Filmanalizi.NET

Film Analizinin Vazgeçilmez Merkezi!

Netflix Dark Dizisi Kronolojik Anlatımı Sezon 1 Bölüm 8 NE EKERSEN ONU BİÇERSİN

Bir önceki bölümde Ulrich, yaşlı Helge’yi takip ederek mağaranın içerisine girmişti. Ancak bilindiği gibi mağaranın ucunda iki tane yol bulunuyor. Ulrich, Helge’nin hangi yola saptığını göremiyor ve kendisi soldaki yolu tercih ediyor. İşte bu aslında onun ve Helge’nin ayrıldığı an. Çünkü Helge sağdaki yolu takip etmiş ve 1986 yılına geçiş yapmıştı. Kendisi sol yolu tercih ettiğinde ulaşacağı tarih 1953 yılı oldu.

İşte bu bölümden itibaren artık 3 farklı zamanı takip etmeye başlıyoruz: 2019, 1986 ve 1953. Dikkat ederseniz bu tarihler arasında tam olarak 33’er yıl bulunuyor. Bunun mantığı daha önce Charlotte’den dinlediğimiz 33 yıl döngüsü. Bu teoriye göre her 33 yılda bir kez tüm gezegenler tekrar eski haline geliyor ve evrendeki olaylar birbirini tekrarlamaya başlıyorlar.

Bu kez 1986 yılında olgun olarak gördüğümüz karakterlerin 33 yıl önceki hallerini seyretmeye başlarız. Örneğin 1986 yılında yaşlı bir polis memuru olan Egon Tiedemann burada genç bir delikanlıdır. Mesleği hala aynıdır; Egon 1953 yılında da Winden’da görevli bir polistir.

Şimdi 1953 yılındaki olayları takip etmeye başlayalım. Bu tarihlerin nükleer santralin kuruluş yılları olduğunu anlıyoruz. Zaten birinci bölümdeki radyo haberinde bu yıllara işaret edilmişti. Santralin yapılacağı alanda tam iki oğlan çocuğunun cesedine ulaşılır. Görüldüğü gibi her üç zamanda da olaylar sanki birbirinin kopyasıdır.

Yapılan otopside her iki çocuğun da buralardan olmadığı sonucuna varılıyor. Çocuklardan bir tanesinin Arap olabileceği söyleniyor. Diğeri kızıl saçlı. Onun üzerinde beyaz renkli boynuzlu bir at dövmesi olduğu görülüyor.

Bu bölümde yabancı ve saatçi yani gizemli makine yapan gözlüklü beyaz saçlı adamın zaman hakkındaki konuşmalarını-teorilerini dinliyoruz. Bu teorilerden burada bahsetmiyorum ancak genel olarak solucan deliğinden, onun zamanda bir bükülmeye yol açtığından, böylelikle geçmiş ve geleceğin birbirini etkilediğinden bahsediliyor. Böylece mağaranın içerisinde zamanda kırılmaya yol açan bir solucan deliği olduğunu anlıyoruz. Bu solucan deliğini tetikleyen yani oluşmasını sağlayan olay da nükleer santralde meydana gelen bir patlama…

Bölümün bence en önemli olaylarından bir tanesi Agnes Nielsen ve oğlu Tronte Nielsen’ın Winden’a gelişleri… Agnes’in Winden’a neden geldiği bir gizem olsa da sonuçta onların 1953 yılında bu bölgeye geldikleri anlaşılıyor. Tronte Nielsen’ı 1986 yılında gazeteci olarak göreceğiz.

Agnes Nielsen, polis olan Egon Tiedeman’ın evinde oda kiralıyor. Sanırım evler oldukça büyük olduğu için o oda kiralama olayı o yıllarda yaygındı. Bu orada kiralama olayını daha sonra bir başkasından daha dinleyeceğiz ama gelecek bölümlere ait spoiler vermiyorum. Agnes, eve geldiğinde Doris yani Egon’un karısı ona kocası hakkında soru soruyor. Agnes kocasının öldüğünü söylüyor ama bu sırada Tronte’yle göz göze geliyorlar. Kocasının öldüğü bilgisi büyük olasılıkla doğru değil.

Bernd Doppler’in 1953’te Winden’a nükleer santral kurmak için yaptığı çabaları görüyoruz. Bernd Doppler 1986’da Claudia Tiedemann’ı işe alan yaşlı yönetici. Bernd, nükleer santral inşaat alanında bulunan iki çocuğun cesedini santral işine yapılmış bir sabotaj olarak görüyor.

Bölümün önemli olaylarından birisi küçük Helge’nin Claudia’nın köpeğinin mağaraya kaçmasına neden olması. Bu köpeğin ilerde nerede ortaya çıkacağını göreceğiz.

Claudia’nın 1953 yılında Helge’ye matematik çalıştırdığını görüyoruz. Yani Claudia’nın hem zeki birisi olduğunu hem de daha o yaşlarda para kazanmayı öğrendiğini anlıyoruz. Claudia’yı 1986 yılında nükleer santral yöneticisi olarak göreceğiz.

Claudia’nın 1953 yılında Helge’ye matematik çalıştırıyor.

Agnes Nielsen ve Egon Tiedeman ilk karşılaştığı sahnede geçen önemli bir detay bulunuyor. Egon ona Wilden’a bu kasabaya neden geldiğini soruyor. Agnes büyükannesinin Windenlı olduğunu söylüyor. Ancak onun kim olduğunu söyleyemeden konuşma kesiliyor. Onun büyükannesinin kim olduğu detayı merak ettiğimiz bir durum. Birinci sezonda bunun cevabını bulamıyoruz.

Bölümün en beklenmedik anı Ulrich Nielsen’ın küçük Helge’yi öldürmeye çalışması. Ulrich gelecekteki ölümlerden sorumlu olduğunu düşündüğü Helge’yi öldürürse ölümlere ve çocuk kaçırma olaylarına engel olabileceğini düşünüyor. İşte bu nedenle Helge’nin başını taşla ezerek onu sığınağa atıyor. Ulrich Helge’yi öldürmeyi başardığını düşünüyor.

Bu bölümde yabancının elindeki aletin ne işe yaradığını da öğreniyoruz. Bu alet temelde bir solucan deliği oluşturmaya yarıyor. Bilindiği gibi mağarada oluşan solucan deliğini tetikleyen olay nükleer santralde meydana gelen patlamaydı. İşte bu alet bu patlamanın yaptığı etkiyi meydana getirebiliyor. Yabancının, saatçiyi ziyaret etme amacı elinde bulunan aletin tamire ihtiyacı olması. Ancak saatçi bunu kabul etmiyor ve yabancı elindeki aleti de bırakarak oradan ayrılıyor. Söylenmesi gereken bir diğer önemli nokta aslında kendi içerisinde bir paradoks barındırıyor. Ulrich saatçinin dükkanında kabanını unutuyor. Kabanın içerisinde bir cep telefonu var. Saatçi bunu buluyor ve incelemeye başlıyor. Onun zaman makinesini yapabilmesi ya da tamamlayabilmesi bu cep telefonu sayesinde olacak. Yani Ulrich oraya geldiği zaman geçmişte yaşanmış hiçbir olayı değiştiremediği gibi zaman makinesinin yapılabilmesi için gerekli olan bilgiyi saatçiye teslim etmiş oluyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir