Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

7. Koğuştaki Mucize: Masumiyet ve Kinin Savaşı

Bu yazıyı 7. Koğuştaki Mucize hakkında not düşmek için hazırlamak istedim. Filmi henüz seyretmeyenlere tavsiyem şu: Eğer duygusal filmleri seviyorsanız bu yapımı kaçırmamalısınız. Film kalp taşıyan herkese gözyaşı döktürebilecek kadar iyi…

Film henüz 7 yaşında minicik ve çok sevimli bir kız ve onunla yanı zeka yaşında bulunan babasının hikayesi. Yapım 1983 yılında geçiyor. Eğe’nin minik bir kasabasında sıkıyönetim komutanının küçük kızı ölü bulunuyor. Görünüşe göre onun ölümünden sorumlu olan kişi de aslında kimseye zarar veremeyecek kadar saf ve temiz Memo olarak görülüyor. Film işte bu ikilinin adalet arayışını konu ediniyor.

Yazının bundan sonrası spoiler içeriyor.

Koğuştaki Mucize masumiyetle ve kinin savaşı… Öfke değil komutanın hissettiği kin… Öfke anlıktır; kin zamana yayılır. Komutan hapishane görevlilerinin deyimiyle “Allah gibi” görülüyor. Bu tanımlama onun yetkilerini ve ona olan bakışı net olarak özetliyor. Sıkıyönetim komutanının kızının öldüren veya bununla suçlanan birisinin beraat etme şansı yoktur. Aslında cezai ehliyete bile sahip olmayan Memo işkence ve dayak altında daha önceden hazırlanan bir ifadeye parmak bastırılır; imza atmaktan bile aciz birisidir aslında o.

Hapishaneye getirilen Memo neden orada olduğunu bile bilmez aslında. Kemikleri kırılıncaya kadar dayak yer. Kimse onu anlamaz bile. Emir büyük yerdendir. Ancak zamanla 7. koğuşta bulunanlar onun masumiyetine inanırlar…

Beni Bırakmayacaksın Değil mi Baba?

Ova, babasına hikaye okurken birden durur ve “Beni annem gibi bırakmayacaksın, değil mi baba?” diye soruverir. Memo aslında bu sorunun ağırlığını hissedemez. Büyükanne soruyu duyar duymaz gözleri dalar gider. Çünkü evin direği aslında kendisidir. Ova büyüyene kadar hayatta kalmalıdır yoksa Memo’nun evi evirip çevirecek, para kazanacak ve aynı anda kızına bakacak durumu zaten yoktur. Ova sanki bu soruyu kendisine sormuş gibi hisseder…

Büyükannenin kalbi sonraları Ova’nın bıraktığı notu görünce (babama gidiyorum notu) bu heyecana dayanamaz ve orada yığılır kalır. Ova’nın büyükannesi “melek olmuştur.” Neyse ki kasabanın öğretmeni Ova’yı yalnız bırakmaz.

Ancak Memo hapishande yalnızlığı acı acı yudumlamaktadır ve kızının özlemini çekmektedir içinde.

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından

Dudaklarımda eski bir mektep türküsü

Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim

Gözlerim gözlerini arıyor durmadan

Nerdesin?  (Attila İlhan)

Kin Kapkaranlık Bir Çukurdur

Neden böyle söyledim? Çünkü filmdeki komutan Memo’nun suçsuzluğunu ispatlayabilecek tek kişiyi acımadan öldürüyor. Yani içindeki kin o kadar büyüyor ki onu kapkaranlık bir çukurun içine atıyor aslında. Komutan masum bir askeri öldürüyor; yani bir katil oluyor. Göz dönmüş bir caniye dönüştürüyor kini onu…

Memo’nun masum olduğunu öğrendikten sonra yaptığı hatayı telafi etmeyi gururuna yediremiyor. “Tanrısal gücü” bu hatayı taşıyamaz. Koskoca komutan nasıl “Ben yanlış yaptım, beni affet” diyebilirdi ki?

“Zalimin Zulmü varsa…”

Zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah’ı vardır, sözü haklılığını tam olarak kendisini gösteriyor. Koğuş arkadaşları Ova’nın sözlerinden sonra onun masum olduğuna iyice inanırlar. Ova’nın gördüğü tanık Memo’yu hapisten kurtarabilirdi. Kader işte böyle örüyor Memo’nun kurtuluşuna giden yolun taşlarını… Ancak komutan özel olarak ilgilendiği Memo’nun peşini bırakmıyor. “Bağımsız mahkemeler” onun zihinsel durumunu göze bile almadan idama karar veriyorlar.

Memo ve kızı arasında dar ağacı manzarasında yaşanan son ayrılık anı Orhan Seyfi Orhon’un dizlerini hatırlarıyor:

Hani ey gözlerim bu son vedada,

Yolunu kaybeden yolcunun dağda

Birini çağırmak için imdada

Yaktığı ateşi yakmayacaktın?

 

Gelse de en acı sözler dilime

Uçacak sanırdım birkaç kelime…

Bir alev halinde düştün elime

Hani ey gözyaşım akmayacaktın?

Sonuç olarak Memo mucizevi bir yolla hapisten kurtuluyor. Ova hapisteki adamın duvarda baktığı şeklin bir ağaç olduğunu hemen anlamıştı. Bence filme adını veren mucize aslında bu an yaşanmıştı. Ova’nın koğuşa gizlice girişi sonrasında yaşanan bu konuşma belki de intiharı düşünen bu adamın dünyasını değiştirmişti. Madem kendi kızını acımasızca öldürmüştü; şimdi bir başka kızı kurtararak kendisini “İlahi katta” affettirebilirdi. Bu nedenle idamda kendisini Memo’nun yerine koymayı teklif ediyor müdüre… Memo yerine kendisi asılıyor. O ise firar olarak geçiyor kayıtlara…

Memo ve kızıysa bir kayığa bindirilerek uzaklara taşınıyor. Yabancı bir ülkeye gönderiliyor çünkü artık onların o kasabada yaşama şansları kalmıyor. O an filmin başında gördüğümüz, gelinlik içerisinde görülen kızın minik Ova olduğunu anlıyoruz. Başka bir ülkede büyümüş ve kocaman bir kız olmuş.

Sonuç

Duygusallığı zirve noktalarda yaşatan 7. Koğuştaki Mucize filmi izlenmeye değer. Oyunculuk, senaryo ve kurgusallık bağlamında genel olarak çok iyi bir film çıkmış ortaya. Son zamanların kayda değer yapımlarından birisi…

Yedinci Koğuştaki Mucize film incelemesini 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir