Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

Fight Club – Dövüş Kulübü Detaylı Analiz – Hiç Böyle Düşünmemiştiniz

David Fincher’ın yönettiği Fight Clup- Dövüş Kulübü (1997); Brad Pitt ve Edward Norton gibi dev oyuncuların rol aldığı klasikler arasına giren başarılı bir yapım. Kapitalizm, tüketim toplumu ve onun beyinsiz köleleri, ihtiyaçlarımızı biz mi belirliyoruz yoksa sistemin dayatmalarını ihtiyaç olarak mı kabul ediyoruz… gibi onlarca soru üzerinde sayısız mesajlar içeren filmin bu yönüne kısa da olsa değinmeyi planlıyorum ama yazıdaki asıl amacım bu değil.

Peki, bu videoda neyi amaçladım?

Filmi seyredenlerinde de hak vereceği gibi film bitince aklımızda o kadar çok soru işareti beliriyor ki… Amacım tam olarak bu… Filmi seyrettikten sonra aklımızda oluşabilecek sorulara cevaplar bulmak.Sorularla filmin en ince ayrıntılarına kadar inmek ve filmi okumak…  Fight Clup bu okumayı sonuna kadar hak ediyor.

Öncelikle nispeten kolay bir soruyla başlayalım:

Tyler Karakteri Gerçek Mi?

Hayır, Tyler karakteri gerçek değil. Filmin sonlarında otel odasında geçen bu karşılıklı konuşma olmasa bile Tyler karakterinin gerçek olmadığını dikkatli izleyiciler kolaylıkla fark edebilirler.

Bu karakterin gerçek olmadığını gösteren bazı ipuçlarını gösterdikten sonra filmle ilgili daha zor sorulara geçelim.

Filmin henüz başında ancak kronolojik sıraya göre filmin sonunda geçen konuşmada Anlatıcı, Kaos Planı çerçevesinde yerleştirilen bombalarla ilgili bilgi verdikten sonra “Tüm bunları biliyorum çünkü Tyler biliyor.” diyerek zaten bize büyük bir ipucu veriyor.

Filmin hiçbir yerinde Anlatıcı ve Tyler başkalarının önünde karşılıklı bir konuşma yapmıyor. Birisi konuştuğu zaman diğer susuyor ve dinliyor. Anlatıcı ve Tyler’ın başka insanların önünde konuştuklarını düşünebileceğiniz birkaç sahne var ama bu sahneleri dikkatle izlerseniz bunların karşılıklı bir konuşma olmadığını görürsünüz.

a. Bunların ilki Anlatıcının sarışını dövdüğü sahne. Bu sahnede Tyler’ın ağzı hiç kımıldamıyor. Sesi de normalden çok farklı geliyor. Anlatıcı ise ona hiç bakmadan mırıldanıyor gibi konuşuyor.

b. Burada Marla, Tyler’ı görmüyor bile… Tyler o kadar sessiz konuşuyor ki Marla’nın onu duyması imkansız.

c. Bu sahnede ise Anlatıcı, bazen Tyler’ın onun yerine konuştuğunu söylüyor ama tek yaptığı Tyler konuştuktan sonra onun sözlerini tekrar etmek… Yani doktor, Tyler’ı duymuyor bile…

Filmde Tyler ve Anlatıcının yanlarında başkaları varken karşılıklı konuştukları sadece bir sahne var. O da filmin sonlarındaki araba sahnesi. Arabada iki tane çete üyesi varken Tyler ve Anlatıcı birbirleriyle tartışıyorlar. Peki, bu nasıl oldu?

Araba sahnesi çok zekice düşünülmüş ve dikkatle izlenmeyince çözülmesi zor…

Öncelikle burada arabayı süren kişi Anlatıcı; Tyler değil… Kazadan sonra Anlatıcının arabanın sürücü tarafından çıkarıldığını görebilirsiniz. Yani arabada sadece o vardı.

Peki ya diyaloglar? Arka koltukta oturanlar Tyler’ı görmüyorlardı. Konuşmalara bir anlam veremeden dinliyorlardı ve koltukta kimse olmadığı için Anlatıcının sorularına kendileri cevap veriyordu. Arka koltuktaki iki kişi tam iki kez Anlatıcıya cevap verdiler çünkü onun kendileriyle konuştuğunu düşünüyorlardı.

Anlatıcı, Taylar’a “Kaos projesinden neden haberim yoktu?” diye soruyor. Onlar sorunun kendilerine geldiğini düşünerek “Projenin ilk kuralı soru sormak yok!” diye cevap veriyorlar.

Anlatıcı yine Tyler’a “Proje hakkında bir şeyler bilmek istiyorum!” diye deyince onlar yine “Soru sormak yok!” diye çıkışıyorlar.

Anlatıcı kendisiyle konuştukça arka koltuktakilerin nasıl şaşırdıklarını kaçırmayalım.

Özelde araba sahnesinde ve genelde filmin tamamında bizim yani izleyicilerin 3. kişi olduğumuzu ve tüm sahneleri Anlatıcı’nın yanı Jack’in anlattığı gibi gördüğümüzü unutmayın. Biz olayın dışındayız ve bize anlatılanları izliyoruz. Belki gerçekte olay öyle olmuyor. Belki de arka koltukta hiç kimse yoktu.

Örneğin filmin sonundaki kavga sahnesi… Tayler ve Anlatıcının kavga ettiklerini görüyoruz. Çünkü biz olayları Jack’in gözünden izliyoruz. Ama aynı olaya farklı bir pencereden yani kameralardan bakınca olayın Jack’in anlattığı gibi olmadığını görüveriyoruz. Yönetmen David Fincher bizi bir an için Anlatıcı’nın perspektifinden çıkardı ve gerçeği gösterdi.

Tyler’ın gerçekliği ile ilgili bölümü burada sonlandırıyorum; zaten bu konuda herkesin hemfikir olduğuna eminim.

Peki, Kim Bu Tayler?

Tayler, Jack’in olmak istediği kişi… Olmak istediği ama olamadığı her şeyin hayat bulduğu bir kişilik. Onun görünmek istediği gibi görünen, zeki, yetenekli ve en önemlisi özgür birisi…

Jack filmin başında altı aydır uyuyamadığı söylüyordu. Bu süre içerisinde geceleri part time olarak bir sinemada çalışan Tayler karakteri onun ikinci kişiliği haline geliyor.

Fight Club (1999) Edward Norton ve Brad Pitt

Marla Gerçekten Var Mı?

Marla’nın gerçekten var olup olmadığını sorgulamak Tyler’ın gerçekliğini sorgulamaktan daha kolay değil; çünkü filmde Marla’nın gerçekliğinin sorgulandığı tek bir sahne bile yok. Ancak Marla’nın gerçekliğini sorgulamaya başladığımızda zihnimizde hemen soru işaretleri belirmeye başlıyor.  

Ben Marla’nın aynen Tyler gibi Anlatıcı’ya ait bir tür kişilik bölünmesi olduğunu düşünüyorum…

Bu, Tyler’ın Marla’yı intihardan kurtamak için otele geldiği sahne… Tüm polisler Tayler sanki orada yokmuş gibi davranıyorlar ve sadece Marla’ya bakıyorlar ve onunla muhatap oluyorlar (yani orada sadece bir kişi bulunuyor).

Bu arada sahneye özenle yerleştirilmiş ayna görüntülerini inceleyelim. Bu sahneye dikkatle bakarsanız aynanın tam karşısından gelen Tyler’ın görüntüsünün aynaya yansımadığını görebilirsiniz. Aynı şekilde bu sahnede hem Marla hem de Tyler’ın yansımaları aynada görülmüyor. Ancak sağlık görevlisinin yansımasını görebilirsiniz.

Anlatıcı, zihinsel yolculuğundaki mağaranın içinde güç hayvanı olarak önce pengueni bulmuştu. Mağaraya ikinci girişinde penguen yerine Marla oradaydı. Bu da Marla’nın Anlatıcının zihninin derinliklerinde yer aldığının bir göstergesi…

Bir diğer nokta da Marla ve Tyler’in fiziksel benzerlikleri… Neredeyse aynı tip yüzükleri takıyorlar… Her ikisi de Anlatıcı’nın zıt karakterleri yani saldırgan ve agresifler… Aynı kürk kıyafeti giymeleri, film boyunca gözlük takmaları, yürüyüşlerindeki benzerlik ve sigara içmeleri…  Marla da aynen Tyler gibi Anlatıcı’nın zihinsel bölünmesi sonucu oluşan bir karakter… Tyler’ın dişi versiyonu…

Bu arada Marla ve Anlatıcı arasında da benzerlikler var. Her ikisinin de favori terapi grupları aynı: Bağırsak kanseri grubu… Terapi grupları paylaşımında aynı grupları istediğini gördük. İkisi de terapi gruplarına gelen sahte hastalar… Birbirlerinin cümlelerini tamamlıyorlar yani aynı şeyi düşünüyorlar.

Ayrıca filmin son sahnesinde Anlatıcı ve Marla’nın neredeyse birbirlerinin kopyası gibi görünmeleri bu tezi güçlendiren başka bir bulgu ki bu sahnenin ne anlama geldiğine daha sonra bakacağız.

Şimdi beyin devrelerimizi yaktırma potansiyeline sahip bir sorunun cevabını hep birlikte arayalım.

Marla Ne Yapmak İstiyor?

Soru size basit gibi gelebilir ama derinlere indikçe aslında ne kadar karmaşık bir cevabı olduğunu göreceksiniz. Kopmamaya çalışın…

Tyler, Anlatıcı’nın olmak istediği ama olamadığı bir kişilik. Marla da onun tam anlamıyla dişi versiyonu. Tyler uçak sahnesinde, Marla ise çamaşırhane sahnesinde tam anlamıyla Anlatıcı’nın üzerinde üstünlük kuruyorlar ve onu domine ediyorlar. Marla ve Tyler’ın fiziksel benzerliklerinden daha önce bahsetmiştim ancak olay sadece fiziksel benzerlik değil…

Anlatıcı evi yandıktan sonra önce Marla’yı arıyor ama onunla konuşmamaya karar verip tercihini Tyler’dan yana kullanıyor. Anlatıcı filmin başında Marla’dan onu bir tümöre benzetecek kadar nefret ediyor. Ancak onunla yaptığı ilk konuşmadan sonra ondan etkileniyor ve telefonunu istiyor. Film boyunca Anlatıcı, Marla’ya karşı hep mesafeli duruyor ve onu çok sevmiyor. Onun Tyler için harika bir eş olduğunu düşünüyor. Ancak kendisinin Tyler olduğunu anladıktan sonra Marla’yı gerçekten sevdiğini ve onu korumak istediğini fark ediyor.

Fight Clup kurulduktan sonra sigara içmeyen Anlatıcı’nın sigara içtiğini ve aynen Tyler gibi yürümeye başladığını görüyoruz yani bir tür dönüşüm geçiriyor. Tam bu sahnede otobüs durağındaki panoya dikkat… Buradaki erkeğin kadınsı bir poz verdiği görülüyor… Otobüse bindiklerinde aynı reklamı gören Anlatıcı, Tyler’a  “Bir erkek böyle mi görülmeli?” diye soruyor… Yani zihninin bir kısmı bu soruyla ya da sorunla uğraşıyor…

Filmin başında Bob’un testislerinin alındığını ve kullandığı ilaçlardan ötürü koca koca memelerinin çıktığını gördük. Anlatıcı onlara yaslanarak huzur buldu ve uzun süredir ilk kez bir bebek gibi uyudu…

Tyler’ın adamlarına kaos projesini kim sorarsa sorsun testislerinin kesilmesi emrini verdiğini biliyoruz ki kendisi de buna dahil…

Testisleri alınmış, memeleri çıkmış ve kadın gibi giyinen erkekler, testis kanseri grupları ve testislerin kesilmesiyle ilgili şakalar… Film boyunca erkekliğin ortadan kaldırılmasına yönelik bir vurgu olduğu görülüyor.

Zaten Tyler ne kadar erkeksi ise Anlatıcı da o kadar kadınsı… Anlatıcın zihninde Tyler gibi bir erkek ya da kadınsı birisi olmak üzere olmak üzere 2 kişilik bölünmesi var ki ikinci kişiliği Marla temsil ediyor.. Anlatıcı tercihini hangisinden yana kullanacağına karar veremiyor.

Örneğin bu sahnede Tyler karakteri Jack’i etkisi altına alıyor ve onda belirginleşmeye başlıyor. Tam bu sırada telefon çalması bir tesadüf mü? Kesinlikle değil… Marla kişiliği artık ona ihtiyaç kalmayacağından ve silineceğinden ya da seçilmeyeceğinden korkuyor ve JAck’i yanına çağırarak etkisi altına almaya çalışıyor.

Şimdi Marla’nın sahnesine yani çamaşırhane sahnesine gelelim…

ÇAMAŞIRHANE SAHNESİ…

Az önce de söylediğim gibi Anlatıcı aslında film boyunca iki alternatif kişilik arasında gidip geliyor. Hangisi olacağına bir türlü karar veremiyor. Erkeksi ve güçlü bir kişilik mi? Yoksa kadınsı bir kişilik mi?

Marla’nın daha ilk konuşmadan itibaren aynı Tyler gibi Jack yani Anlatıcı üzerinde büyük bir baskı kurabildiğini ve onu kontrol ettiğini görüyoruz. Hangi grupları paylaşacakları konusunda anlaşmazlık yaşıyorlar ama sonunda her şey Marla’nın istediği gibi oluyor.

Çamaşırhane sahnesinde Marla kendinden emin bir şekilde hangi makinelere gideceğini çok iyi biliyor. Ancak ilginç bir şey oluyor. Makinelerden kadın giysileri değil mavi erkek kot pantolonları çıkıyor. Evet, makinelerden bir tane bile kadın giysisi çıkmıyor. Bu arada konuşmalarıyla Anlatıcı’yı tam anlamıyla domine ettiğini unutmayın. Bu sahne Anlatıcının Marla olmaya başladığı sahne ve filmin sonunda bu dönüşüm tamamlanacak… Marla, Speed Queen yani Hız Kraliçesi marka makinelerden çıkardığı bu erkek pantolonlarını satmaya götürüyor Aslında Marla’nın Jack olduğunu düşünürsek burada Jack’in kendi erkekliğini Marla kişiliğine teslim ettiğini ve onu sattığını söyleyebiliriz.

Marla tam elbiseleri satarken kendisine soru soran Jack’in testislerinden tutuyor ve evet bazı giysileri satıyorum, diyor.

Marla daha sonraki bir sahnede pembe bir nedime elbisesi giyerken görünüyor. Bu elbiseyi bir ucuzcu dükkanından aldığını söylüyor. Elbise kullanılmış bir elbise ve muhtemelen Jack bu elbiseyi erkek giysilerini sattığı ikinci el elbise satan dükkandan aldı. Marla, Anlatıcı’ya yaklaşıyor ve ona elbiseyi istediği zaman ödünç alabileceğini söylüyor ki bunu söylerken aslında giysinin ona ait olduğunu biliyor.

Jack filmin sonunda pantolonsuz bir şekilde koşuyor ve bu andan sonraki hareketleri fazlasıyla kadınsı… Tyler ile dövüşemiyor bile ve sadece kaçıyor. Çünkü artık tercihini Mayla’dan yana yaptı ve ne olacağına ve olmayacağına karar verdi.

Son sahnenin sırrı burada… Anlatıcı tercihini Marla’dan yana kullandı ve Tyler’ı hayatından çıkardı… Jack kendi öz kimliği tercihini kadın olarak kabullendi… Son sahnede birbirlerine neredeyse ikiz gibi benzeyen iki kişi görüyoruz. Tamamen kadınsılığa teslim olan Anlatıcı ve Marla ile ikiz gibiler…

Filmle İlgili Kısa Notlar

Şimdi filmle ilgili bazı ince noktaları kısa notlar halinde aktarmaya çalışacağım.

Uçak Sahnesi: Tyler ve Anlatıcı’nın ilk kez konuştukları sahne. Tyler’dan önce Anlatıcı’nın yanında gözlüklü bir kadın vardı. Jack uçak kazasıyla ilgili hayalden uyanınca yanında Tyler’ın oturduğunu gördü. Peki, kadın nereye gitti? Büyük olasılıkla bu kadın da Tyler’ın hayal gücüydü ve gerçekte yoktu.

Bu arada acil çıkış resmine dikkat… İlk resimde acil çıkışı açan kadın diğer resimde birden adama dönüşüyor. Aynen az önceki gözlüklü siyahi kadının Tyler’a dönüşmesi gibi…

Titreyen Bagaj Sahnesi: Aslında bu sahne Jack ve Marla’nın aynı kişi olduğunu gösteren en net sahnelerden birisi… Öncelikle görevli bagaj titremelerinde traş makinesinin buna sebep olabileceğini ama bu tarz olayların çoğunda bagajlardan vibratör çıktığını söyler… Jack buna bir anlam veremez çünkü bagajında titreyen herhangi bir şey olmadığına çok emindir. Bu durumda bagajındaki titreyen şey neydi? 

Büyük olasılıkla Jack uçağa Marla olarak bindi ve bagajı hazırlayan Marla’ydı. Jack’in bagajını Marla’nın hazırladığını düşünürsek bu sahne bir anlam kazanır aksi takdirde bu sahneye bir anlam yükleme imkanımız yok. Marla’nın vibratörü olduğunu zaten önceki sahnelerde görmüştük.

Paper Street House Gerçekte Var Mı? Hayır bu ev gerçeklikte yok. Şimdi bu evin neden var olmadığına ve karakterlerin nerede yaşadıklarına bakalım.

Jack, Marla’nın intihar düşüncesi sonrasında onun için şu cümleyi kuruyor: “Marla’yı mide bulandırıcı apartman dairesinde kendini yerden yere vururken hayal edin!’ Peki, Marla gerçekten apartmanda mı yaşıyor? Tabi ki hayır!

Jack Marla’nın göğüs kanserini kontrol ettikten sonra binadan ayrılırken arkada rooms yazısını görüyoruz. Daha sonra geriye dönüp baktığında da hotel yazısı görülüyor. Yani Marla bir otelde kalıyor.

Hatırlarsanız evi havaya uçtuktan sonra Jack, Tyler’a bir otele ihtiyacı olduğunu söylemişti. Tyler karakteri gerçek olmadığına göre onun yaşadığı bir yer de olamaz. Jack bu sahneden sonra bir otele gitti ve Marla’nın kaldığı otel odasını tuttu.

Marla jack’e telefon açarak onu yardıma çağırdığında havanın aydınlık olduğunu ve gündüz olduğunu görüyoruz. Jack çok kısa bir sürede işini yaparak hiç beklemeden otel odasından çıkıyor. Ama o da ne? Dışarıya çıktığında hava oldukça karanlık… Bu zaman atlaması nasıl oldu?

Çok basit; Marla aslında Jack ve Jack otelde belli bir süre geçirdikten sonra oradan ayrılıyor. Her iki karakterde aslında otelde kalıyor.

Tyler nasıl gerçeklikte yoksa aynı şekilde Paper Street’deki ev de gerçek değil…

Paper Street:  Kağıt ev demek ancak bu rastgele seçilmiş bir isim değil. Paper Street’in ne olduğunu Google’a sorduğumuzda onun aslında haritalarda yer alan ama gerçeklikte yer almayan cadde ya da sokak olduğunu öğreniyoruz.

Bu sahnede şişenin aslında yere düştüğünü görmüştük. Ama bu sahnede bir ayrıntı daha var. Arkadaki ışıkların birden söndüğü görülüyor. Bu ışıklar Tyler ve Jack’in buluştukları mekanın tabelası aslında. Dikkat bakarsanız bu tabelanın bir penis olduğunu görebilirsiniz. Bu ışığın sönmesi Jack’in erkeksi kimliğini bırakıp Marla’ya dönüştüğünü gösteriyor. Yani otele; Marla’nın yaşadığı yere gidiyor.

Duvardaki Myself Yazısının Anlamı Nedir? Duvarda tam dört kez kendim anlamına gelen myself yazıldığını görüyoruz. Bunun anlamı ne olabilir? Filmin başından beri hiç görmediğimiz Bob karakteri neden tam da bu yazının yanında ortaya çıktı? Dikkat ederseniz Bob artık gruplara gitmediğini daha iyi  bir şey bulduğunu söylüyor.. Aynen Marla gibi… O da artık gruplara gitmediğini söylemişti… Jack seanslara gitmeyi bıraktığında artık ne Bob ne de Marla’nın orada bir görevi kalmıyor.

Bob ve Marla her ikisi birden Jack’in karşısına hem de ona ihtiyaçları olduğunu söyleyerek çıkıyorlar… Marla göğsünü kontrol ettirmek için tam da Tyler karakteri Jack üzerinde üstünlük kurmak isterken; Bob ise tam unutulmak üzereyken Jack’in karşısına çıkıyor. Her ikisi de ilgi istiyor ve Bob’un kavgadan sonra bu kadar teşekkür etmesinin nedeni de bu…

Bob da Marla gibi Jack’in bölünmüş kişiliklerinden bir tanesi… Testisleri alınmış ve göğüsleri çıkmış bir kişilik.. Kadınsılığa giden yolda bir adım daha…

Tyler, Marla, Bob ve Jack’in kendisi… Tam olarak 4 kişi… Bu yüzden duvarda 4 kez myself yazısı var…

Bu arada Bob’un da aynen Tyler gibi başından kurşun yiyerek Jack’in hayatından çıktığını hatırlatayım. Jack’in benliği Marla hariç tüm kişiliklerini temizledi ve hayatta sadece Jack’in aslında olmak istediği kişi yani Marla kaldı..

Filmin Sonu Hakkında

Buraya kadar olan bölümlerde filmin sonunda ne olduğuna değindiğimi dikkatli okuyucular eminim fark etmişlerdir.

Filmin sonunda Jack’in alternatif kişilikler arasından Marla’yı seçtiğini ve aynen Bob gibi Tyler’ı da zihninde öldürdüğünü söyleyebiliriz.

Silahın neden Jack’e zarar vermediği çok açık. Normal bir insanın bu sahnede canlı kalmasına imkan yok. Demek ki hayali bir kişilik olan Tyler’ı zihninde öldürüyor. Gerçeklikte ateş eden bir Jack yok. Aynen kavga sahnesinde olduğu gibi Jack’in fark etmediği bir kamera olsa o an kamera görüntülerinde elinde silah varmış gibi ateş eden ve kendini yere atan bir kişi görecektik.

Peki binaların patlaması ve Kaos Planı? Ben Kaos planının ve kaos planında çalışan diğer kişiliklerin gerçek olmadığını düşünüyorum. Filmde bununla ilgili ipuçları var. Birkaç tanesini sıralamak gerekirse:

Tyler’ın yaşadığı evin gerçek olmadığını zaten konuşmuştuk. Gerçek olmayan eve gelen bu kişiler Tyler’ın domine ettiği ve Jack’te baskın kişiler olmasına izin vermediği olası alternatif kişiliklerdi…

Aynen Jack’in ehliyetlerini topladığı diğer kişiler gibi…

Bu projede çalışan kişilerin isimleri yoktur… Kişilikleri ve ayrıcalıkları bulunmaz.

“Siz eşsiz bir kar tanesi değilsiniz… Siz de diğer her şey gibi çürüyen birer maddesiniz…”

Tyler bu kaos projesi ile diğer tüm olası güçlü bilinçaltlarını topladı ve hepsini saf dışı bıraktı. Kaos Projesi bunun için bir kılıftı.

Jack’in sarışın çocuğu neden öldüresiye dövdüğünü hiç düşündünüz mü? Çünkü o diğerlerinden farklı… Saçıyla, zekâsıyla ya da becerileriyle… Tyler’ın herkesin gözü önünde onu okşaması ve ilgi göstermesi Jack’i delirtiyor. Tyler bunu bilerek yapıyor çünkü “Jack biliyorsa Tyler da biliyordur…” Böylece Tyler harika bir iş çıkararak başka bir kişiliği daha elemiş oldu…

Sonuç olarak ne kaos projesi, ne projeye katılanlar ne de paper Street evi… Hiçbirisi gerçek değil…

Burada aklınıza şöyle bir soru gelebilir..

Bunların hiçbirisi gerçek değilse bunun anlamı nedir?

Burada birkaç teoriden bahsedebiliriz ancak benim için en geçerli teori şu:

Filmin bir yerinde tuhaf bir şey oluyor. Kamera birden sallanmaya başlıyor ve kenarlardan sinema şeritleri görülüyor.

Evet, bu görünenler tam olarak sinema şeridi… Bunun tek bir anlamı olabilir: İzlediğimiz filmin üzerinde ya da dışında bu filmle oynayan birisi daha var ve bunu bize hissettirdi… Olayı filmin içinde bir film gibi düşünebiliriz.

Dövüş Kulübü film incelemesini 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir