Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

Marriage Story (2019) – Kara Dul ve Kylo Ren’i Bir de Böyle Seyredin

Bu yazıda iki ünlü oyuncuyu harika bir senaryoda birleştiren Marriage Story üzerine konuşalım. Scarlett Johansson ve Adam Driver sanırım bu rolleri oyunculuk nasıl olur göstermek için kabul etmişler… Evlilik Hikayesi uzun ve bitmek bilmeyen replikler ayrıca aynı anda hatasız ve kusursuz oynanması gereken sahnelerle dolu… Tamamen karakter temelli bir yapım. Kalabalık oyuncuların ve inanılmaz özel efektlerin kötü oyunculuğun üzerini kapatamayacağı bir film. Şurası çok net: Böyle bir filmde oynamak veya oynamayı kabul etmek büyük cesaret ister. Lütfen eğer filmi seyretmediyseniz Scarlett Johansson ve Adam Driver ikisinin bu muhteşem performanslarını izleyin. Özellikle Adam Driver’ın bu kadar iyi bir oyuncu olduğunu gerçekten bilmiyordum. Onu sadece Star Wars serilerinde görmüştüm ama orada canlandırdığı karakter Kylo Ren sonuçta soğuk ve donuk birisiydi. Evlilik Hikayesi’ndeki rolü gerçekten bambaşkaydı.

İkinci olarak senaryonun doğallığı ve hayatı bu kadar güzel yakalayabilmesi çok hoşuma gitti. Şimdi biraz da bundan bahsedelim.

Yazının bundan sonrası spoiler içermektedir.

Film aslında ikilinin boşanma sürecini anlatıyor. Ancak özellikle filmin başında birbirini çok iyi analiz etmiş, çok iyi anlayan iki kişinin daha doğrusu bir kadın ve bir adamın portresini çiziliyor. Bu cümlelerde birbirinin açıklarına kapatan, birbirine destek olan ve aynı hayatı paylaşan iki kişi görüyoruz. Charlie ve Nicole’ün aslında bu cümleleri boşanma öncesi gittikleri bir arabulucuda okumak için yazdığını öğrenince bir şok geçiriyoruz. Nasıl yani? Bu kadar muhteşem bir ikili boşanma sürecine mi girmişler? Ama nasıl olur bu, diye soruyoruz bir anda.

Film sonra bize olayları Nicole’ün bakışından vermeye başlıyor. Scarlett Johansson oyunculuğunu döktürdüğü bu uzun repliklerde bize başından geçenleri aktarıyor. Aktarıyor demek gerçekten bu sahneleri anlatmaya yetmiyor. Adeta bu sahneleri yaşıyor anlatırken… Onu dinledikçe evet ya haklıymış… Kahrolsun Charlie diyoruz neredeyse… Sadece kendini düşünen, eşini kendisinin mutluluğuna paravan yapan, aynı zamanda tiyatroda onun fikirlerini gizlice kullanan ama eşini asla öne çıkarmayan, her şeyi yönetmeye çalışan ve adeta bencillik abidesi bir Charlie görüyoruz karşımızda… Önceleri popüler bir dizide oynayan ama sonra kocasının yanına tiyatroya geçen Nicole orada Charlie’nin baskın karakteri altında ezildikçe ezilmiş ve adeta kendi zevklerini-tercihlerini unutan birisine dönüşmüş. Nicole son olarak eşinin kendisini aldattığını da ekleyiveriyor cümleleri arasına.

Ancak bu tasvirler sonrasında aklımızda sorular beliriyor. Her şey bu kadar kötüyse eşi hakkında övgü dolu cümleleri yazdığı mektup ne anlama geliyor? Diğer taraftan madem onu zihninde bitirmiş ve ayrılmak istiyor, neden hala pek çok konuda Charlie ne düşünür ve o olsaydı böyle yapardı gibi cümleler kuruyor? Nicole ve Charlie arasında işler nasıl bir anda bu kadar kötü bir duruma evrildi? Nicole bu son soruyla alakalı bir şeyler anlatıyor ama bu bizleri tatmin etmekten çok uzak. Anlatmadığı bir şey olmalı diyoruz kendi kendimize.

Nicole’ün bu anlatımından sonra tırnak içinde şeytani ve bencil bir karakteri film boyunca ilk kez görmeye hazırlıyoruz kendimizi. Charlie’nin herkesin üzerinde inanılmaz bir etkisi bulunuyor. Tüm tiyatro ekibini bir aileye dönüştürebildiğini dinlemiştik zaten Nicole’ün cümlelerinde… Ben onun bu davranışlarını gördüğümde onlarda bir yapaylık aramıştım. Çünkü önce Nicole’ü dinlemiştik ve Charlie hakkında olumsuz düşünceler vardı aklımızda. Ama sonra onun yapay olmadığını tüm davranışlarında içtenlik-doğallık bulunduğunu anlıyoruz.

Sonra yavaş yavaş Nicole’ün çocuğu üzerindeki baskıcı karakterine, ödül-başarı bağlamındaki dengesiz ve yanlış davranışlarını görmeye başlıyoruz. Charlie’nin onun anlattığı kadar kötü birisi olmadığını fark ediyoruz. Aslında o sert mizacının altında ne kadar duygusal ne kadar iyi niyetli birisi olduğunu fark ediyoruz.

Senaryonun güzelliği işte bu noktada öne çıkıyor. İkili karşılıklı hatalar yapıyor hiç şüphesiz ama tartıştıkları bu sahnede birbirlerine üstünlük kuramıyorlar. Birisinin kendinden emin bir şekilde söylediği bir teze diğeri onun fark etmediği bir antitez öne sürüveriyor. Aslında o an bunun bir kör dövüşü olduğunu anlıyoruz. İkisi de haklı veya ikisi de haksız. Tam olarak yaşanan durum bu. Sonunda zaten birbirlerine sarılıyorlar. Her ikisi de birbirinden inatçı ve her ikisi de aslında baskın karakterlere sahip. Nicole sadece bunu bir süre içine atmış o kadar.

Kendilerini öyle bir duruma sokmuşlar ki aynen boşanma avukatlarının acımasızlığı ve iğrençliği kadar kötü bir haldeler. Geriye dönme şansları bulunmuyor. Her ne kadar her ikisi de içten içe inanamasa da her ikisi de diğerinden bir adım beklese de hayat bir peri masalı sunmuyor onlara. Evlilik masalları aynen hayatın kendisi gibi acı bitiyor hem de çok acı. Gözyaşlarını tutamıyor her ikisi de son sahnelerde ama artık ellerinden bir şey gelmiyor durumu toparlamak adına.

Film hakkında kısa notlar ve filmdeki en beğendiğim sahneler adlı bölümleri 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir