Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

La Leyenda del Espantapajaros (2005)

Efsane, uçsuz bucaksız tarlalar arasında bir başına duran bostan korkuluğuyla başlar. Issızlıktan başka kimsesi olmayan bu korkuluğun tek dileği, sabahtan akşama dek gökyüzünü kanatlarıyla sayısız parçaya bölen, her payda farklı hikâyeleri bölüşen, konuşan, paylaşan kargalarla arkadaşlık kurup bu muhabbete ortak olmaktır. Fakat kargalar arasında dilden dile bir “canavar” olarak anlatılan bostan korkuluğu, bu adın altında geçmişten beri kötü bir namla bilinmiştir. Dolayısıyla herkes ondan korkar ve kendini mümkün olduğunca bostan korkuluğunun çevresinden sakınır. Ta ki bir gün “kör” bir karga, korkuluğun ayakları dibine düşene kadar…

Film önerileri arıyorsan, mutlaka ama mutlaka bu filmi izle. Film analizleri, objektif bir şekilde yapılmıştır. Orijinal fragmanı aşağıdan izleyebilirsiniz.

Soğuktan küçük bedeni bitap düşen hasta karga, kendine gelip gücünü toplayana kadar bostan korkuluğunun şefkatli elleri arasında dinlenir. Bu sırada kendisini koruyup kollayan korkulukla aralarında bir arkadaşlık başlar. Korkuluk, küçük kargaya ne denli yalnız olduğundan, hakkındaki kötü nam yüzünden kimsenin onunla arkadaşlık kurmak istemediğinden, bu yüzden uçsuz bucaksız tarlalar ortasında ıssızlığa terk edildiğinden dem vurur. Ne var ki ilkin korkuluğun bu durumuna çok üzülen kör karga, elleri arasına sığındığı bu kimsenin bir “bostan korkuluğu” olduğunu öğrendiği anda korkuya kapılır ve havalandığı gibi uçup gider. Korkuluk, bir kez daha yalnızlığa bırakılmıştır. Sonunda çareyi, bostan sahibinin evine gidip ondan yeni bir iş istemekte bulur. Ancak bu sefer de korkuluğun dile geldiğini görerek korkan bostan sahibi, derhal köylülere haber verir ve korkuluğu yakarak ondan kurtulmak ister. Köylüler, kendileri için bir tehdit olarak gördükleri korkuluğa karşı birlik olup köşeye sıkıştırdıkları bir değirmende onu ateşe verirler. Korkuluk, büyük bir acı ve çaresizlik içinde gökyüzüne doğru haykırır, yardım ister; gökyüzü bu kez onun acısıyla parçalanır kargaların kanatları yerine.

Can acısından ziyade uğradığı bu muameleye içerleyen korkuluğun yankıları, kör kargaya dek ulaşır. Yüreği buna dayanamayan karga da tüm arkadaşlarına, bostan korkuluğunun aslında ne denli iyi yürekli olduğunu, hatta bir zamanlar hayatını kurtardığını anlatır. Bunun üzerine kargalar bir araya gelip korkuluğu kurtarmak ister, ancak alevler her şeyi çoktan küle çevirmiştir. Bostan korkuluğundan geriye yalnızca, gökyüzünü kara bir yasa boyayan, dağıldıkça da ıssızlığın koyu rengini kargaların tüylerine konduran küller kalır…

O gün bugündür kargalar, bostan korkuluğunun kara yasını sırtlarında taşır.

Bugün kendi yargılarımızla adlandırdığımız –daha ziyade, yaftaladığımız– pek çok “bostan korkuluğu”nun kaderi, bizim de en büyük pişmanlığımızın sebebi, aynı efsanenin tezahürü değil midir zaten?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir