Enemy (2014) – Düşman Film Analizi

Düşman adlı film kendine özgü kasvetli bir atmosferde geçen, bilinmezlik ve gizemin zirve yaptığı yapımlardan bir tanesi. Film çoğu izleyici için gerçekten anlaşılmaz olsa da bence vermek istediği mesajı ya da işlediği konuyu kusursuz bir şekilde vermeyi başarabilmiş üst kalitede bir yapım. Filmin IMDB puanı tabi ki hak ettiğinin çok altında. Ancak filmin bir örümcek ağı gibi karmaşık, anlaşılması zor ve oldukça kafa yorucu kurgusu bize filme bu puanın verilmesine az da olsa hak vermemiz gerektiğini fısıldamakta. Film hemen her sahnesiyle seyircilerin devrelerini en üst seviyede yakmayı ve muhteşem finaliyle de filmi izleyen herkesi derinden sarsmayı başarıyor. Bu finalin sinema tarihi boyunca çekilmiş en etkileyici ve en gizemli sonlardan birisi olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Filmi analiz etmeye başlamadan önce son sözüm beyin yakıcı gizem filmlerini seven ve aynı zamanda kalite arayanlara: Filmi anlaşılmaz bulanlara aldırış etmeden bu muhteşem yapımı izleyin. Film beyin devrelerinizi yakacak ve finalde bu devreleri tamamen iflas ettirecek ama sizin film yapımcılarına BRAVO dedikten sonra zihninizden filme bu puanı layık görenlere yönelik övgü cümleleri geçireceğinize eminim; tepki benim gibi…     

Enemy (2014) – Düşman Fragman / Trailer İzle

 

Şimdi yavaş yavaş filmi okumaya başlayalım. Yazının sonunda da filmin muhteşem finaline değinelim ve filme adını veren düşmanın kim olduğunu sorgulayalım.

Tarih öğretmeni Adam ve aktör Anthony iki farklı kişi mi yoksa aynı kişinin iki farklı versiyonu mu?

Bu, film hakkında sorulması gereken temel sorulardan bir tanesi… Çünkü bu nokta açıklığa kavuşmadan filmi doğru anlama imkânı bulunmuyor. Film hakkındaki yorumlarımız bu sorunun cevabına göre şekillenecek. Videonun ilerleyen dakikalarında sıkça değineceğim gibi filmin ana karakterleri olan Adam ve Anthony iki farklı kişi değil. Bunlar bir zihnin iki farklı yansıması ve aslında aynı kişiler.

Karakterlerin gerçek isimleri nedir?

Bu soru da nereden çıktı diyebilirsiniz ama dikkatli izleyiciler isimler konusunda filmde yerine oturmayan bir şeyler olduğunu fark edebilirler.

Film isimler konusunda inanılmaz bir kafa karışıklığı meydana getiriyor. İsimleri takip etmeden kimin isminin ne olduğunu anlamadan analiz yapmak ya da filmi anlamak imkânsız görünüyor. Filmde gerçek olan karakter Anthony. Ancak Anthony sandığımız gibi bir aktör değil ve üniversitede tarih ders vermektedir. Adam Bell adında birisi gerçekte hiç var olmadı. Adam Bell, Anthony’nin zihninde yaşayan ve onun karısından ayrılarak sevgilisiyle yaşadığı versiyonunu temsil eden bir karakter.

Dikkat ederseniz filmde tarih öğretmenine hiç kimse adıyla hitap etmemektedir. Ne okuldaki öğretmen arkadaşı, ne annesi ne de Mary… Hiç kimse ona ismini kullanarak hitap etmiyor ve edemez de. Bu ismi kullanan tek kişi var o da kendisi… Ancak ilk bakışta aktör olduğunu düşündüğümüz Anthony’ye karısının defalarca ismiyle hitap ettiğini duymaktayız. Bu sahnede telefondaki sesi duyan karısı doğrudan ona Anthony diye seslenmektedir. Ayrıca site içerisindeki güvenlik görevlisinin de ona aynı isimle hitap ettiğini görürüz. Adam’ın ismi ise sadece okulun internet sitesinde bulunmaktadır ki bu sahnelerin Anthony’nin bilinçaltı görüntüleri olduğunu göreceğiz.

Filmdeki gerçek karakter Adam mı yoksa Anthony mi? Kim, kimin bilinçaltı?

Filmde bir kişilik bölünmesi olduğunu ve bu iki karakterin aslında tek kişi olduğunu kabul ettikten sonra sorulması gereken bir diğer önemli soru bu. Çünkü bu karakterlerin birisi üst bilinç diğeri ise onun hayalinde oluşturduğu bir kurgusu ya da bilinçaltı.

Az önce kısaca bahsettiğim gibi gerçeklikte var olan karakter aslında bir tarih öğretmeni olan Anthony. Yani sorumuzun cevabı şu: Tarih öğretmeni Adam, Anthony’nin bilinçaltısı…

Buna yönelik ilk ipucumuz evde geçen konuşmada Helen’in verdiği tepki. Helen oldukça ciddi bir yüz ifadesiyle ona arayan kişinin kim olduğu sorar. Anthony olarak gördüğümüz bu karakter “arayan kişi benim hayranım, benimle buluşmak istiyor” cevabını verdiği anda Helen kahkahayı basar. Helen karşısındaki kişinin bir tarih öğretmeni olduğunu bildiği ve onun kendisine şaka yaptığını düşündüğü için bu tepkiyi vermiştir. Ancak kocasının gayet ciddi olduğunu görünce Helen’in yüz ifadesi değişir; bunun bir şaka olmadığını anlamıştır. Helen kocasının neden böyle davrandığını anlamaya çalışır. Gözleriyle onun davranışlarını analiz ettikten sonra “bana yalan mı söylüyorsun” diye sorar. Anthony’nin göz temasından kaçınması onun yalan söylediğini açıkça göstermektedir. Bu yalanı yakalayan Helen bu kez “Yine onunla mı görüşüyorsun?” diye sorar. Anthony’nin daha önce onu başkası ile hatta evli birisi ile aldattığını anlıyoruz. Evet, geçmişte benzer bir sorun yaşadıkları için Helen’in aklına ilk gelen olasılık kocasının kendisini aldatması ihtimalidir. Ancak bu konuşmanın ardından okula gittiğinde durumun bu kadar basit olmadığını anlayacaktır.

Tarih öğretmeni, kendisine benzeyen aktörün kim olduğunu araştırırken eline bir resim alır ve onu ekranda gördüğü resimle karşılaştırır. Burada dikkatimizi çeken şey resmin yırtılmış olması. Bir kadının eli görülmektedir ama kadının olduğu kısım yırtıktır. Dolayısıyla tarih öğretmeninin bir kadınla sorun yaşadığını belki de tamamen ayrıldıkları söylenebilir. Bu resmin aynısını hem de yırtılmamış halini aktör Anthony’nin evinde göreceğiz… Resimdeki kişi Helen’dir. Bu resmin yırtılmış halinin tarih öğretmeninin evinde olması bu iki karakterin aynı kişi olduğunu göstermektedir. Filmin sonunda aktör olan kişinin öldüğünü düşünürsek şu an ekranda gördüğümüz ve üniversitede ders anlatan kişinin ana karakter olduğunu söyleyebiliriz.

Şimdi Adam’ın annesi ile yaptığı konuşmaya gidelim. Bu kişinin elinde yüzük olmadığı için onun tarih öğretmeni olduğunu söyleyebiliriz. Annesi ona “Bir kadınla başın yeterince dertte, öyle değil mi?” diye sorar. Oğlunun hayatındaki her ayrıntıyı bildiğini anladığımız annesinin onun Helen’le arasındaki sorunu bilmemesi düşünülemez. Dolayısıyla bu sahnede gördüğümüz ve Helen’le sorun yaşayan kişi aslında tarih öğretmenidir.

Annesinin onun dairesini güzel olarak nitelemesi de önemli bir ipucu. Çünkü güzel bir daireye sahip olan kişi Antony. Mery ile yaşayan tarih öğretmeni Adam’ın dairesi hiç iç açıcı değil ve içerisinde doğru dürüst eşya bile yok. Yatağın yerde olduğu görülüyor ve evde koltuk takımı bile bulunmuyor. Bu durum annesiyle konuşurken gördüğümüz kişinin güzel dairede yaşadığını ve bu kişinin aktör değil tarih öğretmeni olduğunu göstermektedir. Adam’ın Helen’le yaşadığı apartman dairesi onun bir bilinçaltı yansıması ve gerçekte böyle bir daire yok. Aynen Helen’in ve Adam’ın var olmadığı gibi. Helen onun zihninde şehveti, güzelliği ve özgürlüğü temsil eden bir karakter. Zaten bu ikili arasında doğru dürüst bir konuşma bile geçmemektedir.   

Bu konuşmaya dönersek annesi onun saygıdeğer bir işe sahip olduğunu söylemekte hemen ardından da üçüncü sınıf aktörlük hayallerini bırak, demektedir. Bu durumda annesinin saygıdeğer olarak nitelediği işin tarih öğretmenliği olduğunu anlarız. Dolayısıyla tarih öğretmeni olan Anthony gerçek bir karakterdir ve büyük olasılıkla zaman zaman aktörlük hayalleri kurmaktadır. Onun hayatını en ince ayrıntılarına kadar bilen annesi tabi ki onun bu hayalinden de haberdardır. Böylece Anthony’nin zihninde oluşturduğu aktör karakterinin bir geçmişi olduğunu ve birden bire ortaya çıkmadığını da anlıyoruz. 

Helen kocasının kişilik bölünmesi yaşadığını anlıyor mu?

Helen okul ziyareti sırasında kocasını görene kadar onun bir kişilik bölünmesi yaşadığının farkına varmıyor. Hele’nin kocasının cebinde bulduğu notta yazan Adam Bell adlı kişinin kim olduğunu merak ettiğini söylemek yanlış olmaz ama bence Helen okula daha çok kocasının kendisini aldatıp aldatmadığını görmek amacıyla geldi. Okula geldiğinde doğrudan içeriye girmek ve söz konusu kişinin kim olduğunu araştırmak yerine etrafa hatta okulun dışına doğru bakmasının nedeni bu. Kocasının daha önce kendisin aldattığı kişinin okul çevresinde olup olmadığına bakmaktadır.

Ancak Helen kocasını görür görmez onun saç stilinden ve davranışlarından onda farklı bir şeyler olduğunu anlar. Helen’in ona olan bakışları onun daha önce evde gördüğümüz bakışlarıyla aynı. Evde kocasının davranışlarına bir anlama verememiş ve bakışlarıyla onu süzmüştü. Helen okul bahçesinde aynen evde olduğu gibi yine onu gözleriyle süzer ve bu durumun artık bir aldatma olayı olmadığını kocasının ciddi bir kişilik bölünmesi sorunu yaşadığını anlar. Bundan emin olmak için hemen telefonla kocasını arar. Telefon çaldığı sırada gözleriyle tarih öğretmenini takip eder. Telefonun tarih öğretmeni ekrandan çıktıktan ve belli bir süre geçtikten sonra cevaplanması yine iki karakterin de aynı kişi olduğunu gösteren önemli bir ipucudur.

Evet; Helen okul ziyaretinden sonra onun yaşadığı bu sorunun farkına varıyor. Filmde bu durumu anladığını gösteren iki önemli sahne var. Bunlardan ilki okul ziyaretinden hemen sonra yaşanan ve evde geçen konuşmadır.

Okuldaki konuşmadan sonra eve gelen Helen uzun uzun kocasına neler olduğunu düşünür. Daha sonra kocasına okula gittiğini ve ona benzeyen kişiyle konuştuğunu söyler. Ancak bunu söylerken onun ağlamaklı ve oldukça üzgün olduğunu gözden kaçırmayalım. Helen eğer gerçekten kocasına benzeyen birisini görseydi sizce vereceği tepki üzülmek veya ağlamak mı olurdu? Aksine belki heyecanlanır ve onun kim olduğunu araştırır; belki de kocasıyla birlikte onu görmeye gitmek isterdi. Ama onun ağladığını ve derin bir üzüntü yaşadığını görürüz. Bunun nedeni kocasının yaşadığı bu zihinsel problemi anlamış olması. Bu konuşmayı yaparken uzun uzun Anthony’nin gözlerine bakar. Onun gerçekten üzgün olduğu belli olmaktadır. Ağlamaklı bir sesle neler oluyor, diye sorar. Anthony neyden bahsettiğini bilmiyorum, dese de Helen onun gözlerinin içine bakarak hem de iki kez şöyle söyler: “Bence biliyorsun!”

İşte bu cümle onun kocasının kişilik bölünmesi yaşadığını anladığını göstermektedir. İlerde göreceğimiz bir başka sahnedeyse (yatakta geçen sahne) Helen o an aslında kendisine aktör Anthony gibi davranan karakteri daha önce defalarca gördüğümüz gibi bakışlarıyla süzer ve ona  “Okul nasıl geçti?” diye sorar. İşte bu kritik cümle bile onun aslında kocasının yaşadığı bu sorunu fark ettiğini göstermektedir.

Örümcekler Neyi Temsil Etmektedir?

Film boyunca gördüğümüz çeşitli boyutlardaki örümcekler kadınları temsil etmektedir. Anthony kadınları örümceklerle ve diktatörlerle eşleştirmektedir. Kadınlara bakış açısı onun filme yön veren en derin korkularını yansıtmaktadır. Derste tüm diktatörlüklerde sadece bir takıntı olduğunu söyler: “Kontrol.” Ona göre kadınlar birer diktatör gibidir ve kontrol takıntıları vardır. Diktatörlükler bilgiyi ve fikirleri kontrol altında tutmak için; halkı eğlenceyle meşgul etmek, düşük kalitede eğitim vermek, kültürü, bilgi edinmeyi ve bireylerin söylemlerini yasaklamak gibi farklı stratejiler uygulamaktadır. Kadınlar da onlar gibidir ve farklı stratejiler uygulamaktadır. Evlilik ve bebekler bu stratejiler arasındadır. Filmin hemen başında annesinin ona telefon açması aslında onu kontrol etmek amacıyla yapılmıştır. Sadece onlar değil sevgilisi Mary de aslında onu kontrol etmek istemektedir. Bu açıdan baktığımızda filmde Anthony’nin bir diktatör tarafından ele geçirilmekten kaçma mücadelesini izlediğimizi söylemek yanlış olmaz. Bunu bir direniş olarak düşünürsek duvarda gördüğümüz bu çizimler bir anlam kazanmaktadır ve onun direnişini sembolize etmektedir.

Ben filmin hemen başına gördüğümüz ve tekrar gibi görülen dersin bizler yani seyirciler için verildiğini düşünüyorum. Bir öğretmen aynı dersi farklı sınıflara anlatabilir; ama aynı sınıfa aynı dersi iki kez anlatmaz. Her iki sınıf da aynı öğrenciler var sadece öğrencilerin yerleri farklı. Ayrıca Anthony ikinci derse “gördüğünüz gibi” ya da “gördünüz mü?” anlamına gelen bir girişle başlamaktadır. Okul sonrasında yaşadığı rutin bir günü hızlıca gösterdikten sonra gördünüz mü, diye bize seslenmektedir. Ayrıca ders sınıfta bitmez. Yine sevgilisi ile olan görüntülere geri döner ve anlatmaya devam eder. Anthony, diktatörlükten bahsederken ev yaşımı ve Mary’nin gösterilmesi bir tesadüf değildir. Bize onun kadınlara bakışı anlatılmaktadır.

Örümceklerin kadınları temsil ettiğini söylemiştim. Peki, neden örümcek? Bildiğiniz gibi dişi örümcekler eşleşmeden sonra erkek örümceği öldürmektedir. İşte örümceklerin bu özelliği Anthony’nin evliliğe, bebeğe ve kadına olan bakışını yansıtmaktadır. O, evlendikten sonra kendisinin belki de sosyal olarak öleceğini düşünmektedir. Filmin ortalarında gördüğümüz dev örümcek annesini temsil etmektedir. Annesinin onun üzerinde nasıl etkili olduğunu ve onu yönlendirdiğini görüyoruz. Zaten bu örümcek annesi ile olan konuşmasının hemen ardından gösterilmektedir. Anthony rüyasında bir örümceğin kafasına sahip bir kadına baktığını görür. Onu daha sonraki bir sahnede otel koridorunda yürüyen çekici bir kadına bakarken görürüz ki bu daha önce gördüğü rüyanın aynısıdır.

Filmin final sahnesinde Anthony kendi karısının oldukça büyük bir örümceğe dönüştüğünü görmektedir ki bu sahneyi daha sonra konuşacağız.

Filmin hemen başlarında gördüğümüz örümceğin evli kadınları temsil ettiğini söyleyebiliriz. Bu gece kulübüne gelen erkeklerin orta ve üzeri yaşta oldukları bu erkeklerin aynen Anthony gibi evli olduğu söylenebilir. Bu erkeklerin önünde bir başka kadın tarafından ezilen örümceğin onların eşlerini temsil etmesi oldukça mantıklıdır. Çünkü onlar buraya gelerek evliliklerinin yani eşlerinin bir başka kadın tarafından ezilmesine göz yumuyorlar.

Final Sahnesinde radyoda duyduğumuz kaza gerçek mi? Helen neden bir örümceğe dönüşmüştür?

Finale kadar izlediğimiz her sahne gerçekten beyin devrelerimizi yakmayı başarıyor. Artık her şeyin çözüldüğünü düşündüğümüz ve rahatladığımız bir anda birkaç dakikalık final sahnesine eklenen detaylar filmi daha da karmaşık bir hale getiriveriyor. Aktör karakterinin ve Mary’nin gerçekte var olmadığını görmüştük. Ama radyoda duyduğumuz kaza haberinde herhangi bir isim geçmese de haberin onları işaret ettiği açıktır. Bu durumda o karakterler gerçek miydi?

Cevabımız şu: Hayır; o kazada ölen Mary ve aktör karakterleri hiçbir zaman gerçek değildi. Ancak biz Helen ve Anthony barıştıktan sonra her şeyi netleştiğini ve Anthony’nin artık karısını aldatmayan bir adama dönüşeceğini veya Helen’in ya da diğer kadınların onu kontrol etme takıntısının biteceğini düşünüyoruz. Ama yanılıyoruz çünkü bu bir döngü ve bu döngü hiç bitmeyecek. Bunu Anthony’nin cümlelerinden öğreniyoruz. Dolayısıyla olaylar tekrar başa sarmıştır ve Anthony tekrar o kulübe gidecek ve muhtemelen karısını tekrar aldatacaktır. Yüz ifadelerinden ve karısına sorduğu sorudan onun oraya tekrar gitmek istediğini anlarız. Çünkü bu kendisini tekrar eden bir düzendir.

Anthony karısına gece için bir planı olup olmadığı sorar ve kendisinin dışarı çıkması gerektiğini söyler. Helen’den cevap gelmez. Yatak odasına bakmaya gittiğinde karşısında büyük bir örümcek ya da tarantula görür. Daha önce Anthony’nin annesini dev bir örümcek olarak hayal ettiğini görmüştük. O aslında tüm kadınları bir örümcek olarak görmektedir. Dolayısıyla Helen’i kendisini öldürecek bir örümcek olarak görmesi filmin akışını bozan bir durum değil. Onun zaten radyo programı ve hemen ardından gelen anahtar sahnesi ile yeni bir kurguya başladığını ve karısını tekrar aldatacağını anlamıştık. Bu örümcek sahnesi onun ne kadar kararlı olduğunu göstermektedir. Karısını banyodan çıkarken kendisi olarak görmüştük. Ama Anthony onu aldatmaya karar verdiği anda artık karısını kendi vücuduyla değil bir örümcek olarak görmeye başlıyor. Örümceğin büyüklüğü onun hayatındaki önemi ya da etkisiyle ilgili. Şüphesiz annesi onun üzerinde daha etkili. O yüzden onu daha büyük bir örümcek olarak görmüştü. Peki son sahnedeki örümceğin ondan ürkme nedeni nedir? Karısı önceki sahnelerde gördüğümüz gibi oldukça zeki birisi ve kocasını çok iyi tanımaktadır. Onun cümlelerini duyduğu anda bu cümlelerin ne anlama geldiğini çok iyi anladı. Kocasının onu tekrar üzeceğini ve kendisine zarar vereceğini ya da onun tekrar başka bir kimliğe büründüğünü hissetti ve ondan ürkerek geriye çekildi. Tıpkı Mary’nin aktör Anthony’den ürkerek kendini geriye çekmesi gibi.

Anthony’nin yaşadığı zihinsel bölünme tam olarak ne zaman başladı?

Biz olayları izlemeye başladığımızda Helen 6 aylık hamiledir ve Anthony’nin zihni üzerindeki baskı inanılmaz derecede artmıştır. Anthony baba olmak ve diktatörük tarafından tamamen ele geçirilmek üzeredir.  Zihinsel bölünmenin işte tam bu sırada meydana geldiğini söylenebiliriz. Adam onun aile ve bebek baskısından ötürü kendisini köşeye sıkışmış hissettiği zaman zihninde oluşturduğu bir karakterdir…

Öğretmenin tavsiye ettiği film ne anlama gelmektedir?

Anthony ve Adam aslında aynı kişinin birbirinden bağımsız olarak yaşayan iki farklı versiyonudur. Ancak Anthony baba olmak üzere olduğu için artık bir karar vermek zorundadır. Bu iki karakterden birisi mutlaka baskın gelmelidir. İşte bu yüzden bu ikili arasında ölümcül savaş başlar. Esas soru bu ölümcül savaşı kimin kazanacağıdır… Bir tarafta sevgilisi ile birlikte yaşayan ve hiçbir sorumluluğu olmayan ancak mutlu olmadığı her halinden belli olan Adam karakteri mi yoksa evli ve bir süre sonra baba olacak Anthony mi? Adam, filmde sadece bir sahnede görülen ve birdenbire ortaya çıkan sıradan bir öğretmenin tavsiyesi üzerine aldığı sıradan bir filmde kendine benzeyen bir oyuncu görür. Ne öğretmenin bu filmi tavsiye etmesi ne de onun bu filmi satın alması bir tesadüf değildir. Zihinsel savaş artık başlamalıdır. Film sadece bu savaşın başlaması yani iki karakterin yollarının kesişmesi için bir sebeptir.

Çiftler arasında nasıl bir ilişki vardır?

Savaş başladıktan sonra çiftler arasındaki ilişkinin filmin sonuna kadar zıt orantılı olduğunu göreceğiz. Çiftler arasındaki ilişkinin birisi düzelirken diğeri bozulmaktadır.

Sorunsuz bir cinsellik yaşadıklarını gördüğümüz bu ikili arasında Adam öğretmen arkadaşının tavsiye ettiği filmi seyrettikten hemen sonra artık bir şeyler ters gitmeye başladığını görürüz. Mary ona durmasını söyler ve üzerini giydikten sonra hiçbir şey söylemeden oradan ayrılır. Mary ve Adam ikilisi arasındaki ilişkinin bozulmaya başladığında Anthony ve Helen arasında güzel bir ilişki olduğunu Helen’in telefon konuşmasındaki sıcak ifadelerinden anlıyoruz.

Mary, Anthony’nin parmağındaki yüzük izini gördüğü anda Adam uyanır. Mary ve Anthony arasındaki kavga ya da anlaşmazlık büyüdükçe diğer ikili birbirine daha çok yakınlaşmaya başlar. Helen “Kalmanı istiyorum.” dediği anda Mary, Anthony’ye arabayı durdurmasını söyler. Helen ve Adam öpüşmeye başladıkları anda diğer ikili arasındaki tartışmanın şiddeti birden bire alevlenir. Bir ilişki tamamen biterken diğeri adeta yeniden doğmaktadır. Bu ölümcül zihinsel savaşı tarih öğretmeni ve evli olan karakter kazanmıştır. Artık onun zihninde ne Mary ne de Anthony için bir yer yoktur ve onların varlığını devam ettirme şansı kalmamıştır. İşte bu yüzden her ikisi de bir trafik kazasında ölürler.

Filme adını veren düşman kim?

Anthony için en büyük düşmanın kendi dürtüleri olduğunu söyleyebiliriz. Zihni sürekli ikiye ayrılmakta ve kendisine en büyük rakibi yine kendisi olmaktadır. Sadece bir hayatına yoğunlaşarak diğerini manipüle edemediği için dürtüleri onun en büyük düşmanı haline gelmektedir.

Anthony gerçekten karısı Helen’i aldattı mı?

Evet; o dürtülerini kontrol edemeyen birisidir ve karısını gerçekten aldatmıştır. Film satın alırken arka planda çalan müzik onu tarif etmektedir. Karısını aldattığı kişi şu cümlelerden anladığımız kadarıyla evli birisiydi ve onu filmde hiç görmedik. Helen’in ısrarcı soruları karşısında Anthony’nin bu kadar gerilmesi onun bu yaşanan olaya nasıl baktığını göstermektedir. O, karısının kendisini kontrol etmek istediğine inandığı için bir anda bu kadar tepki vermiştir. 

Telefon sahnesi gerçek mi?

Aslında bu soru filmin tüm sahneleri için tek tek sorulabilir. Ben sadece bir örnek olarak bu sahneyi ele almak istAdam. Hangi sahnenin gerçek hangisinin Anthony’nin zihninde yaşandığına dair filmin içerisine hemen her sahne için harika detaylar eklendiğini söyleyebilirim.

Telefon konuşması sahnesinden hemen sonra birkaç saniyelik bir görüntü izleriz. Bu görüntüde onun arabada uyukladığını ve diğer arabaların korna bastığını görmekteyiz. İlk bakışta gereksiz gibi görülen bu kısa görüntünün ekrana gelme amacı telefon sahnenin gerçek olmadığını göstermektir. Ayrıca Helen, Anthony bu görüşmeye gönderme yapmasına rağmen bu konuşmayı hatırladığını onaylamaz ve yüz ifadesine dikkat ederseniz onun ne söylemek istediğini anlayamaz bile.

Bu yazıda oldukça karmaşık bir yapım olan Düşman filminin genel mantığını anlaşılır ve basit hale getirerek anlatmaya çalıştım. Umarım videoyu beğenmiş ve filmle ilgili aklınızdaki soru işaretleri kaybolmuş veya azalmıştır. Yorumlar kısmında eğer varsa filme dair anlamadığınız noktaları ve kendi teorilerinizi paylaşabilirsiniz. Ayrıca sitede incelenmesini istediğiniz beyin yakıcı ve kaliteli filmleri de belirtebilirsiniz.  

Düşman (2014) Filmi Tek Parça Full HD Nasıl İzlenir?

Enemy Filmi türkçe dublaj ve türkçe alt yazılı seçenekleri ile Google Play Filmler platformunda yayınlanmıştır. Google Play Filmler web sitesi veya mobil uygulaması üzerinden üye bilgileriniz ile giriş yaparak kesintisiz olarak seyredebilirsiniz.

1 Yorum Yapıldı. “Enemy (2014) – Düşman Film Analizi

  1. Yazdiklarina katiliyorum ama film baslarken hamile kadinin adam ‘ in evinde kafasi donuk gosterilmesi ve annesinin o halde nasil yasiyorsun soylemesi kafalarda soru isareti birakiyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir