FilmAnalizi.net

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!
a pure formality

A Pure Formality (1994) – Şüpheli Film Analizi

Bu yazıda Türkçeye Şüpheli olarak çevrilen A Pure Formality adlı psikolojik gerilim filmi üzerine konuşacağız.

IMDB puanı 7,8 olan filmin konusu kısaca şöyle: Sonradan ünlü bir roman yazarı olduğu anlaşılacak bir adam, kendisine ait bir dağ evinin yakınlarında işlenen bir cinayet nedeniyle şüpheli sıfatıyla yakınlardaki bir karakola getirilir. Birkaç günlük geçmişe ait kısa görüntüler flashback olarak ekrana gelse de filmin tamamı bu karakolda geçmektedir. Sorgulamayı yapan kurt dedektif Onoff isimli bu yazarın büyük bir hayranıdır. Ancak bir süre sonra bu cinayeti ünlü yazarın işlemiş olabileceğini düşünmeye başlar. Sorgu ilerledikçe cinayeti inkâr eden yazarın mı yoksa dedektifin mi haklı çıkacağı anlaşılacaktır.

Filmin 1994 Cannes Film Festivalinde en iyi film ödülünü Tarantino’nun Ucuz Roman filmine kaptırdığını da belirtmek gerekiyor.

Oyuncuklar tek kelimeyle muhteşem ve filmde yer alan usta oyuncuları seyretmek gerçekten keyifli. Filmin başlarında hafifçe verilen gizemin dozu zeki ve kurnaz müfettişin sorgusuyla yavaş yavaş yükselmeye başlıyor. Filmin finali de oldukça şaşırtıcı ve güzel. Finalde senaryonun sizinle nasıl oynadığını ve zihninizi nasıl yönlendirdiğini anlayıveriyorsunuz. Bu durum hoşumuza gitmiyor da değil.

Film pek bilinmediği için filmi henüz izlememiş olmanız muhtemel. Senaryosu sağlam ve oyunculukları muhteşem bu filmi seyrettikten sonra akınızda yer edeceğine hiç şüphe yok.

A Pure Formality (1994) – Şüpheli Fragman / Trailer İzle

Şimdi de filmin senaryosu ve sonu hakkında konuşalım.

Filmin sonunda aslında ölen kişinin roman yazarı olduğu anlaşılıyor. Bu bağlamda eski polis binasını Araf olarak düşünebiliriz. Ölen kişiler asıl konaklarına ulaşmadan ya da gitmeden önce burada vicdanlarıyla ve geçmişleriyle bir hesaplaşmadan geçiriliyorlar. Belki birkaç saniye süren bu süre, fizik kurallarının yitirildiği ölüm anında saatlerce sürüyormuş gibi algılanabilir. Aynen rüyalar gibi… En uzun rüyaların birkaç saniye sürdüğünü biliyoruz; ancak rüya gören kişi bu durumu oldukça uzun olarak algılayabilir. Yazarın bu durumuna aynen böyle bakabiliriz. Onoff’un öldüğü anda yaşadığı belki bir saniyelik sorgulama fizik kuralları sona erdiği için bize 2 saatlik bir senaryoyla ancak sunuluyor.

Onoff, Arafa geldiği anda oranın bir karakol olduğunu zannediyor. Ölen herkesin sırayla buraya geldiğini ve bu durumun yazara özgü olmadığını son sahnedeki adamın duruşundan anlıyoruz. Adamın hiçbir şeyden haberi yok ve aynen yazarın karakola ilk geldiği anda olduğunu gibi yaşlı adam ona da sıcak süt ikram ediyor. Sütü içmeyen ve döken yazarın aksine adam onu içiyor.  Yani Arafta herkes aynı olayları yaşamıyor. Olayları geçmiş yaşantıları yönlendiriyor.

Filmin başında yazarın yağmurlu havada çaresizce sağ sola kaçması ve hiç kimseyi görmemesi onun yalnız öldüğüne ve ayrıca ölümün yalnızlığına işaret. Evet; ölüm yalnız yaşanır ve sonrasında ne olduğunu ya da nasıl olduğunu henüz öğrenme imkanımız bulunmuyor. Bu ıssız orman ölümün soğuk ve yalnız yüzü.

Onoff, kimliğini soran polislere, tüm ceplerini dikkatle aramasına rağmen kimlik kartını gösteremez. Onu evde unuttuğunu söylese de durum daha farklı. Öldükten sonra dünyadaki kimliklerin bir anlamı kalmıyor. Önemli olan şey yaşadıkları ve Arafta zaten bununla yüzleşecek.

Filmde karakolun yer yeri sürekli yağmuru sızdırmakta ve bu nedenle polislere yerlere sürekli tencere ya da kova koyuyorlar. Yağmur film boyunca hiç dinmiyor. Tüm bunların nedeni intihar eden yazarın cesedinin üzerine yağan yağmur. Yağmur vücuduna damladıkça karakol yani araf çatıdan su sızdırıyor.

Filmin sonunda gördüğümüz adamın ayaklarının kirli olmadığını ve yerlerin ıslak olmadığını görüyoruz. Ayrıca dışarıda yağmur yağmıyor. Bu adam büyük olasılıkla yazarın aksine kuru bir yerde öldü ve bu yüzden yağmur ve onun etkileri görülmüyor.

Burada yazar altını ıslattığını söylüyor ve “Yaşlandığınızda bu bazen olur.” diye de ekliyor. Ancak gerçeği bilen yaşlı adam hafifçe gülümsüyor. Bu durumun yaşlılıkla ilgisi yok ve ölüm anında rastlanan bir olay aslında. Zaten Onoff ilerde 48 yaşında olduğunu söyleyecek.

Yazarın ıslık çalan adama bakma nedeni aslında bu melodinin kendisine ait olması…

Telefon etmek istiyor ama aldığı cevap oldukça net. “Bu mümkün değil!” Ölülerin dünya ile iletişim kurma olanağı bulunmuyor.

Filmin başlarında “Benim kim olduğumu bilmiyorsunuz, ben önemli birisiyim…” benzeri laflar eden yazara polisler onu tanımadıklarını ve bunun öneminin olmadığını anlatıyor. Aynen kimliğinin olmaması gibi… Araf’ta tüm dünyaya ait unvanların artık bir anlamı kalmıyor.

A Pure Formality (1994) – Şüpheli Filmi ile İlgili Kısa Notlar

Saatin akrep ve yelkovanının olmaması da öldükten sonra zaman algısının tamamen bittiğini gösteren başka bir ipucu. Müfettişin saatin 09:15 olduğunu söylemesi onun az sonra adım adım yaşayacağı zihinsel sorguya bir hazırlık.

Onoff’un kendisine sıcak süt getiren yaşlı adama sütü dökerek kaba davranma nedeni onun çocukken yetiştirme yurdundan yaşadığı kötü anılarının etkisi.

Sorgulamayı daktiloda yazıyor gibi görünen bu memurun aslında hiçbir şey yazmadığını ilerde anlayacağız.

Bu dolap tam sorgulama sırasında ve “Adın ne?” diye sorulduğu zaman kendi kendine açılıyor. Dolabın içinde yazarın sevdiği anlaşılan içecekler dışında bir de fare kapanı var. Kapanda yemin orada asılı durduğunu ve farenin henüz kapana girmediğini görmekteyiz. Memurun dolabı hemen kapatması Onoff’un zihninin henüz gerçeklerle yüzleşmeye hazır olmadığını göstermekte. Fare kapanını bu karakol ve Onoff’u da o yem gibi düşünebiliriz. Filmin sonunda bu kapanın içerisinde yemin artık orada olmadığını göreceğiz. Çünkü Onoff artık kapandan çıkmaya hazır.

Onoff, tuvalette üzerindeki kanlı lekeyi temizlemeye çalışıyor; çünkü zihni bir cinayet işlediğini düşünmekte. Kendisinin öldüğü gerçeğini inkar eden zihni gördüklerine farklı anlamlar yüklüyor. Ancak müfettiş yani vicdanı onu kapı deliğinden gözetliyor. İnsan ne kadar büyük yalanlar söylese de vicdanını yani iç sesini susturamaz ve kandıramaz.

Onoff sorgulama boyunca defalarca eve gitmek istediğini söylese de yüzleşme ya da sorgulama bitmeden Araftan ayrılma şansı yoktur.

Memurun sözleri ölümden sonrasına bir gönderme… Fırtına koptuğu zaman herkesin ilk yapmak istediği şeyin telefona sarılmak olduğunu söylüyor. Yani ölüler dünyadan birileri ile iletişim kurmak istiyor ama boşuna. Memur hala sinyal alabildiğimize bile şaşıyorum derken Araf’ta hala bedenle olan ve pamuk ipliğine bağlı iletişimden bahsediyor.

Filmin sonlarına doğru karakola getirilen cesedin aslında gerçek olmadığını ceset görünümlü hatıralar olduğunu anlayacağız. Ölen şey birisi değil; geçmişe ait anılar aslında. Çünkü Onoff öldüğünde diğer her şey gerçeklikte kaldığı için onlar artık farklı boyutta bulunuyorlar ve bir yönden ölmüş oluyorlar.

Onoff’un karakoldan kaçma çabavı bir kapana kısılmasıyla ve çok acı çekmesiyle son buluyor. Evet, Araf’tan çıkış yok ve tüm çabalar nafile.

Onoff bir şeyler yazmak istediğinde hiçbir kalemin yazmaması, artık hayatın bittiğini, yeni fikirler üretemeyeceğini, bu andan itibaren anılarıyla baş başa kalacağını gösteriyor.

Silahtan 6 mermi çıkması onun ateş etmediğine inandığını gösteriyor. Zihinsel algısı şu an için böyle. Şu an aklı cinayet kurgusu ile meşgul ve intiharı hatırlamaya henüz hazır değil.

İnsan ölürken hayatının bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçeceğine dair bir inanış var. Onoff fotoğraf sahnesinde bunu yapıyor. Lisedeki matematik öğretmeninden tanıştığı fakir yazara ve aşık olduğu kıza kadar her şeyi tek tek hatırlıyor. Fotoğrafların bu kadar çok olması onun hafızasının güçlü olduğunu göstermekte. Ayrıca zihninin unutmak istediği ne kadar anı ve kişi varsa arafta müfettiş yani vicdanı hepsini önüne koyuyor ve onu bir tür hesaplaşmaya zorluyor.

Müfettiş ona bu sahnede silahı göstererek onun zihnini gerçekten ne olduğunu anlamaya bir adım daha yaklaştırıyor. Silahı gören Onoff onun çantada olduğunu hatırlayıveriyor.

Memur ve müfettişin bakışları artık her şeyin açığa çıkacağını ve Onoff’un intihar olayını hatırlayacağını gösteriyor. Memurun ne kadar ciddi durduğuna dikkat edelim. Filmin başından beri ilk kez bu kadar ciddi bir yüz ifadesi var.

Bu da Onoff’un kendi yazdığı intihar mektubu. Artık yazacak hiçbir şey bulamadığı için derin bir bunalıma girdiği ve intiharı seçtiği anlaşılıyor.

Telefon kullanarak sevdiği kişiyi aramaya çalışan Onoff’un çaresizliği ve Paula’nın onu duymaması, bu konuşmanın onun zihninin Araf’ta olduğuna ve öldüğüne tamamen inanması için yapıldığını gösteriyor. Müfettiş karşı tarafın onu duymayacağını zaten biliyor.

Ancak Onoff, sevidği kişiyi ikinci kez aramaya çalışıyor. Karşı tarafla yine konuşamıyor ve telefonu kapatırken Bakana beni beklemesini söyle, diyor. Zihni gerçekliğe direnmeye devam ediyor. Ancak müfettiş bir hamle daha yapıyor ve ona cesedi gösteriyor. Ceset torbasından onun eşyaları çıkıyor. Bunu görmesine rağmen az da olsa direnç gösteren Onoff dolabı açıyor ve daktilo kağıtlarının boş olduğunu görüyor. Ve bu sahnede film boyunca iki kez gösterilen fare kapanı tekrar ekrana geliyor. Artık yem orada yoktur. Dolayısıyla Onoff’un zihni artık gerçekliği aksini düşünemeyecek şekilde kavramış ve karakoldan yani araftan çıkmaya hazır hale gelmiştir.

Onoff’un gece intihar ettiğini görmüştük. Burada karakoldan sabahın ilk ışıklarıyla çıktığını görüyoruz. Araftan çıktığında onu bir aracın beklediği görülmekte. Yani Onoff yine istediği yere gitmekte özgür değil. Onun gideceği yer burada belirlendi ve araç onu oraya götürecek.

Peki Onoff nereye gidiyor? Bu sahnede memur, Onoff’a sizin gibi gezgin birisi için yer bulmak zor, diyor. Belli ki Araf’ta onun nereye gideceğine karar vermeye çalışıyorlar.

Dedektifin güzel bir gün olacağını ve bunun iyiye işaret olduğunu söylemesi ve Onoff’a fotoğraflarını almasına izin verilmesi onun iyi bir yere yani Cennet’e götürüldüğünün bir kanıtı. Aksi olsaydı bu diyaloglar yaşanmazdı.

Giderken anılarını da yanına alıyor ve onları unutmak istemiyor.

1 Yorum Yapıldı. “A Pure Formality (1994) – Şüpheli Film Analizi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir