tarafı onun diğer tarafı benim… Geceleri yatarken o lambanın açık olduğunu görürdüm…” Ancak ilginç olan diğer kadının söyledikleri… O çok ciddi bir şekilde eğer kocasını görmek isterse randevu aldığını söylüyor. Önce bunu şaka zanneden Mary Ann kadının şaka yapmadığını fark ediyor.

Mary Ann’le ilgilenen ve aslında Milton’un uşağı haline gelen ve ruhlarını kaybeden kadınlar, Mary Ann’e bu yaşama alışmasını kocasını umursamaması gerektiğini empoze ediyorlar. Onların Mary Ann’e empoze ettikleri felsefenin özü şu: “Sen kocanı umursama. Sadece bu yaşamında tadını çıkar, deli gibi para harca ve kocanla oyun oyna…”

Eğer Mary Ann bunları kabul etseydi muhtemelen Milton onu rahat bırakacaktı. Ancak Mary Ann, Kevin gibi değildi… Kevin, Milton’ın sunduğu hayatın cazibesine kapılmış giderken Mary Ann kendi gibi kalmaya, kocası için mücadele vermeye ve bu yaşamın cazibesine kapılmama devam etti. Bir direnç gösterdi. Ancak Kevin artık kendisiyle aynı dili konuşmamaya başladığı için onu anlayamıyordu. Kevin’a göre her şeyleri vardı. Ortada sorun olmamalıydı. Mary Anny’nin, Kevin’a bağırarak abartılı bir tepki verdiğini düşünebilirsiniz ama öyle değil. O kocasının günden güne kayıp gittiğini, kendisinden uzaklaştığını ve her şeyin daha da kötüye gideceğini fark ediyor. Onun bu kadar tepki vermesinin nedeni bu. Bir diğer sahnede kocasını daha açık bir şekilde uyarıyor. Onların canavar olduğunu söylüyor. Ama para, cinsellik ve şöhretle zehirlenen Kevin’ın onu anlaması mümkün değildi.

Eğer bir kadın sözle konuşuyorsa size derdini anlatıyorsa korkmayın. Bu size güvendiği içindir. Ama eğer kadın susuyorsa işte o zaman korkun çünkü artık size inanmıyordur.”

İşte bu sahne Mary Ann’in kocasına güvenini ve inancını kaybettiği an ve filmde en çok etkilendiğim sahnelerden birisi. Çünkü o artık savaşmayı bırakıyor. Kevin’ın değişmeyeceğini, geri gelmeyeceğini anlıyor ve sırtındaki yükü artık taşıyamıyor. Zaten onun bir süre sonra hastanede intihar ettiğini görücez. 

Kevin karısını kurtarmak için mücadele verirken arkada duran kadının ne kadar umursamaz ve hissiz davrandığını görebilirsiniz. Milton’un uşaklarından olan bu kadına aynen efendisi gibi sessiz ve derinden ilerliyor.

Şimdi filmin en vurucu yerinden final sahnesinden bahsedelim. Bu sahnede Şeytan’ı tüm açıklığıyla göreceğiz. Onun kendisi hakkında söylenenlere karşı sunduğu tezleri duyacağız.

Bölüm 1 Sonu

Şeytan’ın Avukatı film analizini 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir