Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

Blue Velvet- Mavi Kadife Film İncelemesi

Bu yazıda üzerinde konuşmak istediğim yapım 1986 yapımı Blue Velvet- Mavi Kadife. Filmin yönetmeni sembollerin üstadı David Lynch. Onun bu filmden yaklaşık 11 yıl sonra çektiği Kayıp Otoban filminin detaylı incelemesini 25. Kare üzerinde bulabilirsiniz. Mavi Kadife için söyleyeceğim her şey spoiler olacağı için olabilecek en yalın haliyle konusundan bahsedip detaylara geçmek istiyorum.

Genç bir adam yolunun üzerinde bir insan kulağı buluyor. Bu kulağı polise teslim ediyor ancak meraklı karakteri gereği bu işin peşini bırakmıyor. Araştırmaları onu gizemli bir gece kulübünde şarkı söyleyen bir kadına ulaştırıyor.

Şimdi yapımın detayları konuşmaya başlayabiliriz. Yazının bundan sonrası tamamen spoiler içeriyor.

Yapımın Sembolik Anlatım Dili

Burada söyleyeceklerimi video boyunca detaylandıracağım. Ben teorik konuşmaları sevmiyorum. Minik de olsa bir altyapı sağlandıktan sonra teorinin uygulamaya nasıl döküldüğünü anlatmak istiyorum ki işte Mavi Kadife’nin beni etkileyen yeri burası. Bu kısa giriş filme bir hazırlık olsun. Yönetmenin izleyenleri tabir yerindeyse büyüleyebilmesinin nedenlerinden birisi yapımın felsefi alt yapısının zenginliği… Freud’un Psiko-Analitik Gelişim Kuramı üzerine temellenen bu yapım inanılmaz yetenekli bir yönetmenin elinde kaçınılmaz olarak bir sanat eserine dönüşmüş.

Yapımın bu sembolik anlatım dili ulaşılması zor bir zirvede yer alıyor ancak anlaşılmaz değil. Yönetmen filmin belli noktalarına ne anlatmak istediği gösteren ipuçlarını ustaca yerleştirmiş. Eğer bunu yapmasaydı film anlaşılmaz bir yapım olarak kalırdı. Hiç bilinmeyen bir alfabede yazılan kitaba dönüşürdü. Örneğin şu sahnede kamera yerde bulunan kulağın içerisine giriyor ve bu sırada arka fondaki müzik yavaşça yok oluyorken yerini farklı bir sese bırakıyor. Bu ses iki kulağımızı kapattığımızda duyduğumuz sesin aynısı. Burada bize zihinsel bir yolculuğa çıktığımız anlatılıyor. Filmin sonlarında bu kez bunun tam tersi oluyor ve yavaşça kulağın içerisinden dışarıya çıkıyoruz. İşte bu bizlere ne seyrettiğimizi gösteren bir ipucuydu. Ancak bu sembolik anlatım dilinin göründüğünden daha zengin olduğunu göreceksiniz.

Bu kısa girişten sonra yönetmenin zihinsel kıvrımlarında dolaşmaya başlayalım ve onun teoriyi nasıl pratiğe döktüğüne bakalım.

Filmdeki Olaylar Gerçek mi Değil mi?

Filmi incelemeye ilk olarak bu soruyla başlamak istedim çünkü bunu anlayamadan Mavi Kadife’yi doğru çözebileceğimizi düşünmüyorum. Az önce verdiğim örneği hatırlayın lütfen. Jeffrey dedektifin evine girmeden hemen önce bir kulağın yani bir zihnin içerisine giriyoruz; filmin sonunda da oradan çıkıyoruz. Aslında bu kulağı ölü bir adama ait olması da harika bir ironi. Yönetmen bu ironiyle bizi film boyunca seyredeceğiz sembolik anlatıma hazırlıyor. Sadece bu iki sahneye baktığımızda acaba tüm yaşananlar dedektif olmak isteyen Jeffrey’nin ağacın altında uzanırken kurguladığı bir hayal miydi, sorusu ister istemez aklımıza geliyor. Ancak yönetmen tam olarak böyle düşünmemize izin vermiyor ya da bunu istemiyor. Jeffrey’nin babasının ayakta olduğunu görüyoruz ama baba figürü sanki aklımızdaki sorara bir yanıt verirmişçesine daha iyi hissettiğini söylüyor. Yani filmin başında kulağın içine girmeden önce gördüğümüz kaza sahnesine bir bağlantı atıyor yönetmen. O kaza gerçekti anlamı çıkarıyoruz bundan ama aklımızda hala sorular var. Bu kez pencereye konan bir kuş görüyoruz. Jeffrey’in “Belki ardıçkuşları buradadır” cümlesine Sandy’nin verdiği tepki bizi arabada yaşanılan anın gerçekliğine ulaştırıyor. Ancak yönetmen bununla da yetinmiyor ve arabada Jeffrey’nin söylediği sözü bu kez Sandy’e öyletiyor. Çapraz bağlar atıyor yani yönetmen. Seyrettiklerimizin gerçekten yaşandığını düşündürüyor bize.

Ancak spoiler olmaması için adını vermek istemediğim eski yapım bir filmde olduğu gibi yönetmen zihinlerimizle oynamaya o kadar bayılıyor ki net bir karar almamızı istemiyor adeta. Örneğin Jeffrey yürürken başını kaldırıp ağaçlara bakıyor. Burada bizlere onun ağacın altında uyurken gördüğü manzara sunuluyor. Bilindiği üzere zihinler uyumadan hemen önce duyduğu ya da gördüğü ses ya da görüntülerle uyku sırasında bilinçaltında sürekli uğraşır durur. Bu nedenle ezber yapacakların uyumadan hemen önce ezberlerini tekrar etmeleri ve başka hiçbir şeyle uğraşmadan uyumaları harika bir yöntemdir. Aynı görüntünün dikkatli izlerseniz başka bir sahnede daha yaşandığını görebilirsiniz.

Jeffrey yürürken kadraja alınan adam gece olmasına rağmen güneş gözlüğü takıyor ve bu kocaman adamı sanki küçücük bir köpek esir almış gibi. Adam tasmayı tutuyor ama minicik köpeğin hareket etmesini bekliyor gibi bir görüntü var. Bu zıtlıklar ve hemen sonra gösterilen ağaç sahnesi bize olağan dışı bir şeyler olduğu izlenimi vermek için sahnelere eklenmiş. Yönetmen film boyunca bunu hep yapıyor. Bizim net bir karar vermemizi istemiyor gerçeklik konusunda. Gerçekliği ve zihinsel gelişim kuramına göndermeler yapılan sembolik dünyayı beraber seyrediyorsunuz bu filmde diyor bizlere. Burada ikili yürürken birkaç saniyelik boş bir sokak manzarası gösteriyor izleyicilere. Sanki hem oradalar hem değiller gibi bir mesaj iletiyor bize çünkü konuşma seslerini duymaya devam ediyoruz.

Yönetmen Film Boyunca Bizi Hiç Rahat Bırakmıyor

Bu yok olma sahnesi ilerde çok daha net biçimde sunuluyor bize. Frank ve diğerleri bir anda yok oluyor (Bu sahnenin başka anlamları da var ama ilerde konuşmayı düşünüyorum).  Bu yönetmenin Kayıp Otoban’da da sıkça uyguladığı bir dokunuş. Bu da o film için minik bir spoiler olsun… Yani yönetmen bizi kendimizle baş başa bırakmıyor; bizi yönlendiriyor. Nasıl düşünmemiz gerektiğini bile bize o söylüyor. Zihnimize hiç durmadan sinyaller gönderiyor. Bir taraftan sakın realizm rüzgarına kapılmayın, bu öyle bir yapım değil, ben öyle düşünmenizi istemiyorum diyor. Diğer taraftan da tamamen hayali bir dünya seyretmediğimizin de farkına varmamızı istiyor ısrarla. Örneğin Sandy ve Jeffrey ikilisi ilk buluştukları zaman yoldan kütük yüklenmiş bir kamyon geçiyor. Bunun bir tesadüf olabileceğini düşünüyoruz ama bir sonraki buluşmada aynı kamyonu farklı bir açıdan da olsa yine görüyoruz.

Bunlardan çok daha güzel bir sahne daha yer alıyor filmde…

Blue Velvet – Mavi Kadife filmin incelemesinin tamamını 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir