FilmAnalizi.net

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!
game of thrones-8.sezon- 5. bölüm-11

Game of Thrones (G.o.t) 8. Sezon 5. Bölüm Analizi

5. bölüm bence, efsane bir diziyi sekizinci sezonda intihara yönlendiren senaristlerin dizinin tabutuna çaktıkları son çivi olmuş. Bölümün baştan sona kadar eleştirilebilecek o kadar çok yönü var ki… Ben bunların birkaç tanesini söyledikten sonra artık diziyi eleştirmenin bir işe yaramadığını seyrettiklerimizin senaristlerin bilinçli bir tercihi olduğunu son bir kez hatırlatmak istiyorum.

Game of Thrones (G.o.t) 8. Sezon 5. Bölüm Fragman / Trailer İzle

Öncelikle Demir Donanma’nın daha önce bir ejderhayı hiç zorlanmadan nasıl yere indirebildiğine şahit olmuştuk. Ancak savaşın başlangıcında onlarca gemi ejderhayı vurmak için hazırlıkta beklerken ve ejderha onları hiç şaşırtmadan havadan kendini göstere göstere gelirken onu nasıl vuramadıkları büyük bir soru işareti ve sanki seyircilerin aklıyla alay etmek gibi olmuş. En azından bir şaşırtma taktiği uygulanabilir veya Gece Kralı’nın yaptığı gibi bir süre sonra savaşa dahil edilebilirdi. Okların ejderhalar için nasıl ölümcül olabildiğini görmüştük. Bu sahne Ejderha Kraliçe’sinin her şeyini ortaya koyduğu bir kumar gibi düşünülebilir ama okların ejderhayı vuramaması diye bir şey bence söz konusu olamazdı; zira onların ne kadar isabetli atış yapabildiğini geçen bölüm görmüştük.

İkinci olarak ejderhayı kaybetmenin savaşı kaybetmek olacağını çok iyi bilen Daenerys ejderhasını bu kadar açık hedef yapmamalıydı. Ejderha o kadar değerli ki onu kaybetmek savaşı kaybetmekle neredeyse eşit. Onun böyle bir hamle yapması akıl alır gibi değil.

Ayrıca son bölüme yakışır bir savaş bekleyenler de hayal kırıklığına uğrayacak çünkü küçük çatışmalar dışında hiç savaş olmadı desem herhalde abartmış olmam.

Şimdi bu eleştirilere bir nokta koyarak bölümde neler olduğunu konuşmaya başlayalım.

Lord Varys’ın Ölümü

Lord Varys’ın ölümüne üzüldüm diyemem; çünkü kendisi bir tercih yapmıştı ve tercihinin sonucunun eğer yakalanırsa ölüm olacağını biliyordu. Hatta önceki bölümde Tyrion’ı tarafını iyi seçmesi gerektiğini söyleyerek üstü kapalı tehdit bile etmişti. Ayrıca Tyrion ona “Peki ya Daenerys’e ne olacak?” diye sorduğunda onun öldürüleceğini ima ettiğini biliyoruz. İşte bu nedenle Lord Varys’ın ihanetini öğrenen Khaleesi’nin onu öldürtmesi çok yerinde bir karardı ve başka türlü davranamazdı. Çünkü bu doğrudan doğruya bir isyan ve ihanetti. Bunun cezasıysa belliydi. Aksi bir durumda Khaleesi zayıflık göstermiş olurdu ve sonunu hazırlardı.

Ancak burada şunu söylemem gerekiyor: Lord Varys, Cersei’nin sivilleri neden kaleye aldığını çok iyi biliyordu ama kaleye sığınan bu masum insanların ölmemesi gerektiğini savunuyordu. Khaleesi ile yaşadığı en büyük görüş ayrılığı buydu. Bölüm sonunda gördüklerimiz Lord Varys’ın endişesini haklı çıkardı. Khaleesi’nin sivillere neden saldırdığını az sonra konuşmayı düşünüyorum ama söylemek istediğim şey Lord Varys’ın endişelerinde haklı çıktığı… Bu arada onun Khaleesi’ye ihanetini haklı buluyor gibi bir konuma da düşmek istemem; çünkü ne olursa olsun Kraliçesi’ne hem de bu en kritik anda ihanet etmemeliydi, onu yarı yolda bırakmamalıydı. İşte bu nedenle onun ölümüne ve Khaleesi’ye zarar verememesine sevindim. Bu arada Lord Varys’ın ölümü özellikle Sansa’nın kullanmak isteyeceği bir malzemeye dönüşebilir.

Khaleesi Neden Sivilllere Saldırdı?

Khaleesi savaşı kazandığı kesinleştikten sonra hatta şehrin teslim olduğunu gösteren çanlar çaldıktan sonra kelimenin tam anlamıyla şehirde taş üstünde taş bırakmayacak şekilde hem de asker ve sivil ayrımı gözetmeksizin şehri yakmaya başladı. Onu sivillere saldırdığı için tabi ki eleştirebiliriz ancak onun bunu neden yaptığını anlamaya çalışalım.  Khaleesi’nin böyle davranma neden davrandığı son birkaç günde yaşadıklarında gizli. O artık halkın kendisini seveceği ümidini tamamen kaybetti. Kuzeyi savunmak için yaptığı savaşta en yakınları birer birer öldü.

Khaleesi yalnız kaldı. En çok güvendiği kişilerden yani el-lerinden ihanet gördü. Aslında ona ihanet eden sadece Lord Varys değildi; Tyrion, Sansa’dan öğrendiği bilgiyi doğrudan Kraliçesi ile paylaşmalıydı ama o öyle yapmadı; bunu Lord Varys ile paylaştı. Ben Lord Varys’ın öldürüldüğü sahnede açıkçası Tyrion’ın da öldürülmesini bekliyordum; ama Khaleesi belki de yapılacak savaşı göz önünde tutarak belki başka nedenlerle ona olan güveni tamamen bitse bile Tyrion ve Lord Varys’ı aynı kefeye koymadı. Tyrion, her ne kadar hata yapsa da Khaleesi’ye doğrudan ihanet etmedi. Khaleesi Tyrion ve Lord Varys arasındaki farkı ayırt edebilecek kadar zeki birisi.

Ama sonuç olarak Khaleesi ihanet üstüne ihanet gördü ve çevresindekilere olan inancı çok sarsıldı. Lord Varys’ın ihanetini öğrendikten sonra günlerce kimseyle konuşmadı ve bir şey yemedi. Onun bitkinliği zaten yüzünden okunuyor. Ancak onu sarsan ve yıkan bence bu ihanet değildi. Khaleesi uğruna Kuzey’e geldiği belki Demir Taht’a saldırma planlarını ertelediği Jon Snow’un artık onu sevmediğini anladı. İşte Khaleesi’yi çıldırtan şey buydu. Uğruna bir ejderhasını kaybettiği, hayatının en büyük amacı olan Demir Taht’ı almak için Cersei’ye saldırmayı ertelediği ve bence gerçekten sevdiği Jon Snow’un artık onu sevmediğini anladı. Sevdiği adam onu sevmiyorsa halk onu nasıl kraliçe olarak kabullenecekti? İşte o an Khaleesi sevgi ve korku arasında bir tercih yapmak zorunda kaldı. Halk ya onu sevdiği için ya da ondan korktuğu için ona boyun eğecekti. Khaleesi sevginin imkansız olduğunu anladı; çünkü en yakını bile artık onu sevmiyordu. Geriye tek bir seçenek kalıyordu: Halkın ondan korkması…

İşte onun bu tercihinin arkasında yatan psikoloji buydu. En yakınları tarafından ihanete uğrayan, çevresinde belki Lekesizler dışında onu gerçekten seven hiç kimse kalmamıştı. Khaleesi’nin istediği şey bu değildi. Bu psikoloji onu adeta delirtmiş ve kendinden geçmesine neden olmuştu.

Hatırlarsanız yedinci sezonda Khaleesi tam üç ejderhaya ve büyük bir orduya sahipken ve Demir Taht’a saldırarak onu alma gücü varken sırf sivilleri düşündüğü için bu saldırıyı yapmıyor ve erteliyordu. Ama yaşadıkları işte onu bu çılgınlık noktasına kadar sürükledi.

Cersei’nin ölümü

Beşinci bölümde dizi hayranlarını memnun etmeyecek belki de kızdıracak en önemli sahne Cersei’nin ölümü olabilir. Onun kale düşmeden önce adeta çıldırdığını ve aklını kaybetme noktasına geldiğini gördük. Savaşı kaybettiklerine bir türlü inanamıyordu. Demir Donanma’nın hala Karasu Körfezi’ni tuttuğunu düşünüyor; Kızıl Kale’nin şehrin en güvenli yeri olduğun savunuyordu. Adeta aklını kaçırmış gibiydi. Şehir gözlerinin önünde küle dönüyordu ama Cersei bunu kabullenmek istemiyordu.

Cersei işte bu durumdayken ve Kızıl Kale yerle bir olmuşken gizli geçitleri kullansa bile oraya nasıl ulaştığı bir soru işareti olan Jaime Lannister tarafından kurtarıldı. Ancak geçit yıkıntılar tarafından kullanılamaz hale gelmişti. Jaime Lannister ve Cersei birbirlerine sarıldılar ve yıkıntıların altında kalarak can verdiler. Bu bence Cersei için çok kolay bir ölüm oldu. Onun Khaleesi ile yüzleşmesini ve en azından Missandei’in intikamının alındığını Khaleesi’nin ağzından duymayı çok isterdim.

Khaleesi’nin Bu Tercihi Neye Mâl Olacak?

Açıkçası Khaleesi, Jon Snow başta olmak üzere herkesin güvenini tam anlamıyla kaybetti. Jon Snow hiçbir zaman tahtı istememişti ve son ana kadar Khaleesi’nin yanında durdu ve onun için savaştı. Ama az önce söylediğim gibi Khaleesi’nin istediği şey onun sevgiydi ama bunu elde edemedi. İşte bu yüzden o Jon Snow’u bile kaybetmek pahasına bu saldırıyı gerçekleştirdi. Sonuçta onun bu tercihi hiç şüphesiz kendisine çok pahalıya patlayacak. Sansa başta olmak üzere herkesin eline verdiği bu koz onun aleyhine olacak. Ancak artık onun bunların hiçbirisi önemsediğini düşünmüyorum. Herkes gibi Khaleesi de bir tercih yaptı ve yaşadığı ihanetler ve şoklar onu bu tercihi yapmaya zorladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir