FilmAnalizi.net

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!
usual-suspects-3

Olağan Şüpheliler (1995) – The Usual Suspects Film Analizi

IMDB en iyi filmler listesinde kendisine 28. sıradan yer bulan ve birbirinden yetenekli oyuncuların rol aldığı Olağan Şüpheliler, oldukça yüksek IMDB puanı ve çok sağlam senaryosuyla hiç şüphesiz izlenilmeyi hak eden başarılı bir yapım.

Taşların yavaş yavaş yerine oturduğu bu kaliteli yapım polisiye, gizem ve sürpriz sonlu filmleri seven sinema seyircilerini tatmin edebilecek kadar iyi. Filmi şu an kadar seyretmeyenlere tavsiyem ilk 20 dakikalık bölümde biraz sabretmeleri ve filmin kendisini göstermesi için ona zaman vermeleri. 

Olağan Şüpheliler bir aksiyon filmi değil. Bu nedenle yüksek tempolu bir film beklentiniz olmamalı. Ancak senaryosu sizi kendisine bağlamayı ve filmin sonuna kadar merak ve heyecan duygunuzu kaybettirmemeyi başarıyor.

Bu yazıda filmi seyrettikten sonra çoğu seyircinin aklında oluşması kaçınılmaz sorulara cevap aramaya çalışalım. İncelemeye başlamadan önce şu uyarıyı yapmam gerekiyor. Bu yazıyı filmi tanıtmak için hazırlamadım. Bu nedenle eğer filmi seyretmediyseniz bu analiz sizin için uygun değil. Ancak Olağan Şüphelileri seyretmiş ve filmde neler olduğu konusunda aklınız karışıksa doğru yerdesiniz.

The Usual Suspects (1995) – Olağan Şüpheliler Fragman / Trailer İzle

Bu yazıda filmle ilgili sorulabilecek en zor iki sorunun cevabını aramayı düşünüyorum.  Bunların ilki şu: Verbal ve Keyser Söze aynı kişi mi? Bu soruya bağlı ikinci sorumuz şu: Filmde herkesin bir efsane gibi bahsettiği Keyser Söze gerçek bir karakter mi?

İlk soruyla başlayalım.

Verbal ve Keyser Söze aynı kişi mi?

Bildiğimiz gibi filmin son dakikalarında, film boyunca sakat olduğuna inandığımız ya da inandırıldığımız Verbal’ın aslında öyle olmadığı aksine gayet sağlıklı birisi olduğu görülmektedir. İşte özellikle bu sahneden hareketle seyircilerin büyük çoğunluğu hiç şüphesiz Verbal’ın efsanevi Keyser Söze olduğunu düşünmektedir.

Ancak ben derin ve sıra dışı bir senaryoya sahip bu filmin bu son sahneyle seyircileri bir kez daha ters köşe yaptığına inanıyorum. Keyser Söze ve Verbal hakkında doğru soruları sormaya başladığımızda hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı anlaşılacak.  

THE USUAL SUSPECTS, Kevin Spacey, 1995, (c) Gramercy/courtesy Everett Collection

Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor. Son gördüğümüz sahne Verbal karakterinin film boyunca hem sorgulamayı yapan ajan David’i hem de bizi aldattığı ve doğruyu söylemediğini göstermektedir. Sakat olmaması onun Keyser Söze olduğunu göstermez.

Peki Verbal’ın sorgu sonrasında polis emanetten aldığı altın saat ve çakmak?  Gemi patlamadan önce Keyser Söze olduğunu düşündüğümüz kişide altın bir saat ve çakmağı görmekteyiz. Bu durum Verbal’ın Söze olduğunu kanıtlamaz mı? Hayır, kanıtlamaz. Anlatıcının kim olduğunu unutmayalım. Gördüğümüz tüm sahneleri bize anlatan kişi Verbal. O sadece kendisinden daha akıllı olduğunu iddia eden dedektifi değil aynı zamanda bizi yani seyircileri de ters köşe yapmak istemektedir. Onun sorgu sırasında dedektife ve dolayısıyla bize anlattıkları kendi uydurduğu bir senaryodan ibaret. Dolayısıyla bunlara güvenerek yapılacak yorumlar sağlıklı ve güvenilir olmayacaktır.

Filmin başında yer alan patlama sahnesinden hemen önce  Keaton’un ona ismiyle hitap etmesi bizleri hayli şaşırtan bir ayrıntı. Keaton kendisini vuran kişinin Verbal olduğunu anlasa bile nasıl kendinden emin bir şekilde ona ismiyle hitap edebilir? Verbal’a “Bunu neden yaptın?” veya “Kimin için çalışıyorsun?” gibi mantıklı sorular sormak yerine ona doğrudan ismiyle hitap etmesi bu sahnenin bizim önümüze Verbal tarafından atılmış bir yem olduğunu gösteriyor. Keyser Söze bize göstere göstere altın çakmağı ile sigarasını yakar. Ama bu yeterli değildir. Onun altın saatini de görmeliyiz. İşte bu nedenle Varbel bu hayali kurgusunda Keaton’a saati sordurur. Ölmek üzere olan bir adam hem de hiçbir sebep yokken neden saati sorar? Normal şartlarda hiçbir mantıklı izahı yok. Saati sorma nedeni Verbal’ın bizim altın saati net olarak görmemizi istemesi. Böylece filmin sonunda Verbal’ın polis merkezinden çıkarken aldığı eşyalarla bu görüntü arasında bir bağ kuracak ve Keyser Söze’nin Verbal olduğunu düşünecektik. Doğrusu iyi bir yem ancak film yapımcılarının böylesine karanlık bir kişiliği seyircilerin önüne atılan bu yemle açığa çıkaracaklarını asla düşünmüyorum. Bu fazlasıyla kolay…

Olaya bir diğer açıdan bakarsak patlayan gemiden toplam iki kişinin sağ kurtulduğunu biliyoruz. Bunlardan birisi Verbal diğer ise hastanede yatan bu Macar adam. İngilizce bilmeyen bu adam Keyser Söze’yi gördüğünü söyler ve onun robot resmini çizdirir. Tarif ettiği bu adam tıpa tıp Verbal’a benzemektedir. Eğer Verbal gemideyken bizim gördüğümüz kıyafetleri giyseydi bu adamın hem de çok yoğun bir çatışma anında onu bu kadar ayrıntılı görme imkânı olamazdı. Havanın karanlıktır, Keyser Söze’nin üzerinde onu gizleyen kıyafetler bulunmaktadır ve buna şapka da dâhidir. Tüm bunları göz önüne aldığımızda hastanedeki adamın bu şartlar altında Verbal’ı bu kadar net görebilme olasılığı bulunmuyor. Demek ki bu adamın gördüğü üzerinde sorgu sırasındaki kıyafetleri olan Verbal’dı ve Verbal kendisini saklayan bir kıyafet giymiyordu. Aksi takdirde adam onu bu kadar net teşhis edemezdi. Macarlı adam onu bu kadar net teşhis edebildiğine göre demek ki gördüğümüz bu görüntü seyirciler için hazırlanmış bir yemdi. Bu sayede Varbel’ın Keyser Söze olduğunu düşünmemiz sağlandı.

Aynen avukat olduğunu düşündüğümüz Kobayashi gibi… Ajan David, bu ismin aslında bardağın altında yazdığını görmüştü. Demek ki aslında Kobayashi diye birisi yok ve son sahnede gördüğümüz bu kişinin kim olduğunu aslında bilmiyoruz. Az önce söylediğim gibi Verbal tüm film boyunca bizi yanılttı ve onun sözlerine asla güvenemeyiz. Onun verdiği bilgilerin ne kadarının doğru olduğunu hiç kimse bilemez. O sadece ajan David’le değil seyirciyle de oyun oynuyordu. Filmin sonuna kadar onun bir sakat olduğunu ve suça bulaşmamış zayıf bir karakter olduğunu düşündük ancak bu büyük bir yanılgıydı. Onun Keyser Söze’nin, Keaton’a ateş ettiğini söylediği sahnelerde bile inanılmaz tutarsızlıklar bulunmaktadır. Örneğin bir görüntüde silahı yan olarak tuttuğu görülse de diğer bir sahnede silah düz bir biçimde tutmaktadır.

Ayrıca Keyser Söze’nin kendisinin ve tüm geminin havaya uçmasına neden olabilecek bir ateşi üzerine işeyerek durdurması hiç de mantıklı değil. O kadar büyük bir riski neden alsın? Ya başaramasaydı? Ya ateşi ıskalasaydı ya da ateş yoluna bir şekilde devam etseydi? Böylesine büyük bir tehlikeye bu şekilde bir müdahale oldukça mantıksız.

Verbal, sorgulamanın başında polisleri sevdiğini söyler ancak onu daha sonra polislere hakaret ederken görürüz. Sonuç olarak onun söylediklerine güvenerek yapılacak yorumların aldatıcı olacağını düşünüyorum.

Keyser Söze’nin Verbal olup olmadığını sorgulamaya devam edelim.

Bu noktada sorulması gereken bir diğer soru şu: Eğer Varbel gerçekten Keyser Sözer’se ölme olasılığı çok yüksek olan gemi saldırısında neden yer alsın? Gemide onun kimliğini ortaya çıkarabilecek birisi olduğunu biliyoruz. Ancak onun varlığı sorumuzun cevabı değil. Keyser Sözer neden kendisini böyle büyük bir riske atarak gemi saldırısında bizzat yer aldı? Kendisini göstermeden pek çok adam tutabilir ve onların gemiye saldırmasını sağlayabilirdi. Bu suç dâhisinin gemiye giderek kendisini ölüm tehlikesine atması için yani bu riski alabilmesi için buna değecek kadar bir büyük bir kazancı olması gerekli. Ortada böyle büyük bir risk alabilecek bir kazanç görülmüyor.

Ayrıca gemide kontrol dışı bir ortam olacağını da düşünürsek kendisini tanıyan bir görgü şahidini ortadan kaldırmaya giderken daha fazla görgü şahidi oluşma riskini de unutmamak gerekiyor. Sadece bu durum bile onun gemiye gitmemesi için yeterli bir sebep.

Tüm bu yaşananlar ve gemi baskını eğer sadece bir görgü tanığının ortadan kaldırılması içinse ki öyle görünüyor, kendisini operasyona dahil ederek yüzünü açığa çıkarma ve kendisini tanıyan daha fazla gördü şahidi meydana getirme riskini alması hiç de mantıklı değil.

Şimdi başka bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Bir an Verbal’ın, Keyser Sözer olduğunu düşünelim. Bir suç dâhisi olan ve ismi adeta bir efsane gibi ortalıkta dolaşan Keyser olay yerine gelen polislerin kendisini yakalamasına nasıl izin verir? Yaptığı işe kendi ailesini öldürebilecek kadar değer veren bir suç dâhisi nasıl bu kadar kolaylıkla yakalanır?

Eğer onun kendisini bilerek yakalattığını kabul karşılığında bu riski almasına değecek bir kazancı olması gerekli. Eğer onun kazancının işlenen suçun Keaton’ın üzerine kalmasını sağlamak olduğunu düşüyorsanız bu oldukça basit ve bu riski almaya değmeyecek bir getiri. Polis olay yerinde sadece cesetleri bulsaydı bu durumun Keyser Sözer gibi efsanevi bir suç makinesine nasıl bir zararı olabilirdi?

Üstelik onun ajan David’le olan sorgulama sahnesi planlı bir sorgu değildi. Ajan David, eğer onu sorgulamak için NewYork’tan gelmeseydi bu sorgu olayı yaşanmayacaktı bile. Üstelik Verbal’ın anlattığı tüm hikâyeyi kıvrak zekâsıyla o an odada gördüklerini birleştirerek oluşturduğunu gördük. Yani hikâyenin sonunda suçu Keaton’a atması baştan beri planladığı bir şey değildi. Dolayısıyla Vebal’ın gemi patlaması olayını ve daha önce yaşanmış olayları Keaton’un üzerine atmak için bilerek kendisini yakalatmış olması oldukça zayıf ve yetersiz bir teori… Verbal gerçekten Keyser Söze olsaydı bu kadar kolay yakalanamaz ve gemiye bizzat gitmek gibi büyük riske girmezdi.

Verbal, şeytanın en büyük hilesinin kendi varlığını inkar ettirmek olduğunu ve Keyser Söze’nin gücünün buradan geldiğini söyler. Ancak sorgu sırasında Verbal’ın ısrarla onun varlığından, geçmişinden ve ondan çok korktuğundan bahsettiğini görmekteyiz. Verbal eğer Keyser Söze olsaydı onun bunun tam aksini yapması gerekir ve kendi varlığı hakkında ajan David’in aklına şüphe atması gerekirdi.

Verbal’ın Keyser Söze olmadığını gösteren bir diğer ipucu onun aksını olmaması. Keyser Söze’nin bir Türk olduğu ve daha önce Türkiye’de yaşadığı bilinmektedir. Bu durumda yabancı dil öğreniminin doğası gereği Verbal’ın konuşmalarında küçük bile olsa bir aksan olmalıydı. Ancak onun konuşmalarında en küçük bir aksan bile görülmez.

Keyser Söze gerçekten var mı?

Verbal’ın, aslında Keyser Söze olamayacağını ifade ettikten sonra sorulması gereken ikinci soru bu. Bu efsanevi şahıs gerçekten var mı?

Verbal’ın sorgu sırasında anlattığı hikayeyi o an odada gördüğü isimler, notlar ya da haberlerden yararlanarak oluşturduğunu biliyoruz. Peki buna Keyser Söze de dahil mi?

Hayır, Verbal’ın uydurma hikayesine Söze dahil değil. Ajan Jack onun adını suçluların telaffuz ettiğini duyduğunu söylemektedir. Ayrıca hastanede bulunan yaralı Macar’ın aynı adı telaffuz etmesi böyle bir ismin özellikle suçlular arasında bilindiğini göstermektedir.

Ancak şöyle bir durum var. Ajan Jack bu ismi duyduğunu söylerken Ajan David ve yanındaki yetkili polisin bu ismi ilk kez duydukları bellidir. Ajan Jack eğer bu ismi duymuş olsaydı Verbal’a Keyser Söze de kim, sorusunu sormazdı. Demek ki suçlular arasında yaygın bir isim olduğunu kabul etsek bile ajan David gibi işini iyi yapan birisinin bu ismi duymaması bunun sandığımız kadar yaygın olmadığını göstermektedir. Ancak Verbal’ın söylediği gibi onu gören ve tanıyan ayrıca Keyser Söze ile doğrudan iş yapan hiç kimse yoktur.

THE USUAL SUSPECTS, Giancarlo Esposito, Dan Hedaya, Chazz Palminteri, 1995, (c) Gramercy Pictures

Benim filmin tamamından aldığım izlenim Keyser Söze diye birinin asla var olmadığı yönünde. Ancak onun ismini adeta bir efsane gibi yaşatan Verbal ve aslında gerçek adının ne olduğunu bilmediğimiz Kobayashi bu hayalet ismi kullanarak onun adına iş yapmaktadırlar. Zaten Verbal onun asıl gücünün buradan geldiğini söyler. Sorgu sırasında Verbal’ın inanılmaz bir pratik zekaya sahip olduğunu gördük. Onun gibi zeki ve kendisini sakat gösterebilecek kadar rol yapabilen birisinin yeraltı dünyasında böyle efsanevi bir ismi bir kalkan gibi kullanması oldukça akıllıca olurdu ve bu fırsatı kaçırmadılar. Polis içgüdüleri bazen yanılsa da ajan David’in bu konuda haklı olduğunu düşünüyorum. Ajan David, Keyser Söze’nin bir kalkan ve hayalet isim olduğunu söylemişti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir