Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

Kırmızı Kaplumbağa (2016) – Hayal mi Yoksa Gerçek mi?

Kırmızı Kaplumbağa eğlenceli, düşündürücü ve beyin yakıcı bir animasyon yapımı. Filmin künyesinde tam 13 farklı ülkenin ortak yapımı olduğu bilgisi bulunuyor. Bu video IMDB puanını sonuna kadar hak eden bu animasyon üzerine konuşalım.

Aslında filmin konusu tek cümleyle ifade edilebilecek kadar basit. Filmde ıssız bir adaya düşen bir adamın adadan kurtulma mücadelesi ve bu sırada adada bulunan kırmızı bir kaplumbağa ile olan yakınlığını anlatıyor.

Ancak filmin sonlarına doğru gördüğümüz bazı sahneler özellikle filmin final sahnesi yapım hakkında akıllarda soru işaretleri oluşmasına neden olmaktadır.

Yazının bundan sonrası spoiler içermektedir.

Adam denize nasıl düştü?

Öncelikle adamın denize muhtemelen bir gemi kazası sonrasında düştüğünü söyleyebiliriz. Çünkü adam dalgalarla boğuşurken bir tahta parçasına tutunuyor. Sonrasında da ada yakınlarına doğru süzülen bir fıçı görüyoruz. Tüm bunları birleştirdiğimizde adamın denize bir gemi kazası sonrası düştüğü anlaşılıyor.

Hayal gücü mü yoksa gerçek mi?

Adam tam üç kere sandalını parçalayan ve kendisinin adadan ayrılmasına izin vermeyen kaplumbağayı ters çevirerek onun ölmesine neden oluyor. Kaplumbağa ölünce kabuğun içerisinden bir kadın çıkıyor. Ancak bu kadın filmin sonunda tekrar bir kaplumbağaya dönüşüyor.

Tüm bunlar adada yalnız kalan adamın gördüğü hayallerden mi ibaret yoksa adamın tüm yaşadıkları gerçek miydi?

Bence bu film hakkında birkaç farklı şekilde düşünebiliriz. Ancak ben bunlardan bir tanesinin daha olası olduğunu düşünüyorum.

Örneğin tüm bu olan bitenler hakkında şöyle düşünebiliriz: Adaya düştükten sonra çektiği yalnızlık o kadar fazlaydı ki adam belli bir süre sonra gerçek ve hayali karıştırmaya başladı. Adadan kurtulma gayretleri de bir işe yaramayınca adam akli dengesini tamamen kaybetti ve biz film boyunca onun hayali dünyasını seyrettik.

Salların dağılmasını da bu bağlamda düşünebiliriz. Belki de adamın yaptığı sallar çok güçsüzdü ve kendi kendine dağıldı. Adam sal dağıldıktan sonra suyun içerisinde her yöne dikkatle bakıyor. Eğer kaplumbağa orada olsaydı onu görme olasılığı yüksekti. Ama adam suda hiçbir şey görmüyor.

İkinci denemesinden sonra sahilde gün boyunca kıpırdamadan yatıyor. Sonrasında gördüğü hayali insanlar onun akıl sağlığını iyice kaybettiğini gösteriyor. Tüm yaşadıklarını akıl sağlığını yitirmiş birisinin hayali dünyası olarak düşünebiliriz. Adam sahilden ayrılan kaplumbağaları görünce hayal dünyasında onlara özeniyor. Onlar gibi olmak ve adadan kolaylıkla ayrılıp gitmek istiyor. Ancak bunu hayal dünyasında kendi çocuğuna yaptırıyor. Çünkü zihni akıl sağlığını yitirse bile adadan asla ayrılamayacağını çok iyi biliyor.

Bu, bahsetmek istediğim ilk olasılıktı.

İkinci olasılık bence ilkine göre daha güçlü.

Bir Masal Olarak Kırmızı Kaplumbağa

Bu yapıma kurgusal olarak yaklaştığımızda onun bir masaldan farkının olmadığını görüyoruz. Hikaye kelimesini bilerek kullanmadım. Hikaye ve masalı birbirinden ayırt eden özellikler bulunuyor. Bunların en belirleyici olanlarından birisi masalların uzun bir zaman dilimini kapsaması. Masallar hikaye gibi belli kahramanın başından geçen bir olay üzerine odaklanmaz. Masallarda kahramanın tüm hayatı hatta onun çocuklarının ve torunlarının hayatları bile anlatılabilir. Binbir Gece masallarını okuyanlar beni çok daha iyi anlayacaktır.

Kırmızı Kaplumbağa işte bu bağlamda değerlendirildiğinde onun bir masalı andırdığını söylemek yanlış olmaz. Adamın ada hayatı detaylıca anlatılıyor. Sonrasında sahneye olağanüstü bir varlık giriyor. Kırmızı Kaplumbağa boyutları, rengi ve diğer özellikleriyle olağanüstü bir varlık. Sonrasından onun içerisinden bir kadının çıkması tam bir masal unsuru. Adam ve kadının evlenmesi, insan dilinde konuşmamaları, bir çocuklarının olması, çocuğun bir kaplumbağa gibi yüzebilmesi, kaplumbağalarla suyun içerisinde adeta arkadaşlık etmesi, sonrasında çocuğun yeni dünyalara açılmak için adadan ayrılması, kadın ve adamın yaşlanması ve sonunda adamın ölmesi… Ardından da kadının tekrar kaplumbağaya dönüşmesi ve suya girmesi. İşte tüm bunlar olağanüstü özelliklerle donatılmış masal unsurları. Ayrıca Kırmızı Kaplumbağa’da masalın vazgeçilmez bir özelliği olan eğiticilik ve öğreticilik unsurlarına da rastlıyoruz. Minnettarlık, çalışkanlık, aile kavramının önemi, herkesin aslına çekmesi, hata yapma ancak bu hatadan ders alma ve bunun sonrasında gelen ödüllendirme gibi unsurlar masallara ait özellikler. 

Adamın doğumundan ölümüne kadar geçen sürenin detaylıca aktarılması, adam öldükten sonra olay örgüsünün sona ermemesi hep masal unsurları… Çünkü anlatıcı adam değil. Eğer anlatıcı o olsaydı ölümünden sonra olanları göremezdik.

İşte bu bağlamda düşündüğümüzde Kırmızı Kaplumbağa masal unsurları taşıyan bir animasyon. Adamın yaşadıkları masal bağlamında gerçek. Kaplumbağanın onun denize açılmasını engelleyerek aslında adamın hayatını kurtarıyor. Çünkü adam yanında su bile olmadan çıktığı bu yolculukta fazla dayanmadan ölecekti.

Diğer taraftan adamın kaplumbağanın ölümünü engellemeye çalışması ve yaptığından ötürü duyduğu pişmanlık onun bir ödüle yani bir arkadaşa bir eşe ulaşması için gerekli bir adımdı. Bunu başardığı anda kaplumbağa adama onun istediği gibi görülmeye başladı.

Bu adaya yumurtlamaya gelen bu olağanüstü kaplumbağa adamı gördüğünde ondan çocuk sahibi olmak istedi. Bu yüzden onun adadan ayrılmasına ve ölmesine izin vermedi. Ancak kaplumbağanın onunla yaşaması için insan gibi görülmesi gerekiyordu. Bu nedenle adam ölene kadar insan suretinde görülmeye devam etti. Adam öldüğü anda kaplumbağa tekrar kendisi oldu ve suya yani yuvasına dönüş yaptı. Sonuç olarak bu olağanüstü kaplumbağa adaya yavrulamak için gelmişti ve bu amacını gerçekleştirdi.

Kırmızı Kaplumbağa film analizini 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir