Black Mirror Bandernach3

Black Mirror Bandersnatch (2018) – Film Analizi

Kahramanın film içerisinde aldığı kararların alternatif gelecekler ya da paralel gerçeklikler meydana getirmesi sinemaseverler için yeni bir durum değil. Örneğin Mr. Nobody – Bay Hiç kimse doğrudan bu mantık üzerine kurgulanmış bir film. Filmin kahramanı Nemo tüm olasılıklı gelecekleri sonuna kadar yaşıyor. Ancak Black Mirror Bandersnatch bize sadece kahramanın farklı tercihlerine göre oluşan olası gelecekler sunmuyor; film bu tercihleri seyircinin yapmasına olanak da veriyor. Bu yönüyle interaktif bir film olduğunu ve seyircilere filme katılma şansı verdiği söylenebilir.

Black Mirror Bandersnatch (2018) Fragman / Trailer İzle

Filmde kahramanın hangi müziği dinleyeceği, hangi kitabı seçeceği ya da yüksek bir binadan atlayıp atlamayacağı gibi kararlar seyirciye bırakılıyor. Her seçim sonunda bir olası gelecek meydana geliyor ve filmin geri kalan kısmı seyircilerin seçimine göre şekilleniyor.

Örneğin filmin başında bulunan kahvaltı sahnesinde babası Stefan’a kahvaltıda ne yemek istediğini sorarken kararı aslında seyirciler vermektedir. Ya da başka bir sahnede filmin ana karakteri olan Stefan’a programlamaya çalıştığı oyunun hata verdiği sırada iki seçenek sunuluyor: Çayı bilgisayarının üzerine dökmek ve babasına bağırmak… Aslında bu seçeneklerin seyirciye sunulduğunu söyleyebiliriz; çünkü kahramanımız seyircinin istediği seçimleri yapmaktadır.

Söz konusu seçimlerin bazen gerçekten çılgınca olduğunu söylemek gerekiyor. Bu çılgın seçimler filmi çok daha eğlenceli hale getirmektedir. Babasını öldürüp öldürmemek veya cesedi gömmek ya da parçalara ayırmak; yüksek bir binadan atlayıp atlamamaya karar vermek; sakince konuşan bir doktorun bir anda kılıç çekmesi sonucu kahramanın onunla dövüşmek veya pencereden atlayıp kaçmak gibi seçeneklerle yüzleşmesi gerçekten heyecan verici olabiliyor.

Film gerçekten bir oyunda olduğunuz ve kahramanı sizin yönettiğiniz izlenimini vermeyi başarıyor. Filmde sunulan seçimlerin bir kısmı gerçekten filmin gidişatını değiştirebilme özelliğine sahip. Kahramanımız özgür iradesiyle bazen bu seçimlere direnmeye çalışıyor ve onları uygulamak istemiyor. Ancak sonuçta yine seyircinin istediği seçimleri yapmaya zorlanıyor. Bence bu durum Black Mirror Bandersnatch filmine derinlik ve felsefi bir yön katan muhteşem bir ayrıntı. Seçim başkaları tarafından çoktan yapılmıştır ve Stefan istemese de bunları uygulamak zorundadır. Colin’in söylediği cümlelerde söylenenlere değil ne söylenmek istendiğine baktığımızda bilinçaltımıza aslında oyunun içerisinde olan kişinin bizler olduğumuz gerçeğinin yerleştirilmeye çalışıldığını söyleyebiliriz.

– Bir karar verirken kendinin verdiğini sanırsın ama öyle değildir. Yaptıklarımıza dünyamıza bağlı olan ruh karar verir. Biz sadece onun peşine takılıyoruz.

Evet; bizlere seyrettiğimiz bu filmde ya da oynadığımız bilgisayar oyununda seçenekler sunulmakta ve bunlardan birisini seçmemiz istenmektedir. Biz bunlardan istediğimiz birisi seçerek özgür olduğumuzu, seçim yaptığımızı düşünürüz ama aslında bu bir tür köleliktir ve özgür olmadığımızın en büyük ispatıdır. Yüksek bir binadan atlamak veya arkadaşının atlamasını sağlamak… Burada bir seçimin var olduğu doğru ancak kahramanı ya da seyircileri bunlardan birisini seçmeye zorlamak aslında onlar için bir tür esarettir.

Filmde interaktif bir oyun programlamaya çalışan Stefan kodlama sırasında bir yerde takılır ve ilerleme gösteremez. Bu sırada bir tür bunalıma girer. Çok zeki bir programlayıcı olan Colin bu durumu ÇUKUR olarak niteler. “Sen çukurdasın…” Colin’in karısı ona ONUN ÇIKARACAK MISIN, diye sorar. Colin arkadaşını kurtarmak istemektedir. Ona az sonra bahsedeceğim bilgileri verir ve bunları verdikten sonra şöyle der: Sana bilgiyi verdim! Seni özgür bıraktım.” Bilginin zihni özgür bıraktığını ilk kez Matrix’te duymuştuk ve bu filmde Matrix’e yapılan açık göndermeler bulunuyor. Matrix’te Neo’ya kendisine sunulan hapları alıp almamak konusunda bir tercih hakkı sunulurken aynı tercih hakkı bu sahnede seyircilere sunulmaktadır. Neo’nun bilgisayarında ekrana gelen yazılar onu birilerinin sürekli olarak izlediğini gösterirken; Black Mirror’da aynı sahneyi tekrar yaşıyoruz. Her ikisinde de verilmek istenilen mesaj “birilerinin bizi izlediği” düşüncesidir.

Colin’in sahnesine dönelim. Colin, PAKMAN oyunundan bahseder ve sonra kendi yaşamlarının bu oyunun aynısı olduğunu söyler.

– Pakman aslında özgür olduğunu sanmaktadır ama o labirentte sıkışmış ve özgürlüğünü kaybetmiştir. Labirentten kaçmak isterse diğer taraftan geri geliyor. Bunu mutlu bir oyun sanıyorlar ama değil; en kötüsü de onun içinde yaşamamız. Nereye gidip gidemeyeceğimizi dikte eden bir akış şeması vardır.

Filmde kahramanımızı yöneten üstün bir gücün varlığı hissediliyor. Zaten Stefan bunu anladıktan sonra onun varlığı hem bize hem de ona gösteriliyor. Tüm kararları alan bu üstün varlık onunla iletişim kuruyor. Bu varlığın 21. yüzyılda bu filmi seyreden bir seyirci olduğunu anlıyoruz. Ancak Pakman örneğinde olduğu gibi bu sahne bize farklı bir mesaj da vermektedir. Filmi o an seyreden ve seçimleri yapan seyirci Stefan’ı kontrol ettiğini düşünse de aslında kendisi de bir labirentin içerisinde yer almaktadır. Kendisini bir mutluluk masalına kaptırıyor; ancak kahramanı yönettiği düşüncesi bir yanılgıdan ibaret ve onun durumu da Stefan’dan farklı değil; belki daha kötü. Videodaki sesin söylediği gibi: “Kaderimiz çoktan dikte edilmiş; olay artık bizden çıkmıştır. Bizler sadece birer kuklayız; kontrol bizde değil.”

Dikkat ederseniz Colin alternatif gerçekliğin farkında olan birisi ve söylediklerine o kadar inanır ki gözünü bile kırpmadan yüksek bir binadan kendisini atıverir. Atlarken Stefan’a “Görüşürüz” der. İlerde onun daha önce söylediği bu cümlesini kastederek “Sana görüşeceğimizi söylemiştim.” dediğini duyarız. Bu durum Colin’in diğer evrenlerde yaptığı tüm seçimleri hatırladığını göstermektedir. Dikkat ederseniz Colin’in karısı Stefan’la daha önceden görüştüklerini hatırlamaz; ancak Stefan onunla görüştüğünü hatırlamaktadır. Bu durumda Colin ve Stefan zihinlerini özgür kılarak gerçek bilgiye ulaştıkları için diğer herkesten daha farklı bir konumdadır.

Sonuç olarak bu filme sadece interaktif seçimlerin yapıldığı bir film olarak bakmamak gerekiyor. Bu film aynen Matrix gibi hayatı sorgulama yolları açan ve bizim de bir tür bilgisayar gerçekliğinde yaşadığımızı hatırlatan ve bizlere dayatılan seçimler dışında bir özgürlüğümüzün bulunmadığını göstermeye çalışan bir film. Ancak filmin merhamet, karşılıksız sevgi, empati gibi insani duyguları yok sayması gerçekten insanı ürpertebiliyor. Stefan babasını öldürüyor ve soğukkanlılıkla cesedi gömmek ya da parçalamak arasında seçim yapıyor. Bu seçimi yapanın aslında biz olduğunu düşünürsek olayın daha da korkunç bir hal aldığını söyleyebiliriz. Stefan’ın babası ile olan ilişkileri de kelimenin tam anlamıyla buz gibi ve insani duygulara neredeyse yer yok. Babası kendi odasının kapısını kilitlemekte ve oğlundan gerçekleri gizlemektedir. Sabah karşılaştıklarında iki yabancı gibidirler ve birbirlerine günaydın bile demezler. Ayrıca filmin sonunda Stefan’ın babasının kanlar içerisindeki başının hemen yanında gülümseyerek kod yazdığı görülmekte… Tüm bunları seyrettiklerimizin bir film ya da oyun olduğunu söyleyerek geçiştirmek yeterli değil. Film boyunca bizim Pacman olduğumuz ve labirentte yaşadığımız anlatılıyor. Gözleri açılmaya çalışılan ve bilginin sunulduğu kişiler aslında bizleriz… Colin’in ekrana bakarak konuşmasının bir nedeni de bu. Ancak bizlere sunulan bu gerçeklikte bazı insani duygulara hiç yer olmadığı net olarak görülüyor. İşte ürpertici olan nokta burası…

Black Mirror Bandersnatch’in reklamlarda  söylediği gibi çığır açan bir film olduğunu düşünüyorum. Ancak bunun nedeni bizlere sunduğu interaktif seçenekler değil; zihinlere ektiği Pacman felsefesi ve bunu şüphesiz Matrix’ten bile daha çarpıcı bir şekilde veriyor.

Şimdi filmin kronolojik sırasına uyarak bazı önemli noktalara göz atalım.

Colin sabah uyandığında saat 08:30’dur.. Babası kendi odasından çıkarken kapısını kilitlemektedir. İçeride oğlunun görmesini istemediği bir şeylerin olduğu kesindir.

Colin, o kadar ünlü birisidir ki onu Stefan’ın babası bile tanımaktadır.

Stefan oyunu kastederek karakterinin ne yapacağını sen seçiyorsun dediği anda babası ona bir seçim sunuyor ve karakterimizin yani Stefan’ın ne yapacağını biz seçiyoruz. Bu harika detay bize aslında Stefan’ın bahsettiği Bandersnatch oyununu bizim filmde yaşadığımızı göstermektedir.

Komşunun olduğu anlaşılan köpeğin kazdığı yerde daha sonra Stefan’ın babasının cesedinin olduğunu anlayacağız. Belki başka bir alternatif gelecekte daha doğrusu geçmişte Stefan cesedi oraya gömdü bile. Köpek bu yüzden orayı kazmaya çalışıyor.

Şirket bu binaya yeni taşınmaktadır ve paketler bile henüz açılmamıştır. Ama Colin’in kendi sistemini çoktan kurduğunu ve oyun tasarımı yaptığını görüyoruz.

Stefan, kendi oyununu tanıtırken; seçeneklerin ekranda 10 saniye boyunca ekranda kaldığını söylüyor ki filmde seyrettiğimiz durum bunun aynısı.

Stefan burada şirkette çalışma teklifini kabul eder. Colin ise ona bunun yanlış yol olduğunu söyler. Colin aslında tüm alternatif seçimleri ve sonuçları bilen bir tür üst akıldır. Stefan’ın seçiminin sonucunun ne olacağını bilmektedir. Gerçekten de söylediği gibi olur ve beş ay sonra görücüye çıkan oyun beğenilmez. Colin bunun nedenini bir sonraki versiyonda açıklar: Aksiyon oyunları için EKİP ruhu iyi olsa da kavramsal oyunlar için ekip değil tek zihin daha uygundur.” Yani Stefan yalnız çalışmalıdır. Film burada başa döner ve kurgu yeniden başlatılır.

Aslında bu Colin ve Stefan’ın ikinci karşılaşmasıdır. Colin, Stefan’a bakarak “Tanışıyor muyuz” diye sorar. Colin önceki kurgudan onu hatırlamaktadır burada sadece Stefan’ın olayları hatırlayıp hatırlamadığını test etmek için bu soruyu sormuştur. Stefan oyunun verdiği hatanın ne olduğunu söyler. Ancak Stefan’ın bunu bilinçli bir şekilde yapmadığını ve bir önceki kurguyu hatırlamadığını az sonra oyun tanıtımı sırasında geçecek olan konuşmada anlayacağız.

Colin Stefan’ın oyunundaki karakteri kastederek “O kader hırsızı” der. Bu aslında bir önceki versiyonda Stefan’ın söylediği bir sözdür. Colin önceki versiyonu net olarak hatırlıyor. Ancak Stefan neler olduğunun yani gerçekliğin ne olduğunun farkına ancak Colin onu aydınlattığı zaman varacak.

Bu sahnede dikkat çekici bir ayrıntı daha gizli. Colin bir önceki versiyonda kitabı okumadığını söylemişti. Ancak burada Stefan’ın sorusuna verdiği cevaptan kitabı okuduğunu anlıyoruz. Colin çok zeki birisi ve onun bu kitabı okumaması bir eksiklik kabul edilebilir. Dolayısıyla önceki konuşmadan hemen sonra onun bu kitabı okuduğu anlaşılıyor. Bir diğer ilgi çekici nokta da şu: Stefan ona kitabı okuduktan sonra hangi sona vardığını sorar; Colin hepsine, diye cevaplar. Bu da onun tüm gerçeklikleri ya da olasılıkları aynı anda bildiğini ve olaya bütüncül yaklaştığını göstermektedir.

Dikkat ederseniz Stefan şirkette çalışma teklifine HAYIR dediğinde bu cevabı nasıl verdiğine kendisi bile inanamaz. Mimikleri tamamen EVET dese de ağzından HAYIR kelimesi çıkar. Zaten ilerde bu cevabı nasıl verdiğine inanamadığını söyleyecektir.

Ekradan Colin’in bir oyunu tanıtılmaktadır ve eleştirmen oyunu çok beğendiğini ifade etmektedir. Colin’in yaptığı tüm işler harikadır çünkü o gerçekliğin ne olduğunu bilen ve aslında farklı bir dünyadan olan birisidir.

Çocukluk yıllarında tavşanı arayan Stefan’a seçenek verilmediğini görüyoruz. Annesi ona “Gelmek istiyor musun?” diye sorduğunda ekranda sadece HAYIR seçeneği var. Ancak daha sonra bu sahneye seçenek eklendiğini göreceğiz. Bunun nedeni Stefan’ın olayları değiştirmiş olmasıdır.

Doktorun sayılara vurgu yapması bir şifre. Aslında kendi telefonunu ait rakamları söylüyor. Doktor ona “Numaramı biliyorsun…” demektedir ama Stefan onun numarasına ancak kodları birleştirdiği zaman ulaşacak.

Stefan oyunu kurgularken kendisini en çok etkileyen yazarın hayatına ait resimlere bakmaktadır. Sayfalarda sürekli kan ve vahşet görmekteyiz. İlerde babasını öldürecek olan Stefan’ın bunlardan doğrudan etkilendiğini söyleyebiliriz. Sayfanın üzerinde görülen bir işareti Stefan ilerde hücre duvarına kazıyacaktır.

Videoda izlediğimiz kadarıyla Stefan’ın örnek aldığı Davis adlı oyun programlayıcısı zamanla özgür iradesinin sınırlarını takıntı haline getirdi ve sonunda karısının kendisine ilaç verdiğini düşünerek onu öldürdü. Tüm bu anlatılan olaylar birebir ve aynıyla Stefan’ın da başına gelmektedir. Hiçbir kararı kendisinin almadığını kabullendikten sonra babasının kendisini bir tür deneyde kullandığını düşünerek onu öldürecektir.

Stefan kendi çizmiş olduğu sembolü görünce irkilmektedir. Bunun nedeni bu sembolün Davis adlı programcının karısını öldürdükten sonra onun kanıyla çizdiği sembolün aynısı olduğunu görmesidir. Tam bu sırada videodaki ses: “Kaderiniz dikte edilmiş; sizden çıkmıştır. Siz sadece bir kuklasınız; kontrol sizde değil.” demektedir. Stefan ilerde bu işareti hücre duvarına çizecektir (01:10:24)…

Stefan alternatif zamanlar arasında geçiş yapmaktadır. Bunu yaparken aynayı kullanır. Colin ilerde aynaların zamanlar arasında geçiş yapmaya yaradığını söyleyecektir.

Stefan burada ilk kez kendisinin dışındaki gerçeklikle yani günümüzde bu filmi izleyen birisi ile temas kurar. Bu kişi kararları kendisinin aldığını söyler. Bu sırada seyrettiğimiz ekranın bir bilgisayar ekranı olduğunu gösteren ışık yansımaları sıkça görülmektedir. Bu yansımaları başka sahnelerde de görmüştük ancak ilk kez bu kadar yoğun olarak kullanılmaktadır.

Colin, zamanın göreceli olduğundan bahsederken doğrudan kameraya bakarak konuşmaktadır. Bu sırada ekranın bu tarafından bizler olduğunu düşünürsek bu konuşmaların muhatabının doğrudan biz olduğumuzu söyleyebiliriz.

Colin’in ölü olarak devam ettiği versiyonda kasetin yine Stefan’a ulaştığını görüyoruz. Bunun nedeni Colin’in bu yaşanacakları bilmesi ve kasetin ona ulaşmasını farklı bir yolla sağlaması.

Kitabın adı Kapıya bak. Anahtarı al” olduğu için rüyasında anahtarı alarak babasının kilitli olan odasını açar. Kasanın içerisinden babasının daha önce sakladığı tavşanı bulur ve onu yatağın altına geri koyar. Böylece annesiyle birlikte trene gitmesi için bir engel kalmaz. Bu sahnede artık bir seçeneğin var olduğunu görürüz; çünkü tavşanına kavuşan Stefan artık annesiyle gidebilir. Ancak 08:45 trenine bindiklerinde tren yine kaza yapar. Böylece sadece Stefan annesi ile birlikte trende ölür. Gerçek hayatta ölme nedeni de budur. Böylece filmin yine kötü bir sonla bittiğini söyleyebiliriz.  Bu yüzden kurgu yeniden başlar.

Stefan bu kez ekranda seyirci ile konuşmaz ve babasına bir şey söylemez. Ancak kontrolün kendisinde olmadığını düşündüğü için kendisini kaybetmeye başlamıştır. Ekranda babanı öldür seçeneği çıkmasına rağmen Stefan buna direnmeyi başarır. Ancak sahne yeniden başlar. Anlaşılan filmi seyreden kişi bu sahnenin gerçekleşmesini istemektedir. Babasını öldürür ve onu gömer.

Colin’in kız arkadaşı Kitty’nin Colin’in nerede olduğunu sorması onun diğer alternatifleri hatırlamadığını göstermektedir. Kitty normalde onun balkondan düştüğünü görmüştü.

Film Stefan’nın yatakta uyanmasıyla tekrar başlar. Bu kez Colin ona “tekrar görüşeceğimizi söylemiştim.” der. Yani her şeyi hatırlamaktadır. Bu versiyonda Colin’in balkondan atlamadığını anlarız.

Filmin sonunda Stefan oyunu teslim eder ve oyun çok beğenilir. Ancak Stefan’ın burada sarf ettiği cümle oldukça kritik: Özgür iradeleri olduğunu sanıyorlar ama aslında sona ben karar veriyorum. İşte bu kritik cümle aslında bu filmi seyreden ve sona kendilerinin karar verdiğini sanan kişilere söylenmektedir. Filminde aslında sonu tam olarak bizler seçmiyoruz; biz sadece verilen seçenekler arasında tercih yapabiliyoruz.

Son sahnelerde gördüğümüz kişi; Colin’in kız çocuğu.. Onu daha önceki sahnelerde bebekken görmüştük. Stefan’ın babasını öldürdüğü ortaya çıkınca oyunun piyasadan çekildiği ve Colin’in kızı tarafından tekrar yazılacağı anlaşılıyor. Tam filmin bittiğini düşündüğümüz anda filmde seçenekler tekrar belirmeye başlıyor.

Bu sahnede çıkan seçenekler Colin’in kızının da aslında başka bir interaktif film içerisinde olduğunu gösteriyor ki bu filmde verilen mesajla birebir uyumlu. Hepimiz Pakman gibiyiz ve sadece bize verilen seçenekler arasında dolaşmaktayız. Ancak bir sonraki sahnede Stefan’ın kurgusuna geri dönülmesi şunu gösteriyor: Colin’in çocuğunun oyunu tekrar yazdığını gösteren sahne de Stefan’ın kurgusuna ait ve bunun kodlarını da o yazmıştı. Film burada tekrar başa sarıyor ve devam ediyor.

Film Stefan’ın film izleyicisi ile konuştuğu noktaya geri döner. Bu kez ekranda PACS yani program ve kontrol çalışması yazısının ilk harfleri belirir. Her şey Colin’in anlattıkları ile birebir uyumlu gitmektedir.

Black Mirror Bandersnatch (2018) Filmi Tek Parça Full HD Nasıl İzlenir?

Black Mirror Bandersnatch Filmi türkçe dublaj ve türkçe alt yazılı seçenekleri ile Netflix platformunda yayınlanmıştır. Netflix web sitesi veya mobil uygulaması üzerinden üye bilgileriniz ile giriş yaparak kesintisiz olarak seyredebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir