Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!
The-Sixth-Sense-Vincent2

The Sixth Sense (1999) – Altıncı His Film Analizi

Altıncı His, gerilim ve duygusallığı aynı anda vermeyi başarmış kaliteli bir yapım. Filmin aşırı dozda bilinmezlik ya da gizem barındırmadığını en başta söylemem gerekiyor. Filmin oldukça çarpıcı finali seyredildiğinde film boyunca tam olarak bir anlam verilemeyen pek çok sahnenin bir anda anlaşıldığı görülmektedir. Bu yazıda IMDB puanını sonuna kadar hak eden Altıncı His üzerine konuşalım.

Öncelikle filmin beni en çok etkileyen yönünü paylaşmak istiyorum. Film boyunca pek çok sahnede Malcolm’un karısı Anna’nın evlilikleri iyi gitmediği için başka arayışlara girdiğini düşündük. Onunla aynı yerde çalışan satış elemanıyla yakınlaşmaya başlaması belki hepimizi kızdırdı ve Malcolm mağazanın camını kırdığında “İyi oldu, az bile!” dedik. Ancak filmin muhteşem finali bizleri öyle bir ters köşe yaptı ki kelimenin tam anlamıyla neye uğradığımızı şaşırdık. Anna bırakın Malcolm’e ihanet etmeyi o ölüp gittikten sonra bile her gece onu düşleyen, televizyonda ona ait görüntüleri seyreden, evlilik yıldönümlerinde sanki eşi hayattaymışçasına restorana giderek o anı yaşatmaya devam eden çok sadık bir eş olduğu ortaya çıkıverdi. Seyrettiğimiz tüm bu sahnelerin, Anna’nın ihanetini değil tam aksine onun sevgisinin ne kadar güçlü olduğunu gösterdiğini anlayınca bu son veda konuşmasında duygulanmamak gerçekten elde değildi. Hatta bence Malcolm’ın verdiği tepki yetersizdi. Burada ağlamalı ve gözyaşı dökmeliydi.

Filmin bir diğer dikkat çekici noktası Malcolm’ın film boyunca sadece Cole ile konuşması. Bu durum filmde belki de ölüler ve gerçek insanları ayırt eden en önemli çizgi. Filmin giriş sahnesini hariç tutarsak filmin hiçbir yerinde Malcolm’ın Cole dışında hiç kimse ile konuşmadığı, sahnelerde sadece bir figüran gibi durduğu görülmektedir. Örneğin Cole eve geldiği bu sahnede Malcolm’ın Cole’ün annesiyle konuşmadığı sessizce oturduğu görülmektedir. Malcolm öldükten sonra Anna ile yakınlaşmaya çalışan bu kişi onun seslendiğini duymaz bile. Anna evlilik yıldönümleri için geldiği bu restoranda sanki karşısında hiç kimse yokmuş gibi davranmaktadır ve o aslında Malcolm’ü görmemektedir bile.

Ancak ben bu durumun senaryonun eksik noktalarından birisi olduğunu düşünüyorum. Malcolm gibi deneyimli bir psikiyatr vurulma olayının gerçekleştiği geceden sonra karısı da dahil olmak üzere hiç kimse ile iletişim kurarak konuşamadıysa ki öyle olduğunu anlıyoruz, bu tuhaf durumu fark etmemesi söz konusu bile olamaz. Vurulma olayındaki ilk görüntüde ekranda ertesi sonbahar yazısı belirmektedir. Geçen bir yıl içerisinde Malcolm’ın hiç kimse ile konuşamadığını ya da en azından karısı ile konuşamadığını bunun normal bir durum olmadığını fark edebilmesi gerekiyordu.

Bunun nedeninin şu bahsedeceğim durum olduğunu düşünenler olabilir: Hatırlarsanız Cole hastanedeyken Malcolm’a en büyük sırrını anlattığı sırada ölü kişilerin görmek istedikleri şeyi gördüklerini söylemişti. Film boyunca bunun pek çok örneğini gördük. Malcolm’ın kapının önünde duran tüm bu eşyaları görmemesi ya da karısının televizyonda evlilik törenlerini seyrettiğini görmesi bunun birkaç örneği. Malcolm eğer hiç kimseyle iletişim kurmadığı halde birileri ile konuştuğunu hayal ediyor ve öyle görüyorsa bu duruma filmde küçük bir konuşmayla da olsa yer verilmeliydi. Filmde buna dair en küçük bir ipucu göremediğimiz için onun karısı da dahil hiç kimse ile hayalen bile olsa konuşamadığını kabullenmek zorundayız. Aradan geçen bir yılı da hesaba katarsak tüm bu zaman içerisinde Malcolm’ın kendisinin bir hayalet olduğunu fark etmemesi söz konusu olamaz. Dolayısıyla senaryonun burada açık vermiş olduğu olasılığını kabullenmemiz gerekiyor. Ancak filmi seyrettiğimizde oldukça ince dokunuşlarına şahit olduğumuz senarist ve yönetmenin bu durumu gözden kaçırdıklarına inanmıyorum. Filmde göremediğimiz başka şeyler olmalı. Göremediğimiz bu şeyin ne olduğu konusunda sizi biraz düşünmeye sevk etmek ve bir başka bir soruya geçmek istiyorum. Bu konuya ilerleyen dakikalarda tekrar değinmeyi planlıyorum.

Cole, hayatında ilk kez gördüğü Malcolm’ün bir hayalet olduğunu nasıl anlamıştır?

Bildiğimiz gibi Cole film boyunca pek çok hayaletle ya da ölüyle karşılaşıyor. Bunların kimi kendisini asmış, kimininse başında büyük delik bulunmakta. Yani bunların birer ölü olduğu anlamak zor değil. Ancak Malcolm’a ilk baktığımızda onun fiziksel olarak bir eksiğinin olmadığı görülmektedir. Bu durumda Cole onun bir ölü olduğunu nasıl anladı?

Aklımıza ilk gelen şey ölülerin görüldüğü sahnelerde havanın soğuması seçeneği olabilir. Ancak bu kuralın Malcolm’ın görüldüğü sahnelerde gerçekleşmediği görülmektedir. Bunun nedeni Cole’ün kendisinin onun yanındayken güvende hissetmesi olarak yorumlayabiliriz. Ancak bu durumun filmde kesin bir açıklaması yer almıyor. Zaten Cole ve Malcolm’ın ilk karşılaştıkları kilise sahnesinde havanın soğuması gibi bir duruma rastlamıyoruz. Cole onun hayalet olduğunu başka bir yolla anlamış olmalı.

Şimdi onların ilk karşılaştıkları sahneyi dikkatle inceleyelim. Cole, kendisine yaklaşan bu adamın kim olduğunu ve kendisine neden baktığını önce anlamaz. İşte bu yüzden heykeli bulunduğu yerden yavaşça alır. Cole, bu heykelleri kendisini ölülerden koruması için kullanmaktadır. Bu sırada hayatında ilk kez gördüğü bu yabancıyı süzmektedir. Ancak Malcolm ise ona ismiyle hitap eder ve ardından şöyle söyler: Bugün buluşacaktık ama randevuma geciktim. Cole işte bu cümleleri duyar duymaz onun da bir ölü olduğunu anlar ve aralarına heykelleri tekrar koyar.  Kiliseden ayrılmak üzere olan Cole ona döner ve “Seni tekrar göreceğim, değil mi?” diye sorar. Çünkü o görmekte olduğu hayaletleri sadece bir kez değil sürekli görmektedir. Bu arada kilise sahnesinde “Seni tekrar göreceğim, değil mi?” diye soran Cole’ün filmin sonlarında bu kez soruyu değiştirdiğini görürüz: “Seni bir kez daha göremeyeceğim, değil mi?” Cole’ün neden böyle söylediğine az sonra değinmeyi düşünüyorum.

Bu arada bu kilise sahnesinde bize Molcolm’ün her şeyi kendi istediği gibi gördüğüne dair çok küçük bir ip ucu verilmektedir. Cole’ün elindeki küçük heykellere dikkat edelim. Alt kısmı yeşil olan heykel bir anda hem yer hem de yön değiştirir ve diğer heykelin yanına geçer. Bunun hemen ardından Cole yeşil heykeli bu kez yüzüstü yere yatırır. Ancak bir saniye sonra aynı heykelin bu kez ayaküstü durduğunu görürüz. Biz ilk bakışta fark edemesek de yönetmen bize Molcolm’ün gerçekliği istediği gibi görmekte olduğunu gösterdi bile.

Her bir hayaletin ya da ölünün Cole’den yardım istediğini ve ona bu nedenle geldiğini gördük. Peki, Malcolm, Cole’den ne istiyordu?

Malcolm daha önce kendisinden yardım isteyen hastasının durumunu anlamamış ve ona yardım edememişti. Cole ve Vincent’i birbiri ile özdeşleştiren, Malcolm ona yardım ettiği takdirde aslında kendi vicdanını rahatlatacak ve belki de dünyadan huzur içerisinde ayrılacaktı. Malcolm’ün Cole gelme nedeni buydu. Ondan istediği yardım; onun sorununu çözebilmesi, ona yardım edebilmesiydi. Malcolm önceleri ona yardımcı olmayı başaramaz; çünkü o Cole inanmamaktadır tıpkı Vincent’e inanmadığı gibi. Cole bu durumu sezdiği için şöyle söyler: “Eğer bana inanmazsan bana nasıl yardım edeceksin?” Zaten Malcolm, Cole inandığı anda ona yardımcı olmanın yolunu bulur ve hayaletlerle konuşmasını; onları dinlemesini ister. Cole’ün Malcolm’a yardımcı olduğu ikinci nokta; karısıyla nasıl konuşacağını ona öğretmesiydi. Ona uykuda seslenmesini ister. Böylece ona aslında ikinci kez yardım etmiş olur.

Kyra adlı hayaletin Cole’e verdiği kaset, onu öldüren kişinin kendi annesi olduğunu göstermişti. Peki bu durum, Cole’un hayaletler hakkında söyledikleriyle çelişmiyor mu? (Cole, hayaletlerin kendilerinin ölü olduklarını bilmediğini söylemişti.)

Hayır, Kyra aslında kendisinin ölü olduğunu bilmiyor. Bunu, gece Cole’un çadırına geldiği zaman söylediği sözlerden anlıyoruz. Kyra, ağlamaklıdır ve şimdi kendimi daha iyi hissediyorum, demektedir. Yani ölü olduğunun henüz farkında değil. Annesinin onu zehirlemeye devam ettiğini düşünüyor. Cole’den yardım isteme nedeni herkese onu öldüren kişinin annesi olduğunu göstermek değil; annesini bunu yapmaktan vazgeçirmeye çalışmak. Aksi takdirde ölü olduğunu bildiğini söylemek zorunda kalırız ki bu Cole’ün hayaletler hakkında söylediği sözle uyuşmaz (Onlar ölü olduklarını bilmiyorlar.)

Filmde yaşananlar Malcolm’ın ölmeden önce onun zihninde gerçekleşiyor olabilir mi?

Bence bu oldukça güçlü bir olasılık. Yani biz tüm film boyunca Malcolm’ın ölüm anında gerçeklikte birkaç saniye süren bilinçaltını görüntülerini seyretmiş olabiliriz. Bu teoriyi destekleyen iki güçlü ipucu söyleyebilirim. Bunların ilki şu: Hatırlarsanız az önce film boyunca Malcolm’ün sadece Cole ile konuştuğuna ve başka hiç kimse ile doğrudan iletişim kuramadığına değinmiştim. Hem de bu durumun tam bir yıldır devam ettiğini filmde verilen zamansal ipuçlarından anlıyoruz. Evet, Malcolm gibi zeki birisi bu kadar uzun bir zaman boyunca hiç kimsenin onu görmediği ve duymadığını fark etmemiş olamaz. Ölülerin her şeyi istedikleri gibi gördüğünü kabul edersek bu durumda Malcolm’un başkaları ile konuştuğunu hayal etmiş olabileceğini düşünebilirdik; ancak filmde bununla ilgili bir tek küçük ipucu bile yok. Yoldan geçen birisi veya parkta oturan bir kişi ya da doktor ya da taksi şoförü… Malcolm hiç kimseyle tek kelime konuşmuyor. İşte bu durumda onun bu kurguyu ölmek üzere olduğu birkaç saniyede hayal ettiğini ve pişmanlıklarını telafi ettikten sonra öldüğünü düşünebiliriz.

Malcolm’ün tüm bu yaşananları ölüm anında bilinçaltında hayal ettiğine dair ikinci güçlü ipucu şu: Bildiğimiz gibi Malcolm işinde çok iyi birisi. Aldığı ödül ve yaptığı konuşmalar onun kendisini işine adadığını göstermektedir. Ancak onun Vincent’i tedavi etme konusunda başarısız olduğunu gördük. Bu sıradan bir başarısızlık değildi; adam yıllar sonra onun evine geldi, onu tehdit etti ve intihar etti. İşte bu durum aslında Malcolm için şok etkisi yapabilecek kadar büyük bir olaydı. Onun bu olayın hemen ardından birden bire hem de Vincent’la birebir aynı belirtileri gösteren bir çocukla karşılaşabilmesi oldukça düşük bir olasılık. Şimdi Vincent ve Cole’ün içerisinde bulundukları durumun benzerliğe hızlıca göz atalım.

Vincent                                                       Cole

Tek ebeveynli, anne-baba boşanmış.                 Cole de aynı durumda.

Duygusal bozukluk teşhisi konulmuş.                 Cole için alınan notlarda aynı durumu görüyoruz.

Yaşadıklarından ötürü korkuyor.                      Yaşadıklarından ötürü o da korkuyor.

(Korkmak istemiyorum, diyor.)                         (Aynı cümleyi Cole de kullanıyor.)

Malcolm, yanlış teşhis koyuyor.                        Malcolm önce Cole için de yanlış teşhis koyuyor.

Ona kaçık denildiğini söylüyor.                         Bunu film boyunca Cole de defalarca söylüyor.

Malcolm onun söylediklerine inanmamış.            Malcolm önce Cole’ün söylediklerine de inanmıyor.

Tüm bunlardan hareketle Cole’ün aslında Vincent’in çocukluğunu temsil ettiğini ve onun Malcolm’ın ölmeden hemen önce oluşturduğu bir hayali karakteri olduğunu söyleyebiliriz. Onların aynı kişiler olduğunu gösteren bir diğer önemli ipucu filmin hemen başında Molcolm’ın baktığı notlar. Vincent’ın henüz 10 yaşındayken aldığı terapi notlarına baktığı görülmekte. Molcolm Cole kapıda görüldükten sonra notlarına tekrar bakar. Onun artık notları olduğu gibi değil de görmek istediği gibi gördüğünü anlarız. Kağıt değiştiriyor gibi bir hareket yaptığı görülse de aslında aynı kağıtlara baktığı anlaşılmaktadır. Yuvarlak içine alınan bölümler birbirinin tıpatıp aynısıdır. Malcolm kağıdı görmek istediği gibi görmektedir. Aslında Vincent için alınan bu notların Cole için alındığını düşünmektedir.

Ayrıca notlarda Vincent’in 10 yaşında olduğu yazmaktadır. Ayrıca görüşmelerin 1989 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak ilerde Vincent’in sesini dinlediğimiz kasetin tarihi şubat 1981 yılıdır ve kasette bir çocuk sesi değil yetişkin bir erkek sesi duymaktayız. Tarihler ve seslerin birbiri ile uyuşmaması tüm bunların Malcolm’ın hayali bir kurgusu olduğunu ve istediği olayı istediği gibi düşündüğünü göstermektedir.

Molcolm vurulmadan hemen önce ondan bir şans daha istemişti. Ona yardımcı olabilmek için istediği bu son şansı ölmeden önce zihninde yaşıyor. Onun yani Vincent’in çocukluğunu temsil eden ve onunla birebir aynı durumda olan bir başkasına yardım etmeyi başarıyor. Böylece ölmeden önce içerisinde duyduğu en büyük pişmanlığını zihninde çözdükten sonra huzur içerisinde ölüyor.

Mutfak dolaplarını kim açtı?

Cole mutfak masasında otururken kısa bir süre için mutfaktan ayrılan annesi geriye döndüğünde mutfaktaki tüm dolap kapaklarının ve çekmecelerin açıldığını görür. Cole sakince masada oturmaktadır. Zaten bu kadar kısa bir sürede görüldü yapmadan bunu yapabilme imkânı bulunmamaktadır. Peki, bunu yapan kimdi? Bu sahneyi seyrettiğimizde onun henüz ölü kişiler yani hayaletler gördüğü bize gösterilmiyor. Büyük olasılıkla o an mutfakta bulunan bir hayaletin dolapların kapaklarını açtığını söyleyebiliriz. Bu hayaletin de Anna’nın annesi olduğu daha sonraki bir sahnede gösteriliyor. Bu görüntüde tüm dolap kapaklarının ve çekmecelerin açık olduğu görülüyor.

Cole Annesine Karşı Dürüst Değil

Cole annesinin kendisine inanmayacağını düşündüğü için ona karşı hiçbir zaman dürüst davranmıyor. Örneğin okuldan geldiği ve Malcolm’ü evde gördüğü sahnede annesine söyledikleri tamamen yalan. Cole zeki bir çocuk. Belki de annesinin kendi cümlelerinden hemen önce söylediği toz pemce cümlelerin doğru olmadığını fark ettiği için ona okulda geçirdiği günü annesinin duymak istediği gibi anlatıyor. Ancak filmin sonunda ilk kez ona karşı içinden geldiği gibi konuşarak onu duygulandırıyor.  

Kırmızı Renge Yüklenen Anlam

Filmi dikkatle incelerseniz kırmızı rengin bazı sahnelerde özellikle seçildiğini ve kullanıldığını fark edebilirsiniz (kilisenin kapısı, Cole’ün giysileri, bodruma inen kapının tokmağı, partide yukarıya uçan balon, restoranda Anna’nın elbisesi…). Sanki kırmızı ölüler ve yaşayanların dünyası ayıran bir sınırdır. Kilise manevi bir ortam, bodrum bir ölünün çalışma ortamı, balon patladığı an Cole’ün sesini annesi duyar, Anna’nın yaşamı temsil ettiğini biliriz ve restoranda onun üzerinde kırmızı renk elbise vardır… Mulholland Drive ya da Kayıp Otoban filmleri kadar olmasa da bu yapımda da renklere anlam yüklendiği açıktır.

Altıncı His (1999) filminin görüntülü analizini / anlatımını 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

  1. bir film analizi gerçek anlamda ancak bu kadar iyi yapılabilirdi. yazınızı bir solukta okudum. çok akıcı, yalın, sürükleyici bir dil kullanmışsınız. kaleminize sağlık.

    1. teşekkür ederim, sağ olunuz… Youtube kanalına da göz atabilirsiniz… genel olarak oradaki analizlerin yazılı hallerinin bir kısmını paylaşıyorum burada.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir