Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

The Lighthouse (2019) – Hiçliğin Ortasındaki İki Gücün Savaşı

İki ünlü ismin başrol oynadıkları The Lighthouse (Deniz Feneri) Kanada-Amerika ortak yapımı ve baştan sona kadar siyah beyaz bir yapım. Filmin neredeyse tamamında sadece iki kişi rol alıyor. Film denizin ortasında hiçliğin ortası diyebileceğimiz küçük bir kara parçasında geçiyor.

Filmin gerçek bir hikayeden esinlenerek yapıldığı gibi yorumlar bulunuyor. Bunlar doğru olabilir ancak ben şu an daha çok filmin çözümü ve beyin yakıcı finalinin ne anlama geldiğinden bahsetmek istiyorum.

Her iki karakterin adı da Thomas olduğu için anlatım kolaylığı açısından genç olana ismiyle diğerine de yaşlı adam diye hitap etmek istiyorum.

Yunan Mitolojisindeki İki Karakter

Öncelikle bu ikiliden hiçbirisi diğerinin rüyası, bilinçaltı veya delirdikten sonra gördüğü kabus ya da hayal değil. Her ikisi de gerçek ve Tomas zannedildiği gibi aklını kaçırmıyor. Film Yunan mitolojilerinden esinlenerek çekilmiş. Hiçliğin ortasında kimsenin olmadığı bu minik adaya gelen bu ikili Yunan mitolojisindeki iki karakteri temsil ediyor.

Yaşlı adam denizlerin ihtiyar tanrısı Proteus; Tomas’sa Tanrı Zeus’u kandırarak Olympos’tan kıvılcım çalan ve aslında titanların soyundan gelen Prometheus’tan başkası değil.

Yaşlı adamın kızdığı ve öfkelendiği zaman kullandığı kelimelerin tamamı denizlerle alakalı. Bu cümlelerinde inanılmaz detaylar verebilmesi onun denizlerin ihtiyar tanrısı Proteus olmasından kaynaklanıyor. İhtiyar adam şu sahnede aynen denizlerin ihtiyar tanrısı gibi ihtişamlı bir görünüşe bürünüyor. Aslında o burada Thomas’ı olağanüstü güçleriyle tamamen kontrol altına alacaktı ama titanlar soyundan gelen Prometheus onun etkisi altına girmiyor ve kaçıyor. Eğer Thomas normal birisi olsaydı gördüğü bu hayaller ve ihtiyar tanrının onun aklını karıştırmak söylediği yalanlar sonucunda tamamen aklını yitirecek ve onun kontrolüne girecekti.

Denizlerin ihtiyar tanrısı Proteus mitolojiye göre şekil değiştirebiliyor ve başka görünüşlere bürünebiliyor. Tomos’ın gördüğü denizkızı aslında ihtiyar adamdı. Proteus final sahnesinde ölümden kurtulmak için tekrar denizkızı şekline bürünüyor ve Tomas’ın aklını çeliyor. Bunu birkaç saniye için başarıyor ama sonrasında kendi gibi görüldüğü anda Titanlar soyundan gelen Prometheus bu savaşı kazanıyor. Artık kontrolü tamamen eline alıyor. Onu bir köpek gibi peşinden sürüklüyor ve canlı canlı gömmek istiyor.

Mitolojide Denizlerin ihtiyar tanrısı Proteus sahip olduğu bilgileri kimseyle paylaşmayan ve bu anlamda cimri bir tanrısal figür. Filmde ihtiyar adamın fener ışığında sakladığı sırrı paylaşmak istememesinin nedeni bu. O bunu sadece kendisine saklamak istiyor ve orada ne olduğu bilgisini asla ve asla kimseyle paylaşmayacak. Bu arada ihtiyar adamın adeta oradaki ışıkla cinsel bir ilişki yaşadığı anlaşılıyor. Bu sahnede net olarak görülmese de elbiselerini çıkardığı daha sonra görülüyor. Çünkü ışığın yanından çıkan ihtiyar adam elbisesini giyiyor. Onu zaten Tomas’ı öpmek isterken göreceğiz. Thomas onu sarhoş olmasına rağmen iğrenerek geri itiyor, kendinden uzaklaştırıyor. İhtiyar adam ona böyle yaklaşamayacağını bildiği için denizkızı görünümünü kullanıyordu.

Thomas’ın finalde ışığın içerisinde ne gördüğü net değil. Ancak bu sahneyi finalde görülen tabloyla beraber düşünerek şöyle yorumlayabiliriz.

The Lighthouse film incelemesinin tamamını 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir