Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

The Room – Oda (2019) – Finalde Aslında Neyi Seyrettik?

The Room yani Oda gizem dozu hayli iyi ayarlanmış bir yapım. Film, yeni bir eve taşınan çiftin evin içerisinde keşfettikleri gizemli bir odayı konu alıyor. Çiftin bu odada diledikleri her şey gerçek oluyor. The Room, izleyiciyi sıkmadan ve aynı zamanda gizem ve heyecanın dozunu sürekli artırarak vermeyi başarabiliyor.

Film, detaylı düşününce bazı yönlerden bizi tatmin etmiyor ve senaryoda bulunan açıklar hemen göze çarpıyor. Ancak bence filmin orijinal senaryosu bu açıkları kapatmayı başarıyor. Eve taşınan çiftin istediği her şey olmaya başlayınca en başlarda filmin doğal olarak insanoğlunun doyumsuzluğuna odaklanacağını düşünmüştüm. Film bu temaya değiniyor tabi ki ama bu asıl konunun yanında bu çok basit bir detay olarak kalıyor. Senaryo çok daha kapsamlı ve şaşırtıcı… Sonuç olarak Oda, büyük beklentilere girmeden izlenebilecek eğlenceli ve sürpriz dolu bir film.

Detaylara geçmeden filmi seyretmek isteyenlere şunları söylemek istiyorum. Film özellikle ilk 30 dakikadan sonra daha da güzelleşiyor. Başlarda gereksizce uzatılan bazı sahneler var. Sonrasında gizem ve gerilimin dozu artmaya başlıyor ve filmin sonuna kadar heyecan duygunuz hiç kaybolmuyor. Yapımın finali dikkatli seyredilmezse akıl karıştırıcı olabilecek kadar iyi.

Yazının bundan sonrası spoiler içeriyor.

Olasılıklar…

Final gerçekten akıl karıştırıcı. Eğer ürün çocuk Shane öldüyse otelde neden ışıklar hala yanıp sönüyordu? Demek ki bu otel de odaya dahildi, oda hala aktifti ve birileri hayal etmeye, dilek dilemeye ve odayı kullanmaya devam ediyordu. Ama kim? Yoksa seyrettiklerimizin hepsi akıl hastanesindeki ilk ürün çocuk John Doe’nun bir kurgusu mu? Ya da göremediğimiz bambaşka detaylar mı var filmde? Evet, film sona erdiğinde bu deli sorular ister istemez akıllarda dolaşmaya başlıyor. Tüm bu soruların mantıklı cevapları filmde var. Sadece onları görebilmek için filme dikkatli bakmak gerekiyor.

Aslında tüm olayı basitçe şöyle özetleyebiliriz: Herkes odayı kullandığını düşünüyor ve bir yere kadar bu doğru ama odanın kendisi daha büyük bir oyun oynuyor.

Oda; Kate, Matt ve Shane’e belli bir alan açarak hayallerini gerçekleştirmelerine izin veriyor ancak onların sistemden çıkmalarına izin vermiyor.

Şimdi bu söylediklerimi filmden takip edelim.

Kate’in Hamile Kalması

Filmin sonunda Kate hamile kaldığını görüyor. O bu bebeğe büyük olasılıkla ürün çocuk Shane ona kocası görünümünde yaklaştığı zaman hamile kaldı. Kate normal şartlarda iki çocuğunu düşük yaptığı için tekrar çocuk sahibi olmak istemiyordu. Daha doğrusu fiziksel ilişkiye girip risk almaktan çekiniyordu. İşte bu yüzden odadan hazır bir bebek istemişti.

Işıkların Yanıp Sönmesi Ne Anlama Geliyor?

Finalde asıl akıl karıştıran nokta ışıkların yanıp sönmesi. Bilindiği gibi evin tamamı adeta bir örümcek ağı gibi kablolarla döşeli ve bu olay yani ışıkların yanıp sönmesi olayı sadece birisi bir dilek dilediği zaman ve evin içerisinde gerçekleşiyor. İşte bu nedenle onların evden asla ayrılmadıklarını, tamamen hayali bir dünyanın içerisinde yaşadıklarını söyleyebiliriz. Ancak zor soru bu şu: Bu kimin hayali?

Finalde Kimin Hayalini Seyrediyoruz?

Bilindiği gibi oda tüm dilekleri gerçekleştiriyor. Shane büyük olasılıkla bir çocuk olduğu için yetişkinler gibi hayallerine ket vurulmamıştı. Shane’in hayal gücü sayesinde odanın içerisinde yeni bir dünya oluşabileceğini zaten görmüştük.

Diğer taraftan iki ürün çocuk arasındaki en önemli fark şu: John Due yaratıcı yani ürünü hayal eden kişi öldüğü zaman dışarıda yaşayabileceğini biliyordu. Ancak Shane bundan habersizdi. Yani o eğer kendisini hayal eden kişi ölürse dışarıda yaşayabileceğini asla öğrenmedi. Zaten Shane annesini öldürmeye çalışmıyor aksine onunla beraber sonsuza kadar yaşamak istiyor. Bu hayalini gerçekleştirebilmek için Matt’i bayıltıyor, Kate’i odanın içerisine alarak kapıyı diğer taraftan kilitliyor.

Böylece Kate’i kendi hayalinin içerisine hapsediyor. Bu arada Shane artık bir taraftan Kate’i anne olarak değil bir kadın olarak görmeye de başlıyor. Onu mutlu etmeye çalışıyor. Ancak Kate Shane’i buz yerken görünce onun çocukken buzları yediğini hatırlıyor ve karşısındaki kişinin kocası olmadığını anlıyor.

Bu sırada gerçek Matt eve geliyor ve karısını bu hayali evden çıkarmaya çalışıyor. Shane evi bir labirente çevirerek onların çıkmasına engel oluyor. Ancak tam bu sırada sistem çalışmayı durduruyor ve ardından tekrar çalışmaya başlıyor. Bu aynen bir bilgisayarın kendisini resetlemesi gibi bir durum. Bilindiği gibi odada herkes dilekte bulunabiliyor. Bu Shane’e özgü bir durum değil. Bu resetleme gerçekleştiği anda gerçek Matt’in hayaline geçiş yapıldı. Böylece Kate ve Matt oda kapısına doğru koşmak için zaman kazanmış oldu. Shane evin içerisindeki sahte Matt’e saldırmıştı ama bunu ancak onları dışarıda gördüğü zaman anlayabildi.

Sonuç olarak Matt, Shane’i evin dışına çıkarmayı başarıyor ve böylece ondan kurtulmuş oluyorlar. Yani Shane gerçekten ölüyor. Bunları şu nedenle özetledim: Shane öldüğüne göre filmin sonunda gördüğümüz evren bu ürün çocuğun hayali olamaz.

Peki, bu hayali dünya diğer ürün çocuğa ait olabilir mi? Hayır, ona da ait olamaz. Çünkü gazete haberleri ve Matt’in ziyareti bize onun akıl hastanesinde kaldığını gösteriyor. O muhtemelen gazete haberinde görüldüğü gibi “Bana tüm bunları oda yaptırdı”  gibi bir tez öne sürdü ve bunun sonucunda akıl hastası olduğu düşünüldü. Etrafında onu anlayabilecek kimse yoktu.

O yıllarca eve birisinin taşınmasını bekledi. Odayı keşfeden birisi onunla konuşmaya gelebilirdi. İşte o bu yüzden bu anı uzun zamandır beklediğini söylüyor. Nihayet onu anlayabilecek birisi var karşında. O gerçek dünyada olmasaydı kendi hayali dünyasında yaşasaydı şüphesiz ki kendisini bir akıl hastanesine kapatmazdı. Onun hala hayaller kurabildiğini ve odadan bahsederken gözlerinin içinin güldüğünü görüyoruz. O gerçek dünyada bir akıl hastanesine kısılmış bir halde ve en sonda gördüğümüz hayal dünyası ona ait değil.

Matt ve John Doe Karşılaşmasındaki Gizem

Bu arada minik bir parantez açarak Matt ve John Doe karşılaşmasındaki birkaç detaya izah getirelim. John Doe onun gazeteci olmadığı hemen anlıyor. Ama nasıl? Matt tek kelime bile etmedi. Hatta ona bakmadı bile. John Doe onun gazeteci olmadığını nasıl anladı? Cevap bize işte tam bu sahnede veriliyor. John Doe, karşısındaki sandalyenin yerinden oynadığını görüyor. Ancak sandalyeyi çeken Matt’i göremiyor.

John Doe bir ürün çocuk. Muhtemelen Matt’in odayla olan ilişkisinden ötürü onu fiziksel olarak göremiyor. John Doe odaya geldiğinde Matt’in karşısına oturmuyor çünkü onu görmüyor ancak odada bir ziyaretçi olduğunu biliyor. Dikkat ederseniz Matt’in oturduğu sandalye hariç diğerleri yerli yerinde. İşte bu nedenle John Doe oraya bakarak konuşuyor. Orada birisin olduğunun farkında. Onu göremediği için de gazeteci olmadığını farklı birisi olduğunu anlayabiliyor.

Sonuç olarak finalde görülen hayali dünyanın Shane’e ve John Doe’ya ait olmadığını gördük. Geriye kalan seçenekler Matt ve Kate. Kate zaten ışıkları gördüğü anda çok şaşırıyor. Yani hayal kuran kişi o olamaz. Matt zaten odadan nefret ederek evden ayrılmak istemiş ve ondan kurtulabilmek için çok uğraşmıştı. Onun odasının tüm duvarlarını kağıtlarla kapatma nedeni kabloların her yere geldiğini görmesiydi. Odanın ya da evin ona ulaşmasını istememiş ve kendisine bir tür güvenli alan oluşturmaya çalışmıştı. Odadan bu kadar nefret eden Matt’in odayı hayali bir dünya kurmak için kullandığını ve eşini oraya koyduğunu düşünmek çok abes olur.

Hayalin Gerçek Mimarı Aslında Odanın Kendisi

Tüm seçenekleri ve olasılıkları elediğimize göre son sahnede görülen hayali dünyanın mimarı sadece odanın kendisi olabilir. Belki oda bu sahnede Kate’in söylediği gibi bir hata kodu vermiş ve onların oradan ayrılmasına izin vermemişti. Belki de o herkesin üzerinde kendi oyununu kendisi kurmuştu ki ben böyle olduğunu düşünüyorum. Yani oda hata vermedi. Yaptığı şey zaten buydu.

Matt anahtarı kullandığı anda uzun yıllardır aktif olmayan odayı uyandırmış oldu. Oda içerisinde hiç kimse olmamasına rağmen Kate adımını içeriye attığı anda ışıklar yanıp sönmeye başladı. Yani oda kendi kendine çalışabiliyordu. Aynı olayı Shane baygın olduğu anda da görmüştük. O kendinde değilken ışıklar yanıp sönmeye devam ediyordu. O an hayal kuran dilekte bulunan hiç kimse yoktu.

Evet, sonuç olarak oda muhtemelen ürün çocuk Shane öldükten hemen sonra Matt ve Kate ikilisinin evden ayrılmasına izin vermedi. Kendileri farkında olmasa da odanın kurguladığı hayali dünya içerisinde yaşamaya devam ediyorlardı. Hem Matt hem de Kate sahte kişiler olmadığı için hiçbir şeyden şüphelenmediler.

Kim bilir oda belki de Shane’e bu yüzden tuzak kurdu. Onun Kate’i içeride bu hayali evin içinde tutamayacağı anlamıştı. Çünkü Kate artık evde yaşamak istemediğini söylemişti. Bu nedenle oda onları evde tutabilmek için Matt ve Kate’i de içinde tutabileceği hayali bir dünya kurguladı. Oda büyük olasılıkla içerisinde birisi yoksa aktif olamıyor ve duruyor. Onları kendi içerisine hapsetme ve evden gitmelerini istememe nedeni de buydu. İçerisinde birileri olmalı ki oda çalışmaya ve aktif kalmaya devam etsin.

The Room film incelemesini 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir