Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

Tutunamayanlar: Dizi Neden Hala Çizgisini Bulamadı?

Tutunamayanlar bel altı kullanılmadan da komedi yapılabileceğini göstermeye çalışan önemli dizilerden birisi… Mahalle ortamını yansıtarak insanımıza içten ve bizden bir bakış sunmaya çalışıyor. Villalarda yaşayan elitlerin mahallenin anlayamayacağı sözüm ona elit yaşamları üzerinden komedi yapmaya çalışmıyor.

Dizi sekizinci bölüme kadar ulaştı ve genel olarak beğeniliyor. Umarım ki çok daha iyi yerlere gelir. Bu videoda dizi hakkında birkaç izlenim paylaşmak istiyorum.

Bir önceki bölümde yer alan edebiyat mafyası gerçekten güzel bir açılımdı. İmtiyaz Bey bence harcanmaması gereken bir karakter. İleriki bölümlerde ara ara ortaya çıkarak mahalleye daha farklı fitne tohumları ekmesi diziye renk katacaktır.

Şimdi dizi hakkında birkaç endişemi dile getirmek istiyorum. Eleştiri demek istemiyorum. Çünkü ortada büyük bir emek var ama birilerin dizinin çıkmaz sokaklara ve klişelere yönelmeye başladığını yapımcılara söylemesi gerekiyor. Onlardan beklenen şey kolaycılık değil zekice senaryolarla sağlam bir absürt komedi ortaya koymaları…

Ben dizide Hicabi karakterinin şu an korkunç bir boşluk yaşadığını düşünüyorum. Diziye üniversite rektörü, çıkarcı ve herkesi kullanmaya çalışan bir karakter olarak giren Hicabi şu an ortalıkta başıboş bir halde geziniyor. Amacı yok, kalacak bir evi ve yapacak bir işi yok. Şinasi Yurtsever inanılmaz bir oyuncu. Onun Kardeş Payındaki Hilmi karakteri baştan sona kadar aynı çizgide ilerleyen çok sağlam bir karakterdi.

Tutunamayanlar’a bence çok iyi bir başlangıç yapan Hicabi şu an tamamen harcanmaya başladı. Çok pasif ve etkisiz birisine dönüştü. Dizi yapımcılarının elinde Şinasi Yurtsever gibi bir oyuncu var. Ona çok daha etkili roller ve acilen tutunabileceği mantıklı bir iş vermeleri gerekiyor. Dizi senaryosu sanki haftalık yazılıyor gibi bir imaja büründü dikkatli izleyicilerin gözünde… Yapmayın sayın yapımcılar… Günü bile zor kurtaracaksınız böyle giderseniz…. Dost acı söyler…

Yapım Aşk Üçgenlerine Hapsedilmeye Başlandı

Dikkat ederseniz dizi son bölümlerde aşk çıkmaz sokağına hızlı bir giriş yaptı. Dizide romantizm tabi ki işlenebilir. Ama en başlarda gayet yerinde olan bu romantik ve duygusal doz yavaş yavaş artmaya başladı. İrem ve Tarık ikilisi her ne kadar apayrı dünyaların insanı olsa da hadi diyelim ki aralarında bir şekilde olmazlar oldu ve elektriklenme başladı… Buna bir de Ayşe ve Lütfü aşkı veya yakınlaşması eklenince dizi romantik bir havaya büründü. Tutunamayanlar eğer absürt komedi çizgisini romantik komediye doğru kaydırırsa sıradanlaşmaktan kurtulamaz.

Birkaç söz de özellikle Ayşe ve diğerleri için söylemek istiyorum.

Ayşe diyelim ki kendi iş yerini açamıyor. Tamam bunu anlıyoruz. Ama onu eve hapsetmek de neyin nesi? Farklı yerlerde çalışabilir, renkli kişilerle tanışabilir… Diziye renk getirecek olaylar eklenebilir senaryoya Ayşe sayesinde… Ayşe’nin zengin ve elit Belgin’in yanında çalışmaya devam etmesi diziye inanılmaz malzemeler sağlayabilirdi… Ama onun evde oturduğu ve annesiyle atıştığı senaryoları yazmak daha kolay tabi ki…

Diğer taraftan Belgin karakteri de korkunç bir hızla aynen Hicabi gibi harcanıyor. Onu zengin muhitten koparıp mahalleye tıkma becerisini gösterdi ya senaristler onları alkışlıyorum. En azından Jet Sosyete’deki Gizem kadar tutarlı bir çizgi takip etmeliydi Belgin… Senaristler nasıl ve neden sıradanlığa ve basitliğe kaçar gerçekten anlamıyorum… Sekizinci bölümdeyiz ama hala karakterler yerli yerine oturmadı… Gerçekten sağlam oyuncular var dizide ama hepsi birer birer harcanıyor.

Söylemek istediğim bir diğer nokta şu: Tarık karakterini anlıyoruz. Tamam o biraz geç anlayan, iş bulamayan hatta gittiği işlerde iş verenin nasıl bir eleman aradığı bilmekten bile aciz birisi… Ama son bölümlerde onu iyice gerizekalı yapmaları şart mıydı? Ölüm tehlikesi geçirdikleri depoda söylediği sözler ve yaptıkları kesinlikle ilkokul çocuğu seviyesinde. İrem gibi bir elit aile çocuğu bu sahneden sonra bırakın ona yakınlaşmak ondan iyice uzaklaşması gerekiyordu. Depoda İrem onu boğup atmadığı için çok şanslı bence. Tarık bu kadar da aptal olamaz. O yaşa gelmiş birisinin bu kadar aptal olması bence Tarık karakterini itici ve sinir bozucu birisi haline getiriyor.

Sekizinci bölümde medyatik çocuk Tarık göndermesi vardı. Senaristler her gün dizide gönderme yapılabilecek yüzlerce olayın yaşandığı bir ülkede yaşıyorlar ve bula bula bunu mu bulmuşlar? O çocuğun sorunları varsa ona doğru yönlendirme yapmak gerekmiyor mu? Ne gerek vardı böyle basit bir gönderme yapmaya?

En başta söylediğim gibi dizinin iyi olmasını çok isterim. Ama birilerinin özellikle senaristlere yapıcı eleştiriler yöneltmesi de gerekiyor. Dizi çıkmaz bir sokağa doğru hızla ilerliyor ve başlarda oluşan kredisini harcamaya çoktan başladı bile… Tekrar edeyim. Dost acı söyler; alınmak yok.

Tutunamayanlar dizi incelemesini 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir