Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

13 Emir – Sıra Dışı Bir Belçika Polisiye Dizisi… Türk Toplumuna Bir de Böyle Bakın

Orijinal adı 13 Geboden olan yapım Netflix’te 13 Commandments adıyla yayınlanıyor. Bunların Türkçe karşılığı 13 Emir. Belçika yapımı bu polisiye dizinin ilgi çekici yönlerinden birisi olayların özellikle ilk bölümlerde Belçika’da yaşayan Türklerin etrafında dönmesi. Dizi toplam 13 bölümden oluşuyor ve bölümlerin ortalama süresi 45 dakika.

Dizinin Konusu

Dizinin orijinal, farklı ve ayırt edici bir senaryosu bulunmuyor. En basit tanımlamayla dizi cinayet işleyen bir seri katilin peşinden koşturan onu yakalamaya çalışan polislerin ya da dedektiflerin hikayesini anlatıyor. Dizinin başlığı ve konusu arasındaki bağlantıysa şu: Katil dedektiflerin bir tanesinin telefonuna cinayetle ilgili notlar gönderiyor. Örneğin ilk bölümde bir adamı yakmadan hemen önce dedektifin telefonuna “Cehennem gibi” mesajı geliyor; sonraki kurbanının dilini kesmeden önce gönderdiği mesaj sessizlikle alakalı…

Bu klişe konu sürpriz sayılabilecek bir sonla bağlanmış; tabi eğer sabrederek son bölüme kadar diziyi seyredebilirseniz.

Genel İzlenimlerim

Dizi baştan sona kadar klişe bir şekilde ilerliyor. Finaldeki sürprizi hariç tutarsak dizi boyunca bizi şaşırtan ya da doğrusu bize vay canına, dedirtecek pek bir olay yaşanmıyor. Yavaş ama sağlam temposunu finale kadar sürdürüyor. Dizinin en beğendiğim yönü sanırım kendi içerisinde bulunduğu toplumu olanca yalınlığı ile verebilmesi… Dizi abartıya, gereksiz ve yalan-yanlış süslemelere, güzellemelere kaçmadan Belçika toplumunu olanca yalınlığı ile bir sosyolog titizliğinde aktarılmış. Dizi Belçika’da yaşayan Türklere de değiniyor; ancak bundan biraz sonra bahsetmeyi düşünüyorum.

Polis merkezinde çalışan dedektiflerin olaylara yaklaşımı alışık olduğumuz klişe Hollwood dedektiflerinin çalışma yöntemlerine benzese de arada farklar olduğu çok açık. Muhtemelen dizinin düşük bütçeli olmasının da etkisiyle dizide bilgisayar ve cep telefonu dışında neredeyse hiçbir teknolojik aletin kullanılmadığını söylersek abartı yapmış olmayız. Bilgiler klasik anlamdaki soruşturmalarla toplanıyor. Hatta bazı dedektiflerin bilgi edinmek amaçlı kirli adamlarla iş birliği yaptığı bile görülüyor.

Vicky Degraeve’nin Geçmişi

Dizinin kahramanı diyebileceğimiz Vicky’den özel olarak bahsetmek gerekiyor. Polis merkezinde dedektif olarak işe başlayan Vicky geçmişinde özel kuvvetlerde çalışmış sıkı birisi. Ancak geçirdiği trafik kazası sonrasında özellikle bel kısmında oluşan sorunlardan ötürü başka bir göreve geçiyor. Vicky, dizi boyunca hem geçmişiyle hesaplaşıyor, hem hasta annesine bakıyor hem de güçlü dedektif olmak için gayret ediyor. Günün sonunda hepsini başardığını söyleyebiliriz.

Serinkanlı, özellikle diğer polislere göre daha becerikli ve cesur olan Vicky diziyi seyrettiren karakterlerden bir tanesi bence.

Belçika’da Yaşayan Türk Toplumu

Dizide işlenen ilk cinayeti bir Türk işliyor. Hem de kendi akrabalarından birisini öldürüyor; boğazını keserek ve hiç acımadan… Olay aydınlandıkça bunun bir töre cinayet olduğunu anlıyoruz. Öldürülen kız istenilmeyen birisinden hamile kalmış; sırf o kızı öldürmek için İstanbul’dan uçakla gelen dayısı namusunu soğukkanlılıkla temizliyor!

Diziye yansıyan Türk aile yapısı gerçekten korkunç. Üstelik dizide birkaç yerde Türkler için “kapalı ve anlaşılmaz” bir toplum ifadeleri kullanılıyor. Gerçekten de dizide gördüğümüz aile bireyleri kendisini ifade etmekten aciz, aile baskısı altında bulunan, silik ve başarısız tipler. Örneğin ailenin genç kızı, erkek arkadaşıyla gizlice buluşmadan önce başörtüsünü çıkarıyor; saçlarını açıyor. Ancak ailesinin yanında tam aksi hareket ediyor. Ayrıca aynı kız evlerine gelen dedektiflerle bile konuşmaktan aciz bir görünüş sergiliyor.

Tabi ki ben bunları yazarken diziyi eleştirmiyorum. En başta söylediğim gibi dizi bir sosyolog titizliğinde toplumsal gerçeklere bir ayna tutmuş. Türkiye’de gördüğümüz çoğu dizi gibi ülke gerçeklerinden kopuk, bambaşka dünyalarda geçmiyor. Belçika’da yaşayan Türklerin; Türkiye’de yaşayan çoğu ailenin bu dizide gösterilen aile yapısına benzer yaşadıkları bir gerçek.

Diğer taraftan dizi Belçika toplumunu temize çıkarıyor değil. Uyuşturucu kullanan genç yaşta çocuklar, bunlara sahip çıkamayan aileler, boşanmış ve parçalanmış aile ilişkileri, pisliğin içerisine batmış, suç işleyen ama hala görevde olan polisler… Evet, dizi tüm bunları es geçmiyor.

Sonuç

13 Commandments dizinin senaryo bağlamında hiçbir orijinal tarafı yok. Bunun yanında kurgusal olarak çok yavaş ilerleyen ve özellikle hareketli, aksiyon dolu dizileri seven izleyicileri sıkabilecek bir yapım. Diğer taraftan eğer aceleniz yoksa vaktiniz bolsa Belçika toplumunu bir ayna gibi yansıtan bu dizi ilginizi çekebilir. Beklentilerinizi çok yüksek tutmayın ve kendi anlatım dilini oluşturmayı başarmış bu diziye bir şans verin. Özellikle ilk bölümden sonra dizide bir hareketlenme görülüyor ve dizinin mantığını anlamaya başlıyorsunuz.

Diğer taraftan dizi sayesinde orada yaşayan Türkleri içeriden değil dışarıdan bir bakışla, Belçikalıların gördüğü gibi görme şansı yakalayabilirsiniz. Bu bakıştan rahatsız olmamanızı umuyorum; çünkü dizinin art niyet taşıdığını asla düşünmüyorum. Dizi sadece bir ayna görevi üstleniyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir