Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

Netflix Marianne Dizisi Sezon 1 Bölüm 3 Özeti (Kolay Birisi Değilim)

Bu bölümde tekrar yazmaya başlayan Emma’nın yazdıklarıyla gerçek hayatta yaşananlar arasında sıkı bağın olduğunu hatta bağdan öte yazdıklarının birebir aynıyla gerçekleştiğini görüyoruz.

“Çocuk oyunları oyun değildir.” (Montaigne)

Bölümün açılığında denizin sığ bir yerinde ölmüş halde bulunan beş inek cesedi görüyoruz. İlk bölümde gördüğümüz peder bu cesetlere bakıyor ve telaş içerisinde kiliseye koşuyor. Şu sözler ona ait: “Elden’de kötülük var. Gerçek kötülük… Her şeyi yok tüketip yok eden türden.” Peder daha sonra Emma’nın kişisel bloğunu açıyor ve orada son yazdığı sayfaları okumaya başlıyor.

“… Harrow Körfezi dengeyi hiç sevmezdi zaten…” Emma’nın burada bahsettiği körfez inek cesetlerinin bulunduğu yer.

Bir önceki bölümün sonunda ortaya çıkan Emma’nın annesi evine geliyor. Ancak kadın sanki kendinde değil gibi. Kendisini bir odaya kapatıp Emma’yı çok sevmediğini vs. söylüyor. Daha sonra kendisine geldiğinde bu sözleri söylediğini hatırladığını ama bunları söylerken kontrolün kendisinde olmadığını anlatıyor.

Diğer tarafta Emma’nın da kontrolünü kaybeden ve sağlıklı düşünemeyen bir birisine dönüştüğüne şahit oluyoruz. Çocukluk arkadaşı Sebastien’ın evine yemek davetli olan Emma, evde alkol alır ve henüz eve gelmeden planladığı gibi Sebastien’a sarkıntılık eder. Aynı zamanda onun hamile karısını yani Sophie’yı da çeşitli söz oyunlarıyla aşağılamaya çalışır. Ona, “Çocuk Sebastien’dan mı?” diye sorabilecek kadar mantıksız davranır. Sebastien sonunda Emma’ya “Böyle bir şeye dönüştüğünü bilmiyordum.” der.

Bir önceki bölümde yaşlı kadının tehdit ettiği çocuk Hugo’nun, Sebastien ve Sophie çiftinin çocuğu olduğunu öğreniyoruz. Hugo ortalıktan kaybolur ve herkes telaşlanır. Bu sırada ekrana gelen görüntülerde tam beş tane küçük çocuğun dizide sıkça duyduğumuz şarkı eşliğinde gece vakti yürüdüklerini görüyoruz.

“Marianne Salı günü doğdu / Çarşamba mutlu oldu / Perşembe evlendi / Cuma cadı oldu / Cumartesi yakalandı / Pazar yargılandı / Pazartesi asıldı”

Çocuklar deniz fenerinin kenarına gelirler ve yanlarındaki iple kendilerini asmaya çalışırlar. Emma, intihar eden inekleri romanında yazdığını biliyordu. Kayıp çocukları duyduğu anda yazdıklarını hatırladı ve çocukların deniz fenerinde olduğunu anladı.

“Lilian gecenin fısıltısının söylediğini yaptı. Kabaran sularda beş buzağı boğdu ve yangın kulelerinin yanında beş çocuk astı.”

Oraya vardıklarında çocukları ölmeden kurtarmayı başarırlar. Bu sırada Sebastien ve Emma’nın asistanı Camille çocukları kurtarmaya çalışırken Emma yardım etmek için araçtan çıkamaz çünkü emniyet kemeri bozuktur ve onun çıkmasını engeller. Araçtan geç çıkan Emma aslında öyle olmasa bile çocukların yardımına gitmediği izlenimi verir.

Bölümün önemli olaylarından birisi Camille’nin Emma’yı terk etmesi. Camille artık onun çalışmak istemediğini söyler. “Sen zehirlisin Emma ve beni de zehirliyorsun.” Camille, Emma’nın insanları kullandığını düşünmektedir. Diğer taraftan onun Emma’dan korkmaya başladığını da söylemek gerekiyor. Emma bu konuşma sırasında şu ürpertici itirafı yapar: “Bana korkunç şeyler oluyor. Yazdıklarım gerçek oluyor.”

Emma, yaşlı kadından kurtulmak için gözünü karartıyor ve önceki kitaplarında yazdığı teknikleri uygulamaya karar veriyor. Kiliseye giderek kutsal sudan alıyor. Aynı zamanda haç işareti bulunan bir demir… Emma yaşlı kadının evine gidiyor ve onu bayıltarak sandalyeye bağlıyor. Sonra da yaşlı kadına babasının yerini soruyor. Yaşlı kadın ancak yazmaya devam ederse babasını serbest bırakacağını söylüyor ve not edilmesi gereken önemli bir cümle sarf ediyor. Bunu yaşlı kadının ağzından ilk kez duyuyoruz (daha önce kızı aracılığıyla bunu söylediğini duymuştuk ama seyirciler olarak bu sözlerine ilk kez şahit oluyoruz.): “Beni sen yazdın. Ben oyum. (Marianne’yi kastediyor)” Bunları söylerken kadının gözlerinde tuhaf bir görüntü meydana geliyor ve sesi değişiyor. Emma, kutsal suyu kadının kafasına boşaltıyor. Bu sırada kadın çığlık atıyor ve Emma’yı tüm yakınlarını öldürürüm, diye tehdit ediyor. Bu arada Emma’ya “Ergen katili… Hatırlıyor musun? Hiçbir şey yapmadan izledin…” diyor. Onun bu sözlerle ne kastettiğini henüz bilmiyoruz.

Emma tüm gücüyle kadının kafasına demiri vuruyor. Ağzından kanlar akan ve adeta boyun kemikleri kırılan kadın az sonra gülerek kendisine geliyor. Emma, babasının bulunma haberiyle oradan ayrılırken onu tehdit ediyor: “Seni cezalandıracağım!”

Emma, hastaneye gittiğinde babasını dedektifin bulduğunu öğreniyor. Dedektif onu bulabileceği ipuçlarını takip ederek iyi bir iş çıkarmıştır.

Emma eve geldiğinde bir şokla karşılaşır. Annesi kanlar içindedir ve öldürülmüştür. Az sonra evin içerisinde bulunan yaşlı kadının kahkaha seslerini duyar. Onu yakına çıkan Emma onu öldürmek için boğazını sıkar. Tam bu sırada içeriye Camille girer ve yaşlı kadını ölümden kurtarır. Ona kalp masajı yapmaya başladığı anda yaşlı kadının görüntüsü var anda aşağıda görülen fotoğraftaki gibi olur.

Bu görüntü muhtemelen kitaplarda bulunan Marianne çizimiyle aynı. Camille merdivenlerden aşağıya yuvarlanır ve kımıldamadan yatmaya başlar. Yaşlı kadının ağzından bir şeyler çıkar. Büyük olasılıkla onun içerisinde bulunan kötü ruh artık onun bedenini terk etti. Emma hareketsiz yatan üç bedenin ortasında kalakalır (annesi, Camille ve yaşlı kadın)…

Marianne dizi incelemesini okumak için tıklayınız.

Marianne 1. sezon 1. bölüm özetini okumak için tıklayınız.

Marianne 1. sezon 2. bölüm özetini okumak için tıklayınız.

Marianne 1. sezon incelemesini 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir