FilmAnalizi.net

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

Black Mirror 5. Sezon 2. Bölüm Analizi

Cevabı basit olmasa da kendisi basit bir soru: Güç nedir? Black Mirror 5. sezon 2. bölüm Smithereens işte bu sorunun cevabına odaklanmış. Tabi burada kastedilen güç; birim zamanda üretilen ya da tüketilen enerji veya birim zamanda yapılan iş miktarı olarak tanımlanan fiziksel anlamdaki güç değil. Dizide tanımlanan güç zaman ve şartlara göre değişen ve izafi anlamlar yüklenen bir kavram.

Black Mirror 5. Sezon 2. Bölüm Fragman / Trailer İzle

Günümüzde silahların, uçakların, atom bombalarının, savaş gemilerinin hepsi birer güç olarak kabul ediliyor. Ancak bir zamanlar kılıçlar ya da toplar da birer güç unsuruydu. Zamanla bunlar müzelerde sergilenen materyaller dönüştü. Belki gelecekte icat edilecek farklı silahlar günümüzdeki silahları ve güç unsurlarını da müzeye gönderebilecektir. Keşke silahlar ve yıkım makineleri hiç olmasa ama dünyanın realitesini de görmezde gelemiyoruz ne yazık ki.

Ancak tüm bunların ötesinde hem de çok üzerinde bir güç daha var. Bu, hiçbir silahın asla erişemeyeceği kadar kudretli bir güç… Smithereens adlı bölümde üzerine basa basa vurgulanan bu büyük güç bilgiden başka bir şey değil. Bölümün vermek istediği mesaj temelde bu. Tabi ki bölümde bu üst mesaja bağlı alt mesajlar da yer alıyor. Bunlara da değinmeyi planlıyorum.

Diziyi seyretmeyenlere küçük bir ön bilgi: Videonun bundan sonrası full spoiler içeriyor.

Dizide olaylar aslında Smithereens adlı dev bir sosyal medya şirketinin etrafında dönüyor. Dizinin pek çok yerinde görüldüğü gibi bu şirketin logosu bir ünlem işareti. Şirket adeta bu logoyla tüm dikkatleri üzerine çekiyor. Burada şu soru sorulabilir: Bu büyük şirket hangi sosyal medya devini sembolize ediyor? İşin doğrusu bunun hiçbir önemi yok. Günümüzdeki sosyal medya platformlarının her birisi bir Smithereens aslında.

Kim Bu Billy Bauer?

Bölümün kahramanı aslında eski bir öğretmen. Onun kaçırma olayı yaşanırken gördüğümüz acemiliklerinin nedeni bu. O aslında bir suçlu değil. Onun bambaşka bir amacı var. Onun amacı Smithereens şirketinin üst düzey bir yöneticisini kaçırmak. Onun aracına aldığı kişilere şirketi kastederek orada mı çalışıyorsun, diye sorma nedeni bu. Araca binen kişinin profilini dikkatle süzüyor ve doğru kişiyi seçmeye çalışıyor. Doğru kişiye ulaştığında bu kişiyi kullanarak şirketin en tepesindeki isimle konuşmak istiyor. Evet, onun amacı bu… Billy Bauer ile konuşmak. Peki kim bu Billy? Bu kişi günümüzdeki dev sosyal medya şirketlerinin kurucularını temsil ediyor. Bu sembolik bir isim aynen şirketin adı gibi…

Telefon Uygulamaları Tarafından Esir Alınmış İnsanlar

Bölümün pek çok yerinde başını telefondan kaldırmayan ya da kaldıramayan insanlar görüyoruz. Herkes adeta telefonlara esir düşmüş. İnsanlar çevresiyle iletişim kurmaktan uzak asosyal yığınlara dönüşmüş.

Taksiye binen müşteriler taksicinin kendilerine sorduğu soruyu duymuyor bile. Hatta kafalarını kaldırıp ona bakma zahmetine bile girmiyorlar. Taksicinin kaçırdığı genç eleman eğer başını kaldırıp navigasyona baksaydı yolda kaza olmadığını, taksicinin onu yanılttığını görebilirdi ya da taksinin yolda saparak ıssız bir yere geldiğini… Ama bunları hiçbirisini göremedi çünkü telefondan gözünü ayıramıyordu. Smithereens şirketinde çalışanların da aynı durumda oldukları görülüyor. Kafede oturan insanlar da telefonla meşguller. Sanki herkes büyülenmiş gibi…

Annenin Çaresizliği

Bölümün hemen başlarında çocuğu intihar eden bir annenin çaresizliğine şahit oluyoruz. Bu acılı anne çocuğu hakkında her şeyi bildiğini sanan ama onun intiharından sonra çocuğu hakkında hiçbir şey bilmediğini anlayan birisi. Çocuğunun her gün bir sosyal medya uygulamasına girdiğini fark ediyor. Son bir ümit diyerek aklına gelen tüm olasılıkları deneyerek çocuğuna ait profilin şifresini tahmin etmeye çalışıyor. Ancak her gün üç deneme hakkı bulunuyor. Parolayı üç kez yanlış girdiğinde bir sonraki deneme için 24 saat beklemek zorunda. İlginç olan şey bu şifrenin aslında onun gözünün önünde durması. Ancak o farklı yerlere-tarihlere-sayılara odaklandığı için onu göremiyor. Ölen çocuğunun kullandığı şifre odada bulunan bir fotoğrafta görülen teknenin plaka numarası. Demek ki cevaba ulaşmak için seçtiğimiz yöntem çok önemli. Bu yöntem doğru olmazsa bizi cevaba yakınlaştırmıyor aksine ondan uzaklaştırıyor.

Klasik Yöntemler vs Sosyal Medyanın Gücü

Taksi şoförünün aracı yoldan çıkarak bir tarlada durduğu andan itibaren bilginin nasıl güce dönüştüğüne ve klasik polisiye yöntemlerle sosyal medya şirketinin rekabetine şahit oluyoruz. Bilgiye çok daha hızlı ulaşan sosyal medya şirketi adeta klasik yöntemler kullanan Lodra polisini eziyor.

Polis doğal olarak önce aracın plakasını araştırıyor. Aracın kime ait olduğunu bulmaya çalışıyor. Ancak polis bunu yaparken medya şirketi adamın telefonundan onun kimliğini tespit ederek onun sosyal medya hesaplarına ulaşıyor. Polisler henüz aracın içerisindekinin kim olduğunu bile bilemezken onlar adamın özelliklerini araştırmaya başlıyorlar. Hatta adama telefon uygulaması kullanarak stres azaltıcı müzik dinletmeye başlıyorlar.

Sosyal medya şirketi adamın ne istediğini bildiği için taksiciyle iletişim kurabiliyorlar. Onunla defalarca telefonda görüşüyorlar. Ancak polis yine klasik yöntemleri kullanmaya çalışıyor. Yani devreye bir arabulucu sokuyor. Ancak bu kişi bırakın taksiciyle iletişim kurmayı onunla birkaç cümleden fazla konuşamıyor bile. Çünkü taksideki adam çok zeki ve onun kullandığı ya da kullanacağı yöntemlerin hepsini en az onun kadar biliyor. Taksici arabulucuyu rezil ederek gönderiyor.  

Sosyal medya şirketi telefon hattını kullanarak ortam dinlemesi gerçekleştiriyorlar ve taksinin içerinde konuşulanları canlı canlı dinliyorlar. Bu sırada polisler hala adamın kimliğini bulmaya çalışıyorlar. Bir sür sonra polisler nihayet adamın adına ulaşmayı başarıyorlar. Polis şefi, bu bilgiyi yani adamın kimliğini kendileriyle iletişime geçen şirket çalışanlarıyla paylaşmak istiyor. Ancak onların bu bilgilere zaten sahip olduğunu anladığında bir şaşkınlık yaşıyor. Daha sonra şirket, polisle onların klasik yöntemlerle ulaşamayacakları bilgileri paylaşmaya başlıyor. Şirket çalışanı kendisini şaşkınlıkla dinleyen polis şefine bunları biliyor muydunuz diye sorduğunda polis şeyi; hayır ama siz biliyorsunuz diye cevaplıyor. Yani dolaylı olarak onların üstünlüğünü kabul ediyor.

Diğer taraftan taksicinin ulaşmaya çalıştığı Billy Bauer da taksinin içerisindeki konuşmaları canlı canlı dinliyor. Güç bu değil de nedir? Bölüm işte bu cümleyi bize söyletmek istiyordu ve sonunda bunu başardı. Bu arada Billy Bauer taksicinin telefonuna erişmek için giriş yaptığı modun Tanrı Modu olduğunu söylüyor. Black Mirror bize en büyük bilgiye sahip kişinin gücünü işte bu kelimelerle anlatıyor.

Olayın yakınlarındaki çocuklar tüm yaşananları fotoğraflayarak an be an sosyal medyaya yüklüyorlar. Bu iletişim o kadar etkili ki aracın içerisinde bulunan taksici bile olayları sosyal medyadan takip ediyor. Onun rehineyi rahatlatmak için sarf ettiği ve silahın gerçek olmadığını söylediği cümle bir anda sosyal medyada yayılıyor ve polis buna dayanarak operasyon yapmaya çalışıyor. Ancak silah gerçek ve polisler geri çekilmek zorunda kalıyorlar.

Mutlak Güç Kontrol Edilemez

Black Mirror bu bölümde bize bir alt mesaj daha iletiyor. Bu alt mesaj, mutlak gücün kontrol edilemeyeceği… Ona sınır çizilemeyeceği… Adı herkesin dilinde olan Billy aslında şirketini tam olarak kontrol edemiyor. Şirket çalışanları o bu bilgiyi ısrarla istese de ona taksicinin iletişim bilgilerini vermiyorlar. Çünkü onun telefonla konuşmasını – iletişim kurmasını istemiyorlar. Billy, telefonu kapatıyor ve taksicinin numarasını kendisi buluyor. Sonuç olarak sistem o kadar büyüyor ki kendi kurucusunu bile aşıyor. Zaten bunu Billy de itiraf ediyor. Şirketin kendi kurduğundan daha farklı bir şeye dönüştüğünü artık onu kontrol edemediğiniz, sözde bir patron haline geldiğini söylüyor.  Onun bu sözleri bence burada sosyal medyanın kontrol edilemez gücüne bir gönderme… Güç, onun kurucusunu bile devre dışı bırakabiliyor.

Yapay Zeka ve İnsan Duyguları

Dizi bölümün sonlarına doğru bizi bir kez daha şaşırtmayı başarıyor. Billy aslında taksiciyle konuşurken her şeyi gayet iyi idare ediyordu. Çünkü bu konuşmada kendi zekasını kullanıyordu. Ancak bir süre sonra şirket çalışanları yine olaya müdahale ediyorlar ve ona konuşma tavsiyeleri sunan bir yapay zeka modülü açıyorlar. Billy, yapay zekanın tavsiyelerini dinlemeye başladığı anda çuvallıyor. Taksici onun yapaylığın fark ediyor ve ona bağırarak insan gibi konuşmasını söylüyor. Billy kendi aklıyla konuşmaya başladığı anda yine olayı toparlayabiliyor.

Bence hissiz uygulamalar ya da robotlar hiçbir zaman yüksek insan duygularıyla baş edecek seviyeye gelemeyecekler. Robotlar mekanik ve matematiksel işlemleri insanlardan çok daha iyi ve hızlı yapabilse de duygusal anlamda insan bir zirve. Hiçbir makine oraya ulaşamaz ve ulaşamayacak.

Bölümün Sonu Hakkında

Bölümün sonunda ateşlenen silahtan çıkan kurşunun kim vurduğu ya da vurmadığı önemli değil. Aslında bunun hiçbir önemi bulunmuyor. Zaten bu yüzden hiçbir şey gösterilmeden bölüm sona eriyor. Black Mirror bize bilginin ve sosyal medyanın gücünü anlatmaya çalışmıştı ve bunu başardı. İntihar eden çocuğun annesinin enter tuşuna basar basmaz polis silahının ateşlenmesi sosyal medyanın ateşli silahlar kadar tehlikeli ve öldürücü olabileceğini vurguluyor.

Bu arada ne yazık ki Bill’in ulaştığı Tanrı modu günümüzün bir gerçeği. Hiç birimiz hiçbir yerde yalnız değiliz. Kuralları başkalarının belirlediği bir oyundaki figüranlarız. İşte bu nedenle o ünlemden kaçış yok. Kaçış olabilmesi için başka bir dünya kurulmalı… Oyunun kuralları değişmeli… Bu şartlar altında o ünlemden kurtulmak için ister parantez kullanın ister delete tuşunu… Hiçbir işe yaramayacak…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir