THE DOUBLE – ÖTEKİ (2013) – Bir Dostoyevski Klasiği

Öteki adlı film ünlü Rus romancı Dostoyevski’nin bir eserinden uyarlanmış bir yapım. Yazar filme de adını veren Öteki adlı romanını 1846’da yayınlamış.’nin eserlerinde kahramanların duygusal çözümlemelerine dönük yoğun anlatımlar yer alır. Aslında filmde hem içsel çözümlemeler hem de 1800’lerde yazılmasına rağmen sanki bu günleri görmüşçesine başarıyla aktarılmış sistem eleştirileri yer alıyor. Akıcılıktan uzak, ağır psikolojik göndermeler içeren ve yoğum miktarda gizem barındıran filmleri sevmiyorsanız Öteki sizin için uygun bir film değil.

Filmin Konusu

Filmin kahramanı bir memur. Sadece işine odaklanan, işini iyi yapmaya çalışan birisi ama aynı zamanda çok ezik ve silik bir kişiliğe sahip. Bir gün çalıştığı iş yerinde fiziksel olarak kendisinin birebir aynısı hatta canlı bir kopyası işe başlıyor. İşin tuhaf yanı hiç kimsenin bu benzerliği fark etmemesi…

Öteki filminin en beğendiğim yönü görsel anlatımın başarısı. Sahnelerin büyük çoğunluğunda ışık, kamera açıları ve genel olarak atmosfer inanılmaz başarılı. Eğer filmi henüz seyretmediyseniz seyrederken filme bu gözle de bakmayı da ihmal etmeyin derim.

Son olarak şunları söyleyip çözüme geçmek istiyorum. En başta söylediğim gibi bu ağır ilerleyen, çok yoğun ve beyni yoran bir film. Ortalama bir sinema seyircisi eğer ki filmin sonuna kadar onu seyretmeyi başarırsa tabi ki, film sona erdiği zaman ondan hiçbir şey anlamayabilir. Tüm bunları göze alıyorsanız ve gizem dolu-psikolojik anlatımları ağır basan filmleri seviyorsanız Öteki filmi size çok iyi gelecektir.

Yazının bundan sonrası tamamen spoiler içeriyor.

Kolay Değildir İnsanın Kendisiyle Savaşması

Filmi doğru anlayabilmek için en başta şunu bilmek gerekiyor. Filmde Simon’un ikizi veya kopyası gerçek birisi değil. Simon’un çocukluğundan beri taşıdığı bir hastalığı var; o bir şizofren. Simon’ın bu rahatsızlığının ikizi işe başladığı anda ortaya çıktığını düşünüyorsanız bu da bir yanılgı. O filmin başından itibaren şizofren davranışları sergiliyor. Diğer taraftan onun muhteşem bir hayal gücü bulunuyor. Filmi inceledikçe gerçek sandığımız bazı sahnelerin tamamen onun kurgusu olduğunu anlayacağız. Diğer taraftan Simon o kadar silik birisi ki dış dünya onun üzerine geldikçe geliyor; onu ezdikçe eziyor. Çalıştığı iş yerindeki kıza ilan-ı aşk edemeyecek kadar silik olması, ona bir türlü ulaşamaması, iş yerinde adının bile bilinmemesi gibi durumlar yıllarca üst üste birikmiş. Sonunda kendisinin bastırılmış duygularını ve istisnasız her yönden kendisinin tam zıttını temsil eden James ortaya çıkıyor. James için onun bölünmüş kişiliği veya onun ikincil kişiliği diyebiliriz. James onun aslında olmadığı veya olamadığı bir kişiliğin beden bulmuş hali. Filmin kapanışında Simon bu yüzden “Eşsiz olduğumu düşünmek istedim” diyor. Kendisi ne kadar silik ve sıradansa James bunun tam tersiydi. James devleti temsil eden Albay’la bile görüşebiliyor; istediği her kadını sadece ismini bile söyleyerek etkisi altına alabiliyordu.

Bu söylediklerim sahne analizlerine hazırlıktı. Aslında bu verdiğim bilgiler bu filmi çözümlemek için yeterli. Ancak bazı akıl karıştıran sahneleri ve tabi ki finali de konuşmadan geçmek istemiyorum.

Sahnelerin bir kısmı tamamen hayal ürünü ve hiç yaşanmıyor. Diğer bir kısmı gerçekliğin ve hayalin birlikte yaşandığı sahneler ki bunlarda yönetmenin inanılmaz ince dokunuşları bulunuyor. Son olarak filmin belli bir kısmında da tabi ki tamamen gerçek sahneler yer alıyor. Filmdeki tüm sahneler şu söylediğim 3 sınıflamadan birisi ait…

İntihar sahnesi gerçek miydi?

Hayır, gerçek değildi. Filmin başlarında aşağıya atlayan bu adam onun zihninde James’ten önce oluşturduğu kurgusal bir karakterdi. Simon’un aslında Hannah’la iki kelime etmeye bile cesareti yok. Onu gizlice takip ediyor. Dikkat ederseniz Hannah kazadan hemen sonra gerçekleşen ve tamamen hayali olan konuşmasında aslında Simon’un yaptıklarını anlatıyor.

Ofisin içerisinde, metroda, dairede ve hatta kuytu yerlerde kendisini gizlice takip eden kişi aslında Simon’dı. Metroda onun Hannah’ya doğrudan bakamadığını görebilirsiniz. Simon aslında iç dünyasında Hannah’ın kendisine vereceği tepkiden korkuyor. Bu konuşmada sanki onu azarlar gibi konuştuğunu ve hitap ettiği kişinin Simon olduğunu görebilirsiniz. Ezik birisi olan Simon, Hannah’nın tepkilerini kendi zihninde bir başkasına yönlendiriyor. Bunun sebebi onun zaten sağlıklı birisi olmaması ve silik bir kişiliğe sahip olması. Böyle yaşamak onun yaşam tarzı haline gelmiş.

The Double film incelemesinin tamamını 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir