Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!
the-fountain-kaynak-film (1)

The Fountain (2006) – Kaynak / Ayrıntılı Film Analiz

Kaynak; Hugh Jackman ve Rachel Weisz’ın başrollerini paylaştıkları, filmi izleyen hemen herkesin onu kendince yorumlayabileceği nitelikte bir yapım. Filmin yönetmeni Darren Aronofsky, Bir Rüya İçin Ağıt ve Siyah Kuğu gibi filmlerin yapımcısı.  Karşımızda Siyah Kuğu gibi bir başyapıtı çekebilmiş bir yönetmen var ve bence filmde onun imzasının bulunması bile filmin seyredilmeyi hak ettiği gösteriyor. 

Filmin konusu ve sahnelerin içerdiği anlamlar hakkında net bir karar vermek kolay değil. Hatta bu filmi yönetmen dışında hiç kimsenin tam olarak açıklayamayacağı yönünde yorumlar bile bulunmaktadır.

Filmi izleyen hemen herkesin film hakkında onlarca soru sorması ve bu sorulara kendince anlamlar çıkarması bu yapım için oldukça beklendik bir durum. Bu incelemede filmi seyrettikten sonra benim film hakkında oluşturduğum teoriyi ve filme nasıl baktığımı yani kendi yorumumu sizinle paylaşmak istiyorum. Eğer bu filmi seyrettiyseniz kendi düşüncelerinizi ve teorilerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Filmde anlatılan üç hikâye 1500, 2000 ve 2500 yılları olmak üzere birbirinden oldukça uzak zaman dilimlerinde geçmektedir. Bu tarihler filmin içerisinde herhangi bir yerde geçmese de filmin resmi fragmanında bu tarihlere yer verilmektedir.

İspanya’da yaşadığını gördüğümüz Tomas, Isabel’in yazdığı romana ait bir karakter. Isabel’in romanı Mayalar döneminde geçmektedir. Onun Maya kültüründen etkilendiğini, onlardan her bahsettiğinde gözlerine ve sözlerine onlara olan hayranlığının yansıdığını görmekteyiz. Yazdığı romanın kahramanı Tomas’ın başına gelenler aslında Mayalara ait Yaradılış Efsanesinin Isabel tarafından kurgulanmış halidir. Roman tabi ki efsaneyi birebir aktarmaz ama bunu ilerde konuşacağımız için şu an buna değinmeden geçiyorum. Roman mekânsal olarak İspanya’da başlasa da Maya inanca göre ölü ruhların tekrar doğacağı yer olan Xibalba’da son bulacaktır. Ancak Isabel romanın son bölümünü yazamamıştır. Son bölümü tamamlayamama nedeni beyninde oluşan tümördür. İlerleyen hastalığı büyük olasılıkla onun yaptığı işe odaklanmasını engellemektedir. Isabel kitabı eşinin tamamlamasını istemektedir. Tommy bunu nasıl yapacağını bilmediğini söyler ama Isabel  kendinden emin bir ses tonuyla “Biliyorsun ve bileceksin.” der.

Burada ölüm ve ölüm sonrası hayat konusunda Tommy ve eşi arasında yaşanan derin görüş ayrılığına dikkat çekelim. Tommy fiziksel dünyaya hapsolmuş katı bir materyalisttir. Isabel’in tüm kalbiyle inandığı Maya öğretisinin aksine ölümden sonraki hayata inanmamakta ve ölümle ilgili imalı sözlere bile tahammül gösterememektedir; hatta bunları çok sevdiği karısı söylese bile… Isabel ise tam aksine ölümden sonraki hayat konusunda Maya öğretilerine sıkı sıkıya inanmaktadır ve pek çok konuşmasında öteki dünyaya atıf yapmaktadır. Ölümün yaradılışın bir parçası olduğunu söyler ki bu ölümü bir hastalık olarak gören ve film boyunca ölümsüzlüğü arayan Tommy’nin düşüncelerinin tam zıttıdır. Tommy’nin ölüm ve sonrası konusundaki fikirlerinin baştan beri bu kadar katı olup olmadığını bilemiyoruz ama karısının beyninde oluşan tümör nedeniyle ölümün onları ayıracağını bilmekte ve tüm mesaisini ve tüm imkanlarını bu tümörün tedavisi için harcamaktadır. Tümörün tedavisine o kadar şartlanmıştır ki yaşlanmayı geciktiren ya da durduran bir formül bulduklarında bunu önemsemez bile. Daha ileri bir sahnede üzerinde çalışmalar yaptıkları maymunun beyni tam on iki yıl önceki haline döner yani maymun on iki yaş gençleşir. Ancak Tommy normal şartlarda bilimsel anlamda çığır açabilecek bu buluşu önemsemez ve çalışma arkadaşlarına yine tümörü sorar.

Bu sırada Isabel adım adım ölüme yaklaşmaktadır ve bünyesi bir başka krizi kaldıramayacak kadar zayıf düşmüştür. Tommy her ne kadar inkâr etse ve konuşmak bile istemese de Isabel içerisinde bulunduğu durumu anlayabilecek kadar rasyonel düşünmektedir. Romanındaki prensesi şöyle konuşturmasının nedeni budur: “Şeytan krallığımda çılgınca dolaşıyor ve şimdi son bir hamle için pençelerini keskinleştiriyor.” Kraliçenin bahsettiği krallık aslında kendi bedenidir. (Bu ayrıntıyı romanı konuştuğumuz bölümde daha detaylı ele alacağımız için burada değinmeden geçiyorum.) Ancak başlarda Isabel’in ölümden korktuğunu görmekteyiz. Evet, Isabel araştırdığı ve öğrendiği tüm Maya inançlarına rağmen ölümden korkmaktadır. Isabel ve Tommy arasında ölüm ve sonrası konusunda yaşanan görüş ayrılığını şu şekilde özetleyebiliriz. Tommy ölümü bir hastalık olarak görmekte ve onu yenebileceğini düşünmektedir. Isabel ise Maya inançlarının etkisiyle ölümü yaradılışın bir parçası olarak görmektedir (47:07).

Ancak hem Isabel’in hem de Tommy’nin ölüm konusundaki düşünceleri sabit kalmayacak ve zamanla değişime uğrayacaklardır. Örneğin Isabel ölüme çok yaklaştığı bu düşme anını kastederek o an huzur bulduğunu söyler. Ertesi gün doktor Lilly ile yaptığı bu konuşmada onun gülümsemeye başladığını görürüz. Tommy ise ölüme yaklaşan eşinin bu durumunu şaşkınlık içerisindeki bakışlarla izlemektedir çünkü bu duruma hiçbir anlam veremez. İçeriye girdiğinde Isabel iyi olduğunu ve artık ölümden korkmadığını ifade eder. Hayatının son günlerinde daha önce yaşamadığı deneyimler, Maya felsefesiyle birleşince Isabel artık ölümü kabullendi ve ondan korkmamayı başardı. Cenaze merasiminde Dr. Lilly konuşmasında onun bir bütüne dönüştüğünü, bunu yapmayı başardığını söyler. Evet, Isabel son birkaç günlük ömründe eski birikim ve tecrübelerinin de etkisiyle Maya inancına göre ölü ruhların tekrar doğacağı yere yani Xibalba’ya gideceğine kesin olarak inandı ve bu inançla öldü. Bu arada konuşmalarından hareketle doktor Lilly’nin da aynen Isabeli gibi Maya felsefesini özümsediğini anlarız. Zaten daha önce onun Tommy’i karısının yanında yönlendirmeye çalıştığını görmüştük. Isabel ölmeden önce onunla konuştuğunda oldukça mutlu görünüyordu ve onun bahçesine gömülmek istediğini söylemişti. Doktor Lilly’nin, Isabeli’yi Tommy’dan daha iyi anladığını söylemek yanlış olmaz.

Artık yavaş yavaş filmin daha derin ve anlaşılması zor bölümlerine geliyoruz. Şimdi Isabel’nin romanından ve onun zekice kurguladığı planından bahsedelim.

Izz, romanının on bir bölümünü bitirmiş ve son bölümü yani Xibalba’da biten 12. bölümü kocasının yazmasını istemektedir. Bunun nedeninin onun hastalığından ötürü zihnini toparlayamaması olduğunu düşünüyoruz. Ancak ben Isabel’in son bölümü kurguladığını ve bitirdiğini düşünüyorum. Sadece bunu yazıya dökmedi. Romanı Sammy’nin bitirmesini istiyor ama aslında onu yani Sammy’i inanılmaz bir zekâyla yönlendiriyor ve ona neler yazacağını zaten öğretiyor. Son bölümü neden Sammy’nin yazmasını istediğini ayrıca konuşacağız. Şimdi romandaki kişilerin kimi temsil ettiğine ve ardından da onun Sammy’i nasıl adım adım yönlendirdiğine bakalım.

Romandaki Kişiler Kimleri ya da Neleri Temsil Etmektedir?

Romanın İspanya’da geçen bölümünün kahramanı aslında Tommy. Onun Tommy’e fatihim diye hitap etme nedeni bu. Romanda geçen prenses Isabel’in kendisi ve İspanya toprakları onun kendi vücudu. Kraliçeyi tahtından etmek isteyen engizisyon baş hakimi, Isabel’in bedenini ele geçirmeye çalışan tümör. Bilindiği gibi tümör kabaca vücudun herhangi bir yerinde bulunan bir dokunun kontrolsüz şekilde büyümesi anlamına gelir. Eğer bu olay beyinde gerçekleşirse sonuç ölümcül olmaktadır. İşte Engizisyon baş hakimi de İspanya içerisinde kontrolsüzce büyüyen bir dokudur aslında. Onun bu kadar itici gösterilmesinin nedeni bu. Bu sahnede bahsedilen ve teslim olan kafirler Isabel’in bedeninde tümöre karşı savaşan unsurlar ya da ilaçlardır. Baş hakimin aslında Isabel’in bedenini temsil eden haritaya bakarken kraliçeyi kastederek şöyle söylediğini görürüz: “Yakında bana karşı güçsüz kalacak.” Ayrıca İspanya’nın büyük bir bölgesinin kanla kaplandığı ve baş hakimin bir bölgeyi daha kana buladığı görülür. Yani Isabel’in bedeni
tümör tarafından tamamen ele geçirilmek üzeredir. Bu sırada  baş hakim “Ona ne yapacaksınız?” sorusuna onun öleceğini söyleyerek yanıt verir.

Asker olduğu anlaşılan bir adam, kraliçeyi kastederek “Etrafı sarılmış.” der. Bu adam gerçek dünyadaki doktorları temsil etmektedir; çünkü doktorlar Isabel hakkında sürekli kötü haberler vermektedir. Hikâyenin ilerleyen sayfalarında aynı adam bu kez Tomas’a şöyle söyler: “Bizim için burada umut yok; sadece ölüm var!” Prensesin ölmesini asla kabullenmeyen ve onu kurtarmak için uğraşan Tomas ve adam arasında kavga çıkar; hatta Tomas onu öldürür. Gerçek hayatta karısı ölmüş olmasına rağmen ona kalp masajı yapmaya çalışan Tommy’yi bir doktor engellemek ister. Ancak Tommy’nin buna tepkisi çok sert olur ve aynen hikâyede olduğu gibi aralarında arbede çıkar. Bu arada Tommy’nin saldırdığı doktorun hikâyedeki asker gibi esmer tenli olduğu görülmektedir.

Romanın yazarı olan Isabel olduğu hastalık konusunda realist düşündüğü için burada Tomas’a fazla zamanın kalmadığını söyletir (34:45). Ancak gerçek hayatta realiteyi kabullenmekten kaçan Tommy doktorlara şöyle söyleyecektir: “Zaman var. Zamanımız var.”

Engizisyon baş hakiminin şu sözlerini Isabel’in ağzından dökülüyor gibi dinlemek gerekiyor. Bu cümleler onun Maya öğretisinin de etkisiyle ölüme ve ruh beden ilişkisine nasıl baktığını göstermektedir “Bedenlerimiz hapishanemizdir. Ölüm her ruhu serbest bırakır.”

“Bedenlerimiz ruhlarımızın hapishaneleridir.” “Korkmayın… Et çürür ve ölüm her ruhu serbest bırakır.”

Tomas tam isyana sebep olan kişiyi öldürmek üzereyken kraliçe tarafından engellenir. Isabel vücudunda yayınlan tümörden kurtulamayacağını çok iyi kavramıştır. Gerçek hayatta tedavi peşinde koşan Tommy’nin söylediklerini hiç ama hiç umursamadığını defalarca gördük. Örneğin Isabel henüz hastaneye yatmadan önce aralarında geçen konuşmada, doktorla yarın görüşeceklerini söyleyen Tommy’nin söylediğini umursamadan ona kitap hakkında ne düşündüğünü sorar. Romandaki kraliçe kahramanını yönlendirmeye ve aslında ona sonsuza kadar nasıl birlikte olabileceklerini göstermeye çalışmaktadır. Onun baş hakimin öldürmesini engelleme nedeni işte budur. Aslında kendi hayatını Maya öğretisiyle kodlayarak kaleme alan Isabel’in romanında, vücudundaki tümörü temsil eden baş hakimin öldürülmesi söz konusu olamaz. Eğer o ölseydi Tomas ve prensesin kavuşması için bir engel kalmayacak ve roman bu durumda Isabel’in hayatını yansıtmaktan çok uzak bir içeriğe bürünmüş olacaktı. Tümörün onu ölüme götüreceğini çok iyi bilen Isabel, kahramanına kavuşmaları için başka bir yol olduğunu anlatmaya çalışmaktadır. Gerçek hayatta Isabel’in tedaviyle ilgili cümleleri hiç umursamadan Tommy’i romana ve Maya öğretisine yönlendirme nedeni işte budur. Örneğin hastanedeki geçen konuşma sahnesinde tedavi ile ilgili bir gelişmeyi ona anlatmak isteyen Tommy’nin cümlesini bile bitirmesine izin vermez ve onu kendi istediği konuya çeker. Ona hediye ettiği kalemin ucunun romanda engizisyon baş hakimini öldürmek için kullandığı okun ucuyla aynı olması Isabel’nin tasarladığı ince bir detaydır. Roman kahramanı Tomas oku kastederek tek umudun o olduğunu söylemişti. Ok gerçek hayatta Tommy’nin tedavi çabalarını temsil etmektedir. Tommy tedavinin çözüm olacağını yani engizisyon baş bakimine ok atarak tümörü durdurabileceğini düşünürken Isabel ona bu kalemi hediye ederek kavuşmaları için tek çarenin bu olduğunu anlatmaya çalışır. Aynen romandaki prensesin kahramanını yönlendirmesi gibi.

Tomas romanda kraliçenin önünde diz çöker ve ağlar. Onu aslında hastalıktan yatağa düşmüş Isabel’in başucunda ağlarken düşünebiliriz. Kraliçe ona neden ağladığını sorar. Onun cevabı şu olur. İspanya Isabel’in bedenidir. Onu bu kadar hasta gördüğü için ağlamaktadır. Tomas utancının büyük olduğunu söyler çünkü İspanya’yı koruyamamıştır. Kraliçenin tepkisi sert olur. Isabel gerçek hayatta kocasının tüm çabalarına rağmen kendisini hastalıktan kurtaramadığı için utandığını adeta kendisini yiyip bitirdiğini görmektedir. Kocasına işte bu cümlelerle ona kendisi için üzülmemesi gerektiği söylemektedir.

Prenses ölmeye hazır olmadığını söyler ve Tomas’ın buna hazır olup olmadığını sorar. Evet Isabel gerçek hayatta ölmeye henüz hazır değildir çünkü Tommy’i kitabı bitirmeye ve onu Maya öğretilerini anlamaya yönlendirmelidir. Ayrıca ölümden korkmaktadır ve bunu henüz aşamamıştır. Tomas İspanya için ölmeye hazır olduğunu söyler; Prenses onun yüzüne bakarak iki kez bunu bildiğini söyler. Yani Isabel kocasının kendisini çok sevdiğinin farkındadır.

İspanya’nın yani kendisinin bir planı vardır. Tommy gerçek hayatta her ne kadar ölümü ya da tümörü yenmeye çalışsa ve gerçeği inkar ederek aslında ölüm sonrasında kavuşmalarını sağlayacak zihinsel değişimden kaçsa da bir umut vardır. Isabel’in çabalarının nedeni budur. Onun kitabı bitirmesini istemesi onu Maya öğretilerini kabullenmeye ya da en azından anlamaya yönlendirmek içindir.

Prenses, pederin çıktığı bir yolculuktan bir sırla döndüğünden bahseder. Bu sır Isabel’in gerçek hayatta çıktığı yolculukta öğrendiği Maya felsefesidir. Isabel İspanya’nın ona her şeyden çok ihtiyacı olduğunu söyler. İspanya kendisidir. Dolayısıyla onun Maya öğretilerine verdiği önemi anlarız.

Aynı sahnede gördüğümüz hançer prensesin baş hakimi yenmek için tek umududur. Peder, bunu bir mayalı rahipten aldığını söyler. Bu kişi Isabel’in yolculuk sırasında tanıştığı Mayalı rehberdir ve bu hançer Maya öğretilerini temsil etmektedir. Tomas beklendiği gibi rahibin sözlerine şiddetle itiraz eder. Isabel onun gerçek hayatta Maya öğretilerini kabul etmeyeceğini bilmektedir. İşte burada onun kendisine olan sadakatini ve aşkını devreye sokacaktır. Prenses net bir ses tonuyla “Bunlar masal değil!” der. Ardından söylediklerine olan inancını göstermek için yüzünü konuşma boyunca ilk kez perdenin ardından çıkarır. Bu sırada Tomas’ın az önce masal diye nitelediği konudaki delillerini sıralar. Bunu yapma nedeni bu satırları okuyan Tommy’i ikna etmek istemesidir. Bu çabalarına gerçek hayatta da devam edecektir. Şimdi Isabel’in Tommy’i gerçek hayatta Maya öğretilerini anlamaya, onları düşünmeye ve kitabı ile Maya öğretileri arasında bağ kurmaya nasıl yönlendirdiğine bakalım. Isabel’in kitabı nasıl bitireceğini bile onun bilinçaltına ektiğini göreceğiz.

Isabel, Romanın Nasıl Biteceğini ve Maya Öğretilerini Tommy’nin Zihnine Ekmektedir

Kocasının çalışmaları devam ederken onu karda yürümeye çağırır. Aslında onu ok atmaktan vazgeçirmeye çalışmaktadır. Ancak Tommy bunu kabul etmez. Eşinin kırıldığını anladığında onun peşinden gitmek ister ama işi onunla eşi arasına girer ve bunu engeller. Onun kapıdan çıkışını onunla gitmek ve işiyle ilgilenmek ikilemi içerisinde seyreder.

Isabel gökyüzüne baktığı sahnede hava soğuk olmasına rağmen Tommy’i ısrarla yanına çağırır. Amacı ona Maya felsefesi öğretilerinden bahsetmektir. Tommy gelip gelmekte tereddüt edince yerinden kalkarak onun gelmesini sağlar.  Teleskop doğrudan bir nebulaya odaklanmıştır. Ama amacı onu yönlendirmek ve Maya felsefesini anlamasını sağlamaktır.

Isabel, gördükleri nebulanın Mayalılarca Xibalba olarak adlandırıldığını, bunun onların öteki dünyası olduğunu ve ruhların orada tekrar doğduğunu; ayrıca kitabının İspanya’da başlasa da orada biteceğini söyler. Dikkat ederseniz Isabel, kitabının son bölümünün nerede bittiğini ve bu yerin Mayalılar için ne anlama geldiğini doğrudan Tommy’nin bilinçaltına yerleştirdi bile. Onun daha sonra yolculuk yaptığı yerin altı rengindeki Nebula yani Xibalba olduğunu göreceğiz. Tommy bu sırada heyecanla kitabı ne zaman okuyabileceğini sorar. Isabel’in yüz ifadesi birden değişir. Çünkü o kitabın son bölümünü yazmayacak ve ölümünden sonra Tommy’nin tamamlamasını isteyecektir. Bu konuşma geçtiği sırada Isabel’in henüz ona kitabı bitirmeyi teklif etmediğini unutmayalım. Tommy’nin zihnine Maya felsefesini, kitabı nasıl bitireceğini tek tek işledikten sonra bunu isteyecektir. Şu an kocası buna hazır değildir. Prenses kahramanının ölmeye hazır olmadığını bilmektedir.

Isabel konuşmaya devam eder. Onun yani Xibalba’nın bir gün patlayacağını ve yeni yıldızlara hayat vereceğini söyler. Çerçevesini çizdiği bu olayların aynısının ilerde gerçekleştiğini göreceğiz. Buna daha ayrıntılı olarak daha sonra değinmeyi planlıyorum. Şimdi Isabel’in Tommy’i nasıl yönlendirdiğini takip etmeye devam edelim.

Tommy, Isabel’i eski yazıtların sergilendiği bir müzede bulur. Isabel şaşırmış gibi görünse de kocasına kendisinin nerede olduğunu bildiren bir not bırakmıştır. Onun kendisinin peşinden müzeye geleceğini bilmektedir. Tommy doktorla randevuları olduğunu söyler; Isabel bunu umursamaz bile. Onu Maya kitabına yönlendirir. Burada onun Mayalara ait Yaradılış efsanesinden bahsettiğini görürüz. Aslında Tommy’e romanda okuduğu ya da okuyacağı bölümlerin ne anlama geldiğini, bunların aslında Maya felsefesine ait olduğunu anlatmaya çalışmaktadır. Böylece Tommy son bölümü yazarken yine Maya öğretilerinden yararlanacaktır. Romandaki Tomas’ın ilk insanı temsil ettiğini anlarız. Tommy’nin ilk insanı kastederek ölmüş mü diye sormasının Isabel’i nasıl memnun ettiğini görebilirsiniz. Kocası büyük olasılıkla ilk kez ölüm kelimesini olağan bir şekilde telaffuz etti ve bunu görmek Isabel’i oldukça memnun etti. Her cümlesinde Tommy’nin gözlerine dikkatle baktığını kaçırmayalım. Onun tepkilerini ölçüyor ve gördüğü şeyden çok memnun. Isabel efsaneyi anlatmaya devam eder. İlk insanın karnından hayat ağacının çıktığını söyler ki bunu romanda görmüştük. Isabel konuşmasında Xibalba’dan bahsettiği anda Tommy daha önceki konuşmalarında geçen bu kelimeyi hatırlar ve hemen tepki verir. Bu sırada Isabel’in oldukça mutlu olduğunu görmekteyiz. Tommy kitabin biten bölümleri, şu an yaşadıkları hayat ve Maya öğretileri hakkında bağ kurmaya başladı bile.

Tam bu sırada Isabel, Tommy’a en kritik soruyu sorar: “(Ölümün yaradılışın bir parçası olduğu konusunda) ne düşünüyorsun? ” Kocasının ulaşmasını istediği Nirvana bu soruda gizlidir. Ancak Tommy henüz bu düşünceyi kabullenmeye hazır değildir; cevap bile vermeden sadece Isabel’in yüzüne bakar (47:03).

Isabel ölmeden önce gerçekleşen son konuşmasında Tommy tedaviden bahsetse bile onun bunu hiç ama hiç umursamadan konuyu romana getirdiğini görürüz. Isabel bu konuşmada kocasından romanı tamamlamasını ister.  Tommy yapamam, nasıl sonlandığını bilmiyorum dedi anda net bir ses tonuyla biliyorsun, bileceksin, der. Çünkü o şu ana kadar aslında ona romanın tüm ayrıntılarını anlatmıştır bile. İşte bunu bildiği için böyle konuşmaktadır.

Isabel ona Mozes Morales’i hatırlayıp hatırlamadığını sorar. Bu onun daha önce yaptığı bir gezide tanıştığı Mayalı rehberdir. Isabel dün gece onunla birlikte olduğunu ve konuştuğunu söyler. Bu büyük olasılıkla zihinsel bir konuşmadır. Bu konuşmada anlattıkları romanın son dokunuşları ve son cümleleridir. Bu söylediklerinin uzay sahnesinde Tommy tarafından tekrar edildiğini ve uzay yolculuğu bölümünün temel mantığının aslında şu an duyduğumuz cümleler olduğunu göreceğiz.

Bu konuşmalarında Isabel’in adeta gözlerinin içinin güldüğünü ve artık ölümden hiçbir şekilde korkmadığını anlarız. Filmin başında kocasının onu teselli ederken kullandığı cümleyi şimdi kocasını teselli etmek için onun kullandığını görürüz: “Hep yanında olacağım.” Ağlayan Isabel gitmiş ve yerine ölüme gülümseyen birisi gelmiştir.

Tapınaktan içeriye girdiğinde Tomas’ın Mayalı tarafından öldürüldüğünü görürüz. Bu arada Mayalı’nın söylediği cümleyi (Ölüm huzura giden yoldur.) Isabel’in söylediği sözlerle birlikte düşündüğümüzde bu adamın Isabel’in seyahatinde tanıştığı Mayalı rehber olduğunu anlarız. (Mayalı rehber dedi ki: Ölüm babasının huzura giden yoluydu.)

Bir süre sonra Isabel’in ölümü gerçekleşir. Ayrıca kitapta yer alan bölümler Tomas’ın öldürüldüğü anda sona ermektedir. Yani bu andan itibaren kitaba dair gördüğümüz tüm görüntüler aslında Tomas’ın cümleleri olacaktır. Buna Tomas’ın hayat ağacına ulaştığı sahneler de dahildir.

Hastanede Yatan Yaşlı Adam Aslında Kim?

Isabel ölmek üzereyken onu dışarıda bekleyen Tommy yan odada ölme üzere olan yaşlı bir adam görür. İşte bu görüntü, filme dair teorilerimizi yeniden şekillendiren ve anlam veremediğimiz bazı sahnelerin anlam kazanmasını sağlayan muhteşem detaylar içermektedir. Bu sahnede kullanılan müzik bu anın film için oldukça önemli bir sahne olduğunu vurgulamaktadır. Yaşlı adam gözleriyle Tommy’e bakar. Onun ölmek üzere olduğunu can çekiştiğini ya da durumunun çok kritik olduğunu görmekteyiz. Yaşlı adamın sol elinde Tommy’nin kaybettiği evlilik yüzüğü vardır. Tommy dehşet içerisinde kendi parmağına bakar. Bu sırada eli titremektedir. Gözleri adeta fal taşı gibi açılmıştır. Korku içerisinde baktığı ve belki de ölmek üzere olan yaşlı adamın aslında kendisi olduğunu anlar.

İşte bu an filmin aslında Tommy’nin karısının ölümünden yıllar sonra geçtiğini fark ederiz. Ölüm döşeğinde yatmakta olan ve belki de 20 ya da 30 yıl daha yaşlanmış halini gördüğümüz Tommy büyük olasılıkla son anlarına kadar bir hastalık olarak gördüğü ölüme çare aramış ama bulamamıştır. Son anlarını yaşarken zihninde yazıp bitirdiği hikâyenin sonunda karısına ulaşmanın ölüm sayesinde olacağını anlar ve ölmeden önce Nirvana’ya ulaşır. Son sahnede Tommy’nin gülerek hem de iki kez “Öleceğim” demesinin nedeni budur. Bunu söylerken yüzünde huzur ifadesi oluştuğunu görmekteyiz. Bu cümleyi söylediği an Isabel de gülmeye başlar ve “Birlikte sonsuza kadar yaşayacağız” der.

Ölüm döşeğinde bulunan Tommy ölmeden kısa bir süre önce de olsa ölümle barışmış ve ölümün yaradılışın bir parçası olduğunu söyleyen Maya felsefesini kabullenmiştir. Bu sırada ekranda Isabel’in ölüm anında doktorlara saldırdığı sahneyi tekrar görürüz. Doktorlar onu sıkıca tutarak odadan çıkarmaktadırlar. Hâlbuki biz bu sahneyi daha farklı görmüştük. Doktorlarla yaşanan arbededen sonra Tommy karısına kalp masajı yapmaya devam etmişti. İşte bu sahne de onun bir hayaliydi ve gerçek değildi.

Böylece filmi seyredenlerin aklının karıştığı en zor bölüm yani uzay yolculuğu kısmının hastane odasında yaşlı bir halde ölmek üzere olan Tommy’nin kitabı bitirmek için kurguladığı bir hayal olduğunu ve onun geçirdiği inanılmaz zihinsel dönüşümü temsil ettiğini anlarız. Bu yolculuk Tommy’nin Maya öğretileri ve Isabel’in söyledikleri ışığında zihninde bitirdiği ve tamamladığı 12. bölümün sahnelenmesinden ibarettir.

Film nasıl boyunca Isabel’in yazdığı bölümlerin dramatize edilmiş halini seyrettiysek bu yolculuğun da Tommy’nin zihninde hayal ettiği bölümün dramatize edilmiş hali olduğunu söyleyebiliriz. Tommy ölüm döşeğinde geçmişinde yaşadığı anıları tekrar canlandırmakta ve pişman olduğu anları kendi istediği gibi değiştirmektedir. Şimdi bu bilgiler ışında olayları filmden takip etmeye devam edelim.

Isabel’in Ölümünden Sonra

Isabel öldükten sonra Tommy’nin dünyası adeta alt üst olmuştur. Onu kurtarabileceğine dair tüm inançlarının yıkılıp gitmesi ve onun için verdiği tüm mücadelenin bir anlamda boşa çıkması onu derinden sarsmıştır. Cenaze merasimi sırasında tüm dinleyiciler bir konuşma gerçekleştiren Lilly’e bakmakta hatta onun sözlerinden ötürü gülümsemektedirler. Ancak Tommy konuşma boyunca ona bakmaz bile. Konuşma bitmeden oradan ayrılır ve Lilly’e ölümün bir hastalık olduğunu onu yeneceğini söyler. Yani düşüncelerinde herhangi bir değişim görmeyiz. Daha sonra eve gider ve Isabel’in yazdığı romana göz gezdirmeye başlar. Dökülen mürekkebi ve kalemi görerek onun ucuyla elini kanatarak gözyaşları içerisinde kaybettiği yüzüğünü çizer. Ancak onun ölümü yenebileceğine dair düşüncelerin bu sahnede değiştiğini düşünmek bir hata olur. Çünkü onun daha sonra çalışmalarına tekrar başladığını ve düşüncelerinin değişmediğini görürüz.

On İkinci Bölümün İlk Satırları

Hatırlarsanız Isabel’in yazdığı bölümler Tomas’ın ölümü ile bitmişti. Uzay yolculuğu işte tam bu andan itibaren başlar (06:58). Tapınaktaki Mayalı adam onu öldürdüğü anda gözlerini uzay küresinin içerisinde açar. Bunun Maya tapınağındaki ölüm sahnesinin devamı olduğunu onun çığlığından ve çevresine bakışından da anlayabiliriz. Aslında bu sahneler 12. bölümün ilk satırlarıdır. Arka planın siyah yıldızlarla kaplı olduğunu yani onun henüz altın renkli yıldıza yani nebulaya ulaşmadığını anlarız. Zaten Tommy yukarıya bakarak neredeyse geldik der.

Küre İçerisindeki Ağaç Isabel’i Temsil Etmektedir.

Zaman zaman küçük parçalarını kopararak yediğini gördüğümüz hayat ağacı karısı Isabel’i temsil etmektedir. Filmde bu temsili eden geçişler ve görüntüler görmekteyiz. Elini uzattığında onun canlı olduğunu görmesi ölümünü kabullenmediğini göstermektedir. Onun farklı bir yaşam formuna geçiş yaptığını ve Xibalba’ya ulaştıklarında tekrar canlanacağını hayal etmektedir. Isabel’in zaman zaman görünen hayali görüntüsünü önce hiç görmemiş gibi davranmasının ardından da tepki vermesinin nedeni budur. Onun görüntüsü ona ölümü ve gerçekleri hatırlatmaktadır. O ise şu an tamamen başka bir kurgunun içerisinde bulunmaktadır.

Isabel’in Mezarına Ekilen Tohum Ne Anlama Gelmektedir?

Videonun önceki dakikalarında Isabel’in aslında romanın son bölümünde olacak olan her şeyi Tommy’nin zihnine ektiğini söylemiştim. Onun kitabın son bölümünde ağaca dönüşmesinin mantığı yine Isabel’in cümlelerinde buluyoruz: “Tohum ağaç oldu. Moses babasının o ağacın bir parçası haline geldiğini söyledi.” Isabel burada mayalı rehberin babasından bahsediyor gibi görünse de aslında ona kitabın son bölümünü nasıl tamamlayacağını anlatmaktadır. Tommy onun mezarına bir tohum eker. Ancak bu sıradan bir tohum değildir ve ölümsüzlük ağacından alınmıştır. Son sahnede Xibalba’ya ulaşan ağacın canlandığını görmüştük. İşte Isabel bu sırada tekrar doğar ve bu hayat ağacından bir parça alarak onu Tommy’e uzatır. Dikkat ederseniz ağaçtan alınan tohum yeşildir ancak Tommy’nin elinde tuttuğu tohum solmuş ve renk atmıştır. Bu durumda onun eline aldığı sıradan bir tohumu sanki yaşam ağacından alınmış gibi hayal ettiğini anlarız. Maya inancına göre tohum bir ağaca dönüşecek ve Isabel’in ruhu bu ağaca geçecektir. Tommy de bu ağaçla birlikte Xibalba’ya kadar giderek onun tekrar canlanmasını sağlayacaktır. Bu tamamen Tommy’nin kitabın son bölümüne ait kurgusudur. Tohumu ektikten sonra başını kaldırır Nebulaya doğru bakar. Bu sırada çıkacağı uzay yolculuğunu hayal ettiğini anlarız.

Tommy, Uzay Yolculuğunun Yüzyıllar Sürdüğünü Kurgulamıştır

Tommy’nin kollarına halka çizmek için eşinin verdiği kalemi kullandığını görmekteyiz. Kalem aradan geçen yüzlerce yılın etkisiyle oldukça eskimiştir. Tommy’nin karısı öldükten sonra parmağına çizdiği yüzük halkası çoğalarak her iki kolunu da kaplamıştır. Bu çizgilerin geçen yılları ve yaşanan anıları temsil ettiğini anlarız. Romanın bu bölümünde hayat ağacı sayesinde ölümsüzlüğe ulaşan Tommy Xibalba’ya yolculuk yapmaktadır ve bu yolculuğu yüzyıllar sürmektedir. Yolculuk sırasında ağaçtan parçalar yiyerek hayatta kalmaktadır. Tommy, Xibalba’da ruhların tekrar dirileceğini bildiği için eşinin ruhunun hayat ağacında onunla birlikte yolculuk yaptığını düşünmektedir. Bu onun romanın son bölümüne ait kurgusudur.

Hastanede yatan Isabel’in hayalini gören Tommy’nin bu görüntüye bakarken kaşlarının çatık olduğunu görmekteyiz. Normal şartlarda yüzünde üzüntülü ya da duygusal bir bakış belirmelidir. Tommy daha sonra ondan kendisini yalnız bırakmasını bile ister. Gergin olma nedeni görüntünün ona karısının ölümünü hatırlatmasıdır. Tommy’nin bu hayalini hastanede yaşlılık halinde hayal ettiğini unutmayalım. Zihni hala ölüm düşüncesine direnmektedir.

Bu yolculuğun onun zihinsel değişimini simgelediğini söylemiştim. İşte Isabel’in görüldüğü sahnede buna işaret eden önemli bir detay daha yakalarız. Tommy, Isabel’e romanı nasıl bitireceğini bilmediği söyler. Evet o ölüm anına kadar onu nasıl bitireceğini çözememiştir. İşte bu sırada Isabel ona gülümser. Tommy’nin yüzündeyse şaşkınlık ve ne yapacağını bilememe ifadesi vardır. Elindeki yüzük izine bakarak şöyle söyler: “Sana güveniyorum. Beni al ve bana göster.” Bu sırada yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirir ama bu çok kısa sürer; çünkü tedirginliği hala sürmektedir. Zihinsel dönüşümü için belki de en önemli adımını atmış ve zihnini Maya felsefesine açmıştır.

Tommy, Xbalba’ya Ulaşır Ama Hala Ölümden Korkmaktadır

Tommy’nin yolculuğunda Xibalba’ya ulaşması onun için Nirvana noktasıdır. Ancak onun hâlâ ölümden korktuğunu görürüz. Bu sırada Isabel’in yüzü gülmez ve endişelidir. Çünkü Tommy ölümün yaradılışın bir parçası olduğu düşüncesini kabullenmezse onların birlikte olma şansları kalmayacaktır. Isabel eğer cennete gittiyse Tommy ona eşlik edemeyecektir. Isabel bu sahnede ona prensesin Tomas’a dokunduğu gibi dokunur. Başını kaldıran Tommy karşısında prensesi görür. Yüzünde beliren gülümseme onun Isabel’in romanda ona vermek istediği mesajı anlamaya başladığını gösterir. Prenses ve Isabel’in ağzından aynı cümleleri duyduğu anda yüzünde tebessüm belirir ve öleceğini söyler. Isabel ile buluşmasının ve sonsuz kadar birlikte yaşamalarının tek yolunun ölmek olduğunu anlamıştır. Isabel’in endişeli bakışları yok olur ve artık birleşmeleri için bir engel kalmadığını gördüğü için gülümser.

Tommy film Boyunca İlk Kez Kitabı Bitireceğini Söyler

Bu gerçeği anladıktan sonra film boyunca ilk kez kitabı bitireceğini söyler. Çünkü artık onun nasıl bitireceğini bilmektedir. Isabel’i kendi çalışmaları için bıraktığı ana geri döner. Bu kez onun peşinden dışarıya koşar ve onu yakalar. Bu sırada birden başka bir sahneye geçiş yapılır. Çalışmaları sırasında başarısızlık aldığı bir an yukarıya Nebula’ya bakar. İşte bu onun tekrar kurguladığı bir sahnedir. Çalışmalarında Orta Amerika’dan gelen ağacı kullandığını düşünür. Böylece hikâyenin son bölümü için kurgusal bir altyapı hazırlar. Daha sonraki bir sahnede birden ışıkların söndüğünü ve Tommy’nin yukarıya baktığını görürüz. Bu sahne onun hikâyesindeki bir kurgudan ibarettir. Bir başka sahnede Isabel’in romanından hatırladığımız Maya tapınağının girişini görürüz. Sesler ve görüntü oraya aitken birden Tommy ve Isabel’in evine geçiş yapılır. İşte bu hikâyelerin birleştiği anlardan birisidir. Tommy son bölümü yazarken her üç hikayeyi de birbirine bağlamaktadır. Bu durumu filmde başka sahnelerde de görürüz.

Bunu yaptığı anda onu meditasyon duruşu ile yükselirken ve Xibalba’ya yaklaşırken görürüz. Gözlerini kapatır ve son sahnede Maya tapınağındaki ölüm anına geri döner. Hikâyeyi zihninde de olsa bitirmelidir çünkü bu Isabel’in ona vasiyetidir. Daha önce bu sahneyi düşlediğinde onun bağırarak gözlerini açtığını görmüştük; çünkü ölüm düşüncesi onu korkutuyordu. Şimdi aynı sahneyi hayal ettiğinde meditasyon duruşunu bozmaz bile. Artık ölümden korkmadığını onu kontrol ettiğini görürüz. Onu öldürmek isteyen ölümü öldürür ve hayat ağacına yönelir. Ağaçtan bir parça alıp yaralarına sürdüğünde onun yarasını iyileştirdiğini görür. Ancak davranışlarında hırs bulunmaktadır. Bu hırsla ağaca adeta saldırır ve onu yaralar. Onun içerisinden çıkan sıvıdan içtiğinde yukarıda Xibalba’yı yani Cennet’i görür. Yüzüğü eline takmak ister. Ancak açgözlülüğünden ötürü fazlaca içtiği ölümsüzlük sıvısı onun sonu olur. Toprağa karışır ve aynen Maya öğretisinde olduğu gibi ilk insana dönüşür. Tommy romanın bu kısmını Maya yazıtlarına uygun bir şekilde bitirir.

Ancak kendisinin olduğu bölümde yani uzay yolculuğunda durum daha farklıdır. Yüzüğü yerden alır ve parmağına takar. Ardından da bir Lilly’nin söylediği gibi bütünün parçası haline gelir. Yolculuk sırasında ölen ağaç yani Isabel birden canlanır ve ağacın tohumlarına uzanarak ondan bir tohum alarak bunu dünyada bulunan Tommy’e uzatır. Bu sahneyi bir tür paradoks gibi düşünebiliriz. Romanın son bölümünü zihninde yazan Tommy hikayeleri bir paradoksla birbirine bağlamıştır. Dolayısıyla filmin sonu gibi gördüğümüz bu sahne aslında 12. yani son bölümün başlangıcı olmuştur. 

FiLMLE İLGİLİ KISA NOTLAR

Prensesin Tomas ile konuşurken aynı anda bir şeyler yazdığını görürüz. Bu ayrıntı izlediğimiz bu sahnenin Isabel’in kaleminden çıktığını gösteren ince bir ayrıntıdır. Hatta bir ara konuşma durduğunda kalemin de durduğunu görürüz. 

Isabel’in ölümcül bir hastalığa yakalanmış olmasına rağmen bu kadar neşeli olabilmesi onun Maya öğretilerine olan inancından kaynaklanmaktadır.

Müzde Isabel ölümün yaradılışın bir parçası olduğunu söylediği anda yanlarından çocukların geçtiği görülür. Dolayısıyla ölümden bahseden iki yetişkinin yanlarında yeni doğumları ve yeni nesilleri temsil eden çocukların belirmesi oldukça ince bir ayrıntıdır.

Tommy maymunun beyin röntgenine bakarken muhteşem bir kamera açısı ile ekranda onun yaşlanmış hali belirmektedir.

Kaynak adlı filmin görüntülü analizini / incelemesini 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

1 Yorum Yapıldı. “The Fountain (2006) – Kaynak / Ayrıntılı Film Analiz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir